On Parmağında Sayısız Marifet: Erim Hısım

Erim Hısım öğretim üyeliğinin yanı sıra büyük firmalara danışmanlık yapıyor, eğitimler veriyor, kitap ve makaleler yayınlıyor. On parmağında sayısız marifet olan Erim Hısım’la siz One okurları için söyleştik.

Röportaj:  Yusuf Eren Yalçın

Öncelikle bu uzun soluklu söyleşiyi kabul ettiğiniz için size teşekkür borçluyuz:) Erim Hısım’ın iş ve akademi dünyasında bilinirliği çok yüksek. Yeterince tanımayanlar için ise erimhisim.com güzel bir kaynak. Ama biz yine de sizden dinlemek istiyoruz Erim Hısım’ı. Kimdir, ne yapar, nasıl yaşar, ne için yaşar?

erim hısım

erim hısım

Öncelikle ben size teşekkür ederim bu satırlarda yer verdiğiniz için. Doğrusu en zor sorudan başladınız; kimim, ne yaparım, nasıl ve ne için yaşarım (istediğim sorudan başlayabilir miyim:)). Benim gibi bir geveze ile röportaj yapma cesaretinizden ötürü öncelikle sizi tebrik ederim. Erim Hısım kimdir, bunu sanırım başkaları söylemeli ama ne yapar; Hayatı eğitimle geçer, Kime; Öğrencilerine ve öğrenmek isteyen herkese. Nasıl yaşar; Dolu dolu, çok öğrencisi vardır, onun için çok da öğrenir. Ne için yaşar; İz bırakmak için, güzel derin ve kalıcı bir iz…

Herbiri ayrı uzmanlık gerektiren birçok konuda profesyonel eğitimler verecek düzeyde donanımlısınız. Çok şeyi ‘iyi’ bilen biri olmak iyi bir şey mi? Zaman zaman Hıncal Uluç sendromu yaşadığınız oluyor mu:)

Aslında dışarıdan bakıldığında sanıyorum geniş bir yelpazede eğitimlerim olduğu gibi bir algı oluşabiliyor. Ancak detay bakıldığında konuların birbiri ile iç içe, yakın ve tamamlayıcı oldukları görülecektir. Donanımlı mıyım, doğrusu bilmiyorum. Ama eğer öyleysem bu başta aileme ve eğitmenlerime ama en çok ta öğrencilerime borçlu olduğum bir olgudur. Mesela geçtiğimiz yıllardan birinde daha önce dersimi alan öğrencilerimin, okul yönetimine baş vurup benden tekrar ders almak istemeleri benim için unutulacak bir şey değildir. Benim için yeni olan bir ders ile ilgili gelen bu istek, inanın öğrencilerimi reddetmeme adına görev oldu. Çalıştım, hazırlandım ve birkaç yıldır en severek verdiğim derslerden biri oldu.

Öte yandan bilginin ilk seviyesinin, bilmediğini bilmek olduğunuda unutmamak gerekiyor. Veremiyeceğim eğitim konuları da çok geniş bir liste oluşturuyor ama henüz bu listeyi hazırlamadım :)

Öngörüyor muydunuz böyle bir yaşam ve kariyer çizgisini? Bir kariyer planlaması dahilinde mi bugünlere geldiniz?

Yok, doğrusu bunu öngördüğümü söyleyemem. Benim ülkemde belli bir yaşa kadar gözünüz bağlı gibi dolaşıyorsunuz aslında. Bir de benim çocukluk ve gençlik dönemimi hesaba katarsanız, koşullar bu günlerden çok ta farklıydı. Ben çocukken “sucu” ya da “kömürcü” olmak isterdim. Hiçbir zaman asker, polis itfaiyeci ve doktor gibi heveslerim olmadı. Neden sucu; eve en sık gelen yabancıydı o. Her damacananın mührünün açılışı (o zamanlar öyleydi) ve küpe dökülüşü (o zapan su toprak küpte tutulurdu) hala zihnimde tazeliğini korumaktadır. Bu gün hala suyun dökülürken çıkardığı sesi, ya da kömürün kamyondan atılış sesini size ağzımla çıkarabilirim:) Dolayısı ile,ufkumuz oydu o yıllarda. Allahtan tüb su keşfedildi ve doğalgaza geçildide eğitmen olabildim.

Tamamen tesadüfen böyle oldu gibi bir sonuç ta çıkmasın. Yıllarla birlikte biraz farkındalık ve bilinçlenme, ardından kendimi buldum. Bir daha dünyaya gelsem (ki bu benim son gelişim) yine eğitmen olmak isterdim.

İnsan kaynakları kavramı Türkiye’de yeterince önemseniyor mu?

Ne yazık ki yeterince önemsenmiyor. Çünkü kıymeti bilinmiyor. Bu güne kadar binlerce kardeşime İnsan Kaynakları Yönetimi eğitimi vermeye çalıştım. Sanıyorum onlar konunun önemini kavradılar ve yaşadıkça daha da fazla idrak edecekler. Ayrıca tüm eğitimlerimde, yöneticilere, patronlara, yarın girişimci olacaklarada bazı kılavuz bilgiler, istatistikler vermeye çalışıyorum. Bu öğrenci kitlesi benden aldıklarını bir kartopu olarak kollansınlar istiyorum. İstiyorum ki bire bin katsınlar ve bayır aşağı yuvarlasınlar, kocaman etsinler. Sonrasımı (iz bırakmak demiştim ya).

Firmalar çalışanlarının motivasyonunu nasıl sağlamalı? Performans yönetimi nasıl olmalı?

Buradaki en kritik olgu adalet aslında. Eğitimlerimde bu bölümü anlatırken bir tuzak soru soruyorum genellikle. Ben yöneticiniz olsam ve size eşit davransam ne dersiniz diye soruyorum. Genellikle de buna bir itiraz oluşmuyor. Oysa insanlar eşit değiller. Deneklerin eşit olmadığı koşullarda eşitlik bırakalım adalet olmayı, gerçek bir adaletsizlik oluyor ne yazıkki.

18438_286365552507_717882507_3270991_6261729_nMotivasyon da çok geniş bir kavram. İsterseniz minik bir kısmından yani ödülden bahsedeyim burada. İnsanları motive etmek için kullanılan ödül varya hani ondan. Ödül konusunda ne yazık ki çok sığ uygulamalar görüyoruz. Herkese, her zaman aynı ödül uygulanmaya çalışılıyor. Oysa örneğin benim en sevdiğim şey sucuklu yumurta, hatta şu anda sarısı sertleşmemiş (ekmek banarak dağılan cinsten) bir versiyonu için bu röportaja ara bile verebilirim. Ya yeni yemekten kalkmışsam, ya siz ye da bir başkası yumurtadan hoşlanmıyorsa, sucuk sevmiyorsa. Ödül derken kimin için ve ne zaman soruları irdelenmeli. Ödül için biraz çeşitlilik ve daha da önemlisi biraz da farklılık olmalı. Yoksa kimse motive olamaz.

İşe alım süreçlerinde Türk firmalarının interneti etkin olarak kullandığını düşünüyor musunuz? Bu konuda dünyanın neresindeyiz?

İstatistiksel olarak oldukça iyi durumda olduğumuzu düşünüyorum. Yani kullanan kurum da kullanan aday da çok. Mesela en büyük üç kariyer portalında da hemen hemen aynı adayları bulmak mümkün olabiliyor. Kurumlar ise bir yerinden bu alemde yer almaya bakıyorlar. Ancak ben yine de efektif bir kullanım olduğunu sanmıyorum. Üstelik mavi yakalı kesim şimdilik bu dünyadan oldukça uzak. Bu da etkiyi ve kullanımı doğal olarak daraltıyor. Biz çoğunlukla yeniliklere önce bir direnç gösteriyor ardından da inanılmaz bir biçimde sahip çıkıyoruz. Teknolojinin yaygınlaşması ile çok daha iyi olacağız bu kunuda, kimsenin şüphesi olmasın.

Firmaların yeni mezunlara yönelik insan kaynakları politikaları nasıl olmalı?

Genelde firmalar yeni mezunlara, deneyimsiz arkadaşlara belli bir mesafede duruyorlar. Oysa bugün hangi konumda olursak olalım, unutmamalıyızki bir zamanlar biz de deneyimsizdik. Üstelik deneyim elde etmenin yegane yoluda bir yerlerden başlamaktan geçiyor. Deneyim satılan, devralınan bir şey değil. Ayrıca benim deneyimim, genç arkadaşların inanılmaz üretken ve yaratıcı olduklarını göstermekte. Bu yaş grubu inanılmaz başarılı çalışmalara imza atabiliyorlar. Yeter ki şans verelim.
İnsan kaynaklarını politikalarını firma yöneticilerinin inisiyatifinden çıkarıp bir kurum politikası haline getirmek için ne yapılmalı?

Her şey eğitim ve bilinçlenmeye dayanıyor. Aslında çok enteresan bir yol var; kurum yöneticilerine ve özellikle de patronlara İK politikalarının ne kadar çıkarlarına hizmet ettiğini anlatmak mümkün. Akabinde de çalışanların ve elbette müşterilerin ortak çıkarlarının da buradan geçtiğini göstermek olası olabiliyor. Bu sayede daha çok ve daha mutlu müşteri sağlıyorsunuz. Bu da daha çok kar demek oluyor, bunu red etmek pek kolay değil sanıyorum:)
Kariyer planlaması üzerine çalışmalarınız var. Türkiye gibi sosyal, ekonomik ve siyasi koşulların öngörülebilir olmadığı ülkelerde kariyer planlaması yapmak olanaklı mıdır? Kişi kendi dışındaki değişkenleri nasıl kontrol altına alabilir?

Bu kolay bir iş değil tabi. Ama buna mecburuz. Bunu satranç oyununa benzetmek isterim izninizle. Bu oyunu bilenler 2,3,hatta 8, 10 hamle sonrasını ve birçok değişkeni hesaplamak zorunda kalırlar. Bu zor olabilir ama mümkündür. Bir çok kişi iyi satranç oynayabilmektedirler. Benim ülkemde satranç ne kadar ve nasıl mı oynanır? Benim ülkemde yaygın olan tavla kültürüdür. Sonuç mu? Zar gelmedi der geçeriz…

Çocukların küçük yaşlardan itibaren kariyerist olması için koşullandırılması doğru mu? Gelişmiş ülkelerde nasıl yürüyor bu işler?

Her yaşın kariyer uygulamaları farklı olmalı. Aşırı yükleme kötü sonuçlar doğurabilir. Ama dur canım büyüyünce bakarız dersek inanın çocuklar büyümüyor ve çocuk kalıyorlar. Bizim ülkemizde kötü olan çocukluk ve ondan çıkış hatta ergenlikle çakışan ve bir türlü bitmeyen sınav maratonu. Bu arada bir yandan kariyer falan zor oluyor tabiki. Tek tesellimiz ise “elle gelen düğün bayram”.
Geleneksel yönetim anlayışının artık değiştiğini belirttiğiniz bir yazınızda patronun artık firma sahibi değil müşteri olduğunu ve yeni patronu memnun edemeyen firmaların mutlaka yok olacağını söylüyorsunuz? Bu konuda Türk firmaları için gözlemleriniz nedir? Yeni patronu kabullenebildiler mi?

Henüz değil belki. Ama kum saati işlemeye başladı çoktan. Ya kabullenecekler ya da yok olacaklar.

erim hısımDünya ekonomisi bundan 3 yıl öncesine dönebilecek mi tekrar?

Sanmıyorum. Aslında çok ilgilenmiyorumda. Bizim işimize ve önümüze bakmaktan başka bir seçeneğimiz yok sanırım. Çok mutlu olduğum bir konudan da bahsetmeden geçemeyeceğim. Allahtan ekonomist değilim…
Dünya ekonomisini düze çıkarmak için bir öneri hakkınız olsaydı, dünya liderlerine neyi salık verirdiniz? Yakın ve uzak gelecekte bir sosyal ve ekonomik iyileşme için pratik ve sürdürülebilir bir çözüm öneriniz var mı?

Böyle bir şansım olsaydı, hepsinin emekli olmasını ve yerlerini gençlere bırakmalarını arzu ederdim. Yani her gün 23 Nisan olsa mesela…
Türk gençliği olarak neyi daha iyi, daha farklı yapmalıyız? Örneğin Kuzey Avrupalı ortalama bir genç neden ortalama bir genç Türk’ten daha başarılı?

Ben bizim gençlerimizi başarısız bulmuyorum. Olaya biraz da veriler le bakmak gerekiyor. Biz gençlere ne veriyoruz da ne bekliyoru. Gençlerin çoğu işsiz, eğitimsiz. Eğitim alanların eğitimi yetersiz. Kuzey Avrupa dediniz. Orada bu gün doğan biri 70-80 yıl sonra nereye defnedileceğini biliyor. Bizim akşam eve döneceğimizin garantisi yok.

Dünyada bir sosyal medya rüzgarı var. Bu sağlıklı bir durum mu? Geleceğin dünyasında soyal medya türü yapılanmaların yeri ne olacak?

Bu hem sağlıklı hem de kaçınılmaz bir durum. Basılı medya hız kesti bile. Bir süre sonra teknolojinin de baskısı ile iyice ufalacak ve hatta yok olacak. Bunu gören medya devleri yönlerini bu alana çevirdiler bile.

Kariyeriyle ilgili yaşamsal kararlar alma aşamasında olan genç kariyeristlere ne önerirsiniz?

İlk iş olarak kendilerini tanımaları gerekiyor. Belki komik gelecek ama insanların çok önemli bir kısmı kendilerini tanımıyor, tanıyamıyorlar. Bunun için kullanılabilecek en basit yöntemler, staj ve part time işler. Bunların dışında kulüp faliyetleri, mesleki toplantılar ve organizasyonlar da yol gösterici olabiliyor. Denemekten korkmamak ve başarısızlıklardan da asla yılmamak gerekiyor. Mutlaka her kez için ona uyan bir iş, meslek ve çalışma biçimi var. Bunu bulduktan sonra yaptıklarımıza ise iş değil hobi diyoruz.

Teşekkür ederiz Erim Bey.

Ben çok teşekkür ederim, sizin aracılığınızla herkeze başarı, mutluluk ve bol şanslar diliyorum…

Yorum Sahası

  • nihal bengisu diyor ki:

    çok dersine girdim erim hocanın. süper bir hocadır gerçekten de…
    sevgilerr

  • kamil diyor ki:

    çok başarılı teşekkürler

  • AYLA BİRİCİK diyor ki:

    nefis bir söyleşi olmuş kutluyorum emeği geçen herkesi

    Ayla b.

  • Anonim diyor ki:

    Güzel yorumlar için herkeze çok teşekkür ederim

  • Yusuf Eren Yalçın diyor ki:

    Teşekkür ederimmmm Asuman Yalçın.. Genel Yayın Yönetmenimiz Ömer Üner’e de bir teşekkür etmemiz gerek. ANNECİM iyi dileklerin için çok teşekkür ederimmm =) böyle mütavazı bir yorum yaptığını gördüğümde senin oğlun olmaktan tekrar çok büyük gurur duydum.

  • asuman asuman diyor ki:

    harika bir röpörtaj herkes okumalı

  • asuman diyor ki:

    gençler için erim hocanın verdiği mesajlar çok önemli herkes okumalı . ne mutlu böyle eğitimcilerimiz var röpörtaj yapan genç arkadaşada erim hocaya da teşekkürler.

  • yusuf eren yalçın diyor ki:

    Erim Hısım tanışılması gereken bir insan ; iyi bir akademisyen , iyi bir baba , iyi bir dost…
    Kısacası egoları bir kenera itmiş mükemmel bir rol model kendisine tekrar çok teşekkür ederim…

Görüş Bildir

Login with Facebook: