İşsiz Kalmanın Garantili Yolları

Parasal Zekâ’nın yazarı HAKAN TURGUT işsiz kalmanın garantili yollarını ONE Dergisi’ne anlattı.

Parasal zekâ isimli kitabın yazarısınız. Girişimcilik okulu ve parasal zekâ gibi faydalı eğitimler veriyorsunuz. Sizce gençlerde sıra dışı mı olmalı, sıra dışılığı nasıl anlamalıyız?

hakan turgut one 1Olayın özünde insanın kendini tanıması yatıyor. Aslında herkes kendi nevi şahsına münhasır bir kişiliğe sahip, hepimiz farklıyız. Ancak bazıları kendilerindeki cevheri fark edip onu açığa çıkarıyor, bazıları ise farklı ve iyi olduğu yönü ortaya çıkaracak cesarete sahip olmadığı için toplumsal değerlerin ona dikte ettiklerini yapıyor. Bu anlamda herkes sıra dışıdır, ancak bazıları daha cesurdur.


Gençler hayallerini gerçeğe dönüştürmek, kariyer basamaklarında hızla tırmanmak için nasıl bir yol izlemelidirler. Derslerimi geçsem yeter düşüncesi sizce doğru mudur?

Bir hayalin gerçeğe dönüşebilmesi için önce hayale sahip olmak gerekiyor. Bugün hayalim var diyen pek çok gencin aslında hayali falan yok. Derslerde bazen soruyorum öğrencilerin hayattan beklentilerini. Cevaplar çoğu zaman klasik; ev, araba, mutlu bir aile vs. Çoğu maddi şeyler ama bunlar onların gerçekten hayali değil. Eğer gerçekten hayaliniz varsa cevabınız araba olmaz, bir şey gerçekten hayalinizse onu en ince ayrıntısına kadar tarif edersiniz dersiniz ki 2010 yılının 13 temmuzunda saat 13:00 itibarıyla 2011 model siyah, içi bej deri döşeme triptronik vitesli, 3824 cc’lik, 355 beygir güç üreten bir Porsche Carrera 4S’e biniyor olacağım. Bu bir hayaldir. Araba sahibi olmak bir hayal değildir. Hayal kurmayı maalesef birçok insan bilmiyor. Bundan sonraki aşamada bu hayali hedefe dönüştürmek gerekir yani yazılı hale getirmek. Hayaller yazılı hale getirildikten sonra onlara ulaşmamız için gerekli olan yol haritasını çıkarır ve projelerimizi hayata geçiririz. Bunların sonucunda da bazı hedeflerimize ulaşırız. Bazılarına ulaşamayabiliriz ama gerekli çabayı göstermiş olmanın verdiği mutluluk her iki durumda da garantidir.

Kariyer basamaklarını hızla tırmanmak kulağa çok hoş geliyor. Bunun yolu erken başlamaktır. Üniversitede öğrenciyken çalışmaya başlayanlar, çalıştıkları kurumları doğru seçerler ve gerçekten kariyer yapmak istedikleri alanlarda ve firmalarda çalışmaya başlarlarsa mezun olduktan sonra çok çabuk yöneticilik pozisyonlarına yükselebiliyorlar. Derslerimi geçsem yeter, diplomamı alır iş başvuruları yaparım diyen yeni mezunların bir çoğu işsiz kalıyor maalesef. İşe girenler de istemedikleri şartlarda çalışmak zorunda kalabiliyorlar. O yüzden ben üniversite öğrencilerine okurken çalışmayı tavsiye etmiyorum, beni mazur görürlerse emrediyorum!

Bu çalışmanızda farklı bir baslık kullanarak dikkatimizi farklı bir yöne çekmişsiniz. Peki bize kısaca işe alınmamanın garantili yollarını anlatabilir misiniz?

Aslında o başlığın orjinali “işsiz kalmanın garantili yolları”. Bu, son dönemlerde üniversite öğrencileri arasında gözlemlediğim bir sıkıntıydı. Onlara yardımcı olmak için böyle bir içerik ürettim. Üniversitelerde okuyan birçok öğrenci mezun olduğunda iş bulamıyor. Bir de iş bulamadığı sürede boş durmayayım diyenler var ki onlar yüksek lisans programlarına giriyorlar, bir ölçüde kabul edilebilir. Ayrıca askeriliği tecil etmek için yüksek lisans yapanlar var ki bu kısım tam bir facia! Peyami Safa diyor ki insan yaşlanarak değil yaşayarak öğrenir, zaman sadece armutları olgunlaştırır. En iyi öğrenme yöntemi çalışmaktır yüksek lisans yapmak doktorayı tamamlamak düzinelerce kitap okumak değil. Bunlar tamamlayıcıdır, önce iş gelir. Bizde ise hele şunu da okuyalım, hele diplomayı da alalım, şu sertifikaya da sahip olalım gibi bir anlayış var. İşleri diplomalar ve sertifikalar yapmaz, siz yaparsınız. Sizin sahip olduğunuz yetenekler yapar. O halde amaç daha fazla yeteneğe sahip olmak olursa iş bulmanız kolaylaşır. Yeni yetenekler ise en iyi çalışarak öğrenilir, hem öğrenir meslek sahibi olursunuz, hem de bunun için size para öderler!

Gençler okudukları zaman içinde belli bir hedefe kilitleniyor ‘kariyer’ adı verilen o kelimeye ulaşmak için ve cvlerini doldurmak için yaşamaya başlıyorlar. Sizce gençlerin bu cv işini bu kadar kafaya takıp, kendisini cv’ye yazmak yerine cvsinde görmek istediklerini hayatına kazıması doğru mudur?

Çok doğru bir yaklaşım. Kariyer kelimesi dillere pelesenk olmuş ama nedir, nasıl kariyer yapılır, bilen çok az. Kişisel olarak üniversite birinci sınıftayken bir özgeçmiş yazmıştım. Sonra olmak istediğim konumdaki insanların özgeçmişlerine baktım. Onların bulunduğu yere gelebilmem için en az onlarınki gibi bir özgeçmişe sahip olmam gerektiğini biliyordum. Bu yönde çalıştım ve sonra üstüne ne koyabilirim sorusunu sormaya başladım, sonucu söyleyeyim, üniversite ikinci sınıftan sonra hiçbir yere özgeçmiş göndermedim, hep işe davet edilen kişi oldum. Daha enteresanı bir mülakatta müdürüm özgeçmişime baktı ve “bütün bu özgeçmiştekilerin hepsini yaptın mı?” diye sordu. Adam inanamamıştı. Sistemli çalışarak herkes kendisini istediği yere getirebilir. Ben o dönemde o özgeçmişi hazırlayabilmek için internetten California’lı bir kariyer danışmanı bulmuştum. Onunla çalıştım ve istediğim yere gelmem için nasıl bir özgeçmişe sahip olmam gerektiğini bana sadece söylemedi aynı zamanda gösterdi. Onun bana gösterdiği yolda ilerleyerek istediğim sonuçları aldım.

Başarılı bir cvde olması gereken özellikler nelerdir?

Başarılı bir özgeçmiş her şeyden önce diğerlerinden fazlasını sunmalı. Üniversite mezunusunuz, sıradansınız, askerliğinizi yaptınız sıradansınız, bir yabancı dil biliyorsunuz sıradansınız, bilgisayar, internet ve ofis programlarını kullanabiliyorsunuz sıradansınız, staj yaptınız sıradansınız, bunlar sizi iş sahibi yapmaz. Bunlar minimum gereklilikler olmasına rağmen bugün birçok yeni mezunun özgeçmişinde hepsini birden bulmak zordur. Bunların üstüne koymak için ne yapılabilir? Çok fazla seçenek var, bunlar boş zamanlarınızı nasıl değerlendirdiğinizle ilgilidir. İkinci yabancı dil, yüksek lisans, bilgisayarlı muhasebe kursu, dış ticaret kursu, etkili konuşma kursu, web tasarım yeteneği, bir müzik enstrümanı çalabilme yeteneği, düzenli olarak uğraştığınız bir spor mesela satranç, tenis vb. katıldığınız toplu etkinlikler kongre, seminer konferans gibi bunların hepsi artıdır ve sizi diğerlerinden farklı kılar.


Mülakatlarda beden dili çok önemli deniyor. Sizce bu ne kadar önemlidir ve bu konuda önemsememiz gerekenler nelerdir?

Mülakatlarda en güzel kıyafetinizi giymelisiniz, güleryüzlü olmalısınız. İkincisi giyiminiz işin gerekliliklerine uygun olmalı. Üçüncüsü kendiniz olmalısınız. Kişisel olarak bu konuda birok yayın okudum ama mülakatlarda hiçbirini uygulamadım, hep kendim oldum, nasıl rahat ettiysem öyle konuştum ve davrandım. İnsanlara talimatlar verirseniz rol yapmaya başlıyorlar ve rol yapan birini hemen anlarsınız . Kendiniz olduğunuzda çok daha rahat iletişim kurabiliyorsunuz.

Cvlerin geneline baktığımızda iş tecrübesi isteniyor. Yeni mezunlar başvurdukları pozisyonda kendileri ile aynı seviyede fakat daha tecrübeli kişilerle yarışırken nasıl bir yol izlemeli, hangi özelliklerini ön plana çıkarmalıdırlar?

İşyerinde kariyer yapmak, hangi kurum olursa olsun daha akıllı daha zeki daha çalışkan insanlar için değil, daha dürüst daha sadık insanlar için kolaydır. Dürüstlük ve sadakat meziyetlerine sahip olan herkes dürüst ve sadık olmayan tecrübelilerden önde olacaktır.


Cvlerde yapılan en büyük hatalar nelerdir? İşveren üzerinde daha ilk andan olumlu bir etki bırakmak için neler yapılmalıdır?

Özgeçmişlerde ilk önce yazılması gereken işverenin işine yarayacak olan bilgiler olmalıdır. Birincisi sizin zihninizden çıkmış bir amaç cümlesi. İkincisi ise yine sizin yazdığınız ve niteliklerinizi anlattığınız bir kişisel tanıtım bölümü ki bu klasik özgeçmişlerde yoktur. Nitelikler bölümünde uzmanlık alanlarınız, hangi yeteneklere sahip olduğunuz vurgulanmalıdır. Mesela reklam satış kampanyaları düzenleyebilirim, proje yönetebilirim, zaman yönetimi konusunda deneyimliyimdir, gibi…

Kariyerimizi asıl belirleyen etken nedir? Mezun olduktan sonra yapabileceklerimiz mi yoksa mezun olmadan önce yaptıklarımız mı?

Bunların hepsi bir bütün. Çocukluk yıllarından itibaren yaptıklarımız kariyerimizde belirleyici rol oynuyor. Ama Hazreti Nuh, gemisini büyük tufandan önce hazırlamıştı.

hakan turgut oneBir iş görüşmesine gidildiğinde gençler neleri belirtmeden geçmemelidir? Mülakatta para, çalışma şartları vs. konuları konuşmak uygun mudur?

Bizim millet olarak bir özelliğimiz var, bir işe girerken AllahAllahAllahAllah!!! Nidalarıyla giriyoruz, çıkarken Allah Allaaaaaaah! Diye çıkıyoruz. Girdiğimiz gibi çıkabilmemiz için her detayın başta konuşulması gerekir. Para, çalışma şartları, sosyal haklar konuşulmadan bir işe girilmez, girilse de o işten bence verim alınamaz. Sadece birkaç aşamalı mülakat yapılıyorsa tanışma mülakatında maaşı konuşmak doğru olmayacaktır.

İş başvurularının geneline baktığımızda 2-3 yıl deneyim isteniyor. Peki, tüm şirketler deneyim ararsa yeni mezunlar nasıl iş bulacak?

Yeni mezunlar stajlarla ya da yarı zamanlı işlerle tecrübe açığını kapatacak. Deneyimsiz kişileri çalıştırmak istememekte şirketler haklı. Şirketler eğitim kurumu değil, üniversiteler eğitim kurumu. Sizi bir şirket sahibi olsanız çalışanlarınızın hem eğitimine para harcayıp hem de onları eğittiğiniz için para vermek ister miydiniz?

Bundan 10-15 yıl öncesine kadar iyi okuyanlar bir yere geliyordu. Okumak para kazanmak için yeterliydi. Şimdi ise iyi okumuş olmak yetmiyor. İş bulmanın gittikçe zorlaştığı bu dönemlerde iş arayan eleman değil de aranan eleman olmak için gereken özellikler ve yapılması gerekenler nelerdir?

Bir hocam var yüksek lisanstan, Doktor Emre Ilgazer. Sorbonne Üniversitesi’nde doktorasını tamamlayıp diplomasını alıyor ve profesörüne gidip diplomasını gösteriyor, “Hocam, çok mutluyum, diplomamı aldım, doktorayı bitirdim”. Profesörü ona “Dikkat et Emre diyor, elindeki kağıdın Lotus’tan bir farkı yok”. Lotus tuvalet kağıdı markası Fransa’da, Türkiye’de de bazı lokanta ve kafelerde rastlarız. Sonra ona diyor ki, bak oğlum hayatta karşına hep iki seçenek çıkacak, biri kolay diğeri zor. Benden sana tavsiye sen hep zor olanı seç diyor. Emre Ilgazer Ak Sigorta’nın Genel Müdürü ve Sabancı Holding’in yıldız yöneticilerinden biri olarak emekli oldu.
Karşılarına seçenek çıktığında zor olanı seçmeli arkadaşlar. Örnek internetten özgeçmiş sitelerine gidip form doldurarak mı iş arayalım, yoksa gazete, internet ve tanıdık referanslarıyla eleman arayan şirketlere bizzat özgeçmişimizi götürüp referansla gittiğimiz ilgili kişilerle görüşerek mi? İkincisi zor olan, ama ikincisini yapanların bir işi var, birincisini yapan yüz binlerce kişi ile konuşun bir yıldır iş aradıklarını söyleyeceklerdir! Külfet olmadan nimet olmuyor maalesef.

Üniversite öğrencilerinin geneline sorduğumuzda uluslararası ölçekli büyük şirketlerde çalışmak istiyorlar. Sizce kariyer hedeflerine uygun kariyer yapmak için çalışmaya küçük bir şirkette mi yoksa büyük bir şirkette mi başlanmalıdır?

Ben çok uluslu firmalarda da büyüme potansiyeli taşıyan firmalarda da görev yaptım. Bu kişinin yapısıyla alakalı daha çok. Kişisel olarak büyüme potansiyeli olan küçük bir firmayı büyük ve hantal bir kurumda memurluğa tercih ederim.

Hakan Bey Üniversite dönemi içinde kişisel gelişim adına neler yapılmalıdır? Sizde üniversitelerde bu konuda faydalı eğitimler veriyorsunuz. Sizce bu eğitimleri almak yeterli midir?

Eğitimleri almak en kolay iş, marifet eğitimlerde anlatılanları uygulamaktır. Kişisel gelişim adına benim en faydalı gördüğüm uğraş kitap okumaktır. Bol bol kitap okumasını ve öğrendiklerini hayatlarına sokmasını tavsiye ederim öğrenci arkadaşlara.

Gençlerin üniversite yıllarında kulüp, dernek, gönüllü çalışmalar vs. etkinliklerde bulunması son zamanlarda göze çarpmakta ve bu çalışmalara gittikçe işverenlerde önem vermektedir. Siz bu duruma nasıl bakıyor ve nasıl yorumluyorsunuz?

Kişisel olarak üniversite hayatımın hiçbir döneminde gönüllü görev almadığım bir kulüp, dernek faaliyeti ya da toplumsal etkinlik yoktu. Başkalarına yardım etmeyi, yaşadığı topluma değer katmayı düşünmeyen biri, çalıştığı kuruma katkı sağlamayı da düşünmeyecektir ve bence bankamatik memuru olmaktan öte geçemeyecektir.

Son olarak üniversite gençliğine söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Üniversiteli oldukları için çok şanslılar. Hayatlarının en güzel yıllarını yaşıyorlar, bence bunun kıymetini bilsinler ve boş zamanlarını nasıl kullandıklarına önem versinler. Çünkü boş zamanlarında yaptıkları faaliyetler, hayatlarındaki konumu belirleyecek. Bu güzel çalışmadan ötürü size ve derginize teşekkür ederim. Emeği geçen arkadaşları kutluyorum.

Röportaj: Elif Akbez

Yorum Sahası

Henüz yorum yok; ilk olmak ister misin ?

Görüş Bildir

Login with Facebook: