Eurasia Organics
Organik ürünler piyasasında faaliyet gösteren Eurasia Organics’in genç yöneticileri sorularımızı yanıtladı.
One Röportaj Servisi
Burak Bardakçı: 1988 İstanbul doğumlu. Marmara Üniversitesi İşletme 4. Sınıf öğrencisi. Aynı zamanda aile şirketi Çavuşoğlu Ayakkabı firmasının alt kuruluşu olan ayakkabicim.net internet servisinin yönetiminde yer alarak çalışmalarına devam etmektedir. Kurucu ortak olduğu EURASIA Organics Genel Koordinatörü görevini üstlenmekte.
Ahmet Şanda: 1982 İstanbul doğumlu. Bilgi Üniversitesi Siyaset Bilimi mezunu. Siyasetle ticaret arasındaki kararını ticaretten yana kullanan Şanda, önce aile şirketinde iş hayatına atıldı. Birkaç dış ticaret girişiminde bulunduktan sonra, EURASIA Organics’te lojistikten sorumlu kurucu ortak olarak çalışmalarına devam etmektedir.
Kemal Yavçın: 1983 Denizli Doğumlu. Doğuş Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunu. Denizlili olarak ruhunda hissettiği girişimciliği EURASIA Organics Kurucu ortağı olarak hayata geçirdi. Halen çalışmalarına EURASIA Organics’te ihracattan sorumlu kurucu ortak olarak devam etmektedir.
Öncelikle Eurasia Organics’in kuruluş öyküsünü bizimle paylaşır mısınız?
Kemal: Dış ticarete meraklı gençler olarak 2 yıl önce dış ticaret eğitimi veren bir kursta tanıştık. Ufak çaplı girişimlerimiz oldu. Bazısı başarılı oldu bazılarında ise sonuca ulaşamadık ancak biz buna kesinlikle başarısızlık demiyoruz. Çünkü bu girişimlerin hepsi bizler için birer tecrübe oldu. Her üçümüz de kendi işlerimizi devam ettirirken tesadüfen bir arada bulunduğumuz bir öğle yemeğinde bir anda çıkan fikirle, bu girişimin temellerini attık. Çok popülist gelebilir, ancak bu tip fikirler düşünmekle değil, bir anlık ışıkla ortaya çıkıyor. Bu ışığın her üçünüzün geleceği olabileceğini düşündük ve ilk adımı attık.
Burak: Zaten hepimiz dış ticaret eğitimi aldığımız için harekete geçmemiz hızlı oldu. Gerekli iş planlarını hazırladık ve iş paylaşımı ile bir yıl önce EURASIA Organics dünyaya geldi.
Son yıllarda özellikte refah düzeyi yüksek ülkelerde organik ürünlere çok ciddi bir yöneliş olduğunu görüyoruz. İç piyasa ne durumda? Türk halkı için organik ürün ne ifade ediyor?
Ahmet: Gelişmiş ülkelerde, örneğin Amerika, Japonya ve batı Avrupa ülkeleri gibi alım gücü yüksek bölgelerde artık organik ürünler lüks olmaktan çıktı. Gün geçtikçe bahsettiğimiz bölgelerde insanlar daha bilinçli seçim yapıyorlar. Yapay ve sağlıksız ürünlerden uzaklaşarak, güvenilirliği onaylanmış olan organik ürünlere yöneliyorlar. Sadece gıda sektöründe değil, mobilyadan giyime kadar geniş bir yelpazede organik ürünler tercih ediliyor.
Burak: Türk halkı için ise organik ürünler genelde lüks ürün olarak görülüyor. Ne yazık ki alım gücünün düşük olması organik ürünlere yönelmeyi zorlaştırıyor. Alım gücü yüksek olan kesim ise organik ürünler konusunda biraz daha bilinçli ve bu ürünlere daha çok ilgi gösteriyor. Ülkemizdeki refah düzeyi ve alım gücü arttıkça, diğer gelişmiş ülkelerde de olduğu gibi organik ürünlerin niş ürün olmaktan çıkacağını ve normal tüketim ürünleri arasına gireceğini düşünüyoruz.
Son krizden organik ürün sektörü de payını aldı mı?
Kemal: Bu seferki kriz biraz daha farklı. Önceki krizlerde A+ tüketici kesim hiçbir şekilde etkilenmez ve tüketime devam ederdi. Ancak bu sefer kriz tabandan tavana her kesimi etkiledi. Her düzey için etkilenme oranları farklı. Kısacası diğer sektörlere göre etkisi daha da az olsa da hiç olumsuz etkisi olmadı demek doğru olmaz.
Sektörün geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Burak: Organik ürünler sağlığını düşünen ve hormondan olabildiğince uzak durmak isteyen herkes için çok önemli. Kısacası bunun çıtasını göstermek hata olur. Özellikle tarımda yüksek kapasiteye ve üretim gücüne sahip bir ülkemiz var. Bu en iyi şekilde değerlendirmeli. Hükümet bu konuda çiftçiyi bilinçlendirilmeli ve bu bağlamda organik üretim için teşvikler oluşturulmalı. Hem iç pazar hem de dış pazar için geleceği parlak görüyoruz.
Eurasia Organics olarak geleceğe yönelik nasıl bir yol haritanız var? Örneğin 10 yıl sonra kendinizi nerde görüyorsunuz?
Ahmet: EURASIA Organics olarak hedef pazarlarımızda daha yayılmacı ve agresif bir politika izliyoruz. Buna yönelik olarak Çin ve İngiltere’de temsilcilikler oluşturduk. Amerika’da ise yerel bir firma ile partnerlik görüşmelerimiz devam ediyor. Orta vadede diğer hedef ülkelerdeki yerel firmalarla iş birliği oluşturmak istiyoruz. Zira ne ülkemizin ne de bizim kaybedecek zamanımız var.
Burak: Uzun vadede hedefimiz; perakende sektöründe de yer alarak global marka haline gelmek.
Daha çok hangi ürünler var portföyünüzde?
Kemal: Fındık, Antep fıstığı, badem, kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm, nohut, kuru fasulye, un ve bulgur. Bu ürünlerin hepsi organik ve her biri çeşitli kurumlarca organik olduğuna dair onaylanmış ürünlerdir. Onaylanmasını özellikle vurgulamak gerekli çünkü organik ürünlerde bu sertifikalar hayati önem taşımaktadır.
Bir genç girişimci olarak gençlere bu sektörde çalışmalarını önerir misiniz? Organik ürün sektörünü iş ve kariyer olanakları açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
Burak : Genç girişimcilere bu sektörde çalışmalarını öneririz. Ancak sadece organik sektörde değil, ülke ekonomisine ve gelişmesine katkı da bulunulabilecek, güçlü olduğumuz sektörlerin hepsinde ihracata yönelik çalışmalarda bulunmalarını tavsiye ediyoruz.
Kemal: Dünyada kolaydan ulaşılabilecek hiçbir şey yok. Mutlaka çaba sarf edilmeli. Eğer istek ve azim varsa üstesinden gelinemeyecek hiçbir iş yok. Tabii ki şans faktörünü de zihninde canlandıranlar olacaktır ancak şans çalıştıkça yaver gider.
Ahmet: Dış ticaretin ülkemizi kalkındırmada en önemli basamaklardan biri olduğunu ve bu basamağın da tarım sektöründen başladığını düşünüyorum. 2009 yılı için krizin etkisinin devam edeceği bir gerçek. Ancak bu bizleri yıldırmasın ve gençlerin mutlaka dış ticaretten az da olsa pay sahibi olması gerektiğini düşünüyorum.


























başarılar diliyorum