Spor Spikeri Erdoğan Arıkan
Ünlü Spor Spikeri Erdoğan Arıkan
Biraz kendinizden ve aile hayatınızdan bahseder misiniz?
Sakarya, Adapazarı doğumluyum. İlkokul’u Adapazarı, ortaokul ve yüksekokul’u Kocaeli’de okudum. 11-12 yaşımdan itibaren Kocaeli’ye, Gölcük’e taşındı ailem. 1989’dan itibaren ailemden ayrıldım, TRT sınavına girdim. Öncesinde 4 yıl özel bir şirkette boya pazarlama elemanı olarak çalıştım. 18-19 yıldan beri TRT’deyim. Evliyim eşimin adı Tülay, Efe adında 9 yaşında bir oğlum var. Hareketli ve seyahat etmeyi gerektiren bir işim var, hafta içi eşim ve oğlumla birlikte olmaya çalışıyorum, hafta sonu genelde programla ilgilendiğim için İstanbul’dayım ve onlara zaman ayıramıyorum. Hafta sonunun acısını çıkarmak için hafta içi onlara vakit ayırmaya çalışıyorum.
İşletme eğitimi aldınız bildiğim kadarıyla futbol geçmişiniz de var başka iş deneyimleriniz oldu mu? Neden spor spikerliği, finans sektörü veya futbolculuğu hiç düşünmediniz mi?
Futbolculuğu düşündüm ama olamadım. Türkiye’de futbol oynamak çok zor. Olamadığım için de anlatayım dedim. Bu babamdan gelen bir şey, onun da futbol hastası olduğunu biliyorum. Küçük yaşlardan beri beni maça götürürdü, uzun yıllar futbol oynadım amatör takımlarda ve okul takımlarında. Futbol spikerliği çok güzel bir meslek olarak geldi bana, yapabilir miyim dedim, TRT sınavları açılınca şansımı denedim. İyi ki bu işi seçmişim.
Spikerlik eğitiminiz yok, bunun zorluğunu yaşadınız mı?
Türkiye’de böyle bir zorluk olmaz bu tür iş kollarında, tabii bunu yıllar sonra anladım, bizim meslekle üniversitenin pek bir alakası yok. İletişim mezunları da pek şey bilmeden geliyorlar, yayın temelleri oluyor biraz. Geçen iletişim fakültesinde bir panel vardı şöyle dedim; hiçbir asistan, profesörü geçtim ama
bir asistan bile bizim yetiştirdiğimiz öğrenciler nerelerde çalışıyorlar, gerçek hayatta nelerle karşılaşıyorlar diye gelip bize sormuyor. Erdoğan Arıkan bak yanlış sunuyorsun bilimsel olarak böyle sunulmaz, ışığın, dekorun şöyle olursa daha iyi olur gibi bir alışveriş yok üniversitelerle TRT arasında. Bilim çok desteklemiyor, bundan dolayı ben çok zorlanmadım bir işletme mezunu olarak. Branşım çok farklı; öncelikle ses ve Türkçeye yani yeteneğe dayalı olduğu için zaten çok sıkıntı yaşamadım. Yine de böyle olmamalı, üniversitelerde iletişimse iletişim diğer dallarsa diğer dallarla etkileşim halinde çalışılmalı. Ben bütün iletişim mezunları TRT’ye gelsin demiyorum, ama haklarını arayabilirler, hocaların etkisi olabilir: yayın şirketleri çalışanların en az yüzde 30’u bundan mezun olanlar olsun gibi bir kanun çıkartabilir. Bu hem mezunların iş bulmasını hem de işin daha kaliteli olmasını sağlar. Bence böyle olursa sorunlar çözülebilir ama şu anda böyle bir hareket yok.
Bir nevi usta çırak ilişkisi söz konusu, sizin örnek aldığınız kişi kimdi?
Usta çırak ilişkisi var, olmalı da zaten, benim dönemimde Tansu Polatkan vardı, aynı zamanda hocamdır. Yani onun açtığı, gösterdiği yolda yürüyorsunuz ama bu iş öyle bir iş ki bir başkasının yolunda siz olmalısınız, özgün olmalısınız. Ama örnek aldığım kişi Tansu Polatkan’dır.
Ailenizin sporla arası nasıl, çocuğunuz sporu seçse onaylar mısınız?
Keşke seçse, spor kadar güzel bir şey yok. Zaten bu gidişle de sporu seçecek herhalde. Dede, baba üç nesil oldu, Efe benden daha iyi biliyor, daha iyi oynuyor, onun hayatı futbol. Onun için bana sporla ilgili bir şey seçecek gibi geliyor. Herkesin taklidini yapıyor, çok erken yetenek yeteneksiz demek için ama en azından bu konuda bir gözlem özelliği var.
Türkiye’de yapılabilseydi, şunu isterim dediğiniz bir proje var mı?
Türkiye’de projeden önce yaptığım Stadyum programının formatını değiştirmek isterdim. Seyircili olsun isterdim, herkesi kucaklayan bir program yapma planım var, eğer yapabilirsem. Yani o bildiğimiz tezahürat yapılan bağırış çağırış bir program değil de insanların da olup bitmiş maçlar üzerinden daha güzel yorumlar alabildiğim, daha canlı, daha interaktif ve bir haftanın nasıl geçtiğini yorumlayabileceğim bir program yapmak isterdim. Stadyum iyi program ama seyircisiz olması bana hep bir yanımızı eksik bırakıyor gibi geliyor. 2. bir projem daha var onu burada söylemeyi miyim bilmiyorum ama üniversitelilerle beraber bir proje, yeni sezonda bu olabilir belki. Her hafta bir üniversiteden futbola bakış, üniversitelilerin yaklaşımını anlatan bir program. Yaptığımız araştırmalarda şunu gördük, gençler olaylara farklı bakış açısıyla yaklaşıyor, yani insanların hayatlarına baktığın zaman görüşleri, duruşları çok değişiyor. Bu program hem TRT hem bizim için önemli. Öğrencilere armağanlar verebiliriz, olayı tersine işletecek bir sistem olabilir. Mesela ODTÜ’deyiz öğrencilerin katıldığı bir program ama sadece Odtü’lü öğrencilerin değil bütün Türkiye’ye ‘görüntülerle’ maçları anlatmak ve en iyileri seçmek. Daha fazla detay vermeyeyim.
TRT destek oluyor mu böyle projelere?
Olur, TRT’nin kelime kısıtlaması yok ben 18 yıldan bu yana böyle bir şeyle karşılaşmadım. Ancak benim yanlış kullandığım bir kelime düzeltilir. İyi sunduğunuz için ordasınız siz onun da bir sorumluluğu var, mikrofonda Türkçeyi düzgün kullanmalısınız. Ben 4. sezondur stadyum sunuyorum bugüne kadar neden böyle dedin diye kimse bana sormadı, hatalıysam da sormalı bu kontroller yapılmalı, yapılmazsa doğru yayıncılığı bulamazsınız.
Özel bir kanal düşünüyor musunuz?
Bu ortamda, krizde ve konumum gereğiyle düşünmüyorum. Su an olmasa bile önümüzdeki yıllarda olabilir. Özel televizyonlara gidenler değişiyor yargısına katılmıyorum. Bize ulaşabilecek seyirciler orada da bize ulaşıyor. Bizim programımız için şunu söyleyebilirim geçen yıl 60000 e-postayı Hacettepe sosyoloji bölümüne yolladık. Seyirciler ne istiyor, hangi taraftar daha çok izliyor, neyimize göre izliyor diye araştırdık ve herkesin bizi izlediği ortaya çıktı. E-posta sadece kriterlerin bir parçası olabilir çünkü daha çok gençler kullanıyor. Ama genel olarak baktığımızda hanımlar hariç herkes tercih ediyor ki biz onları da çekmeye çalışıyoruz: son 1 yılda hanımlardan da elektronik posta gelmeye başladı. En azından bizim programımız için geneli yakaladığımızı söyleyebilirim. İnsanlar artık sakin programlar istiyorlar, özel bir kanalda da bunun yapılabileceğini göstermek istiyorum.
Programın başından beri yorumcu değişiklikleri oldu, yorumcuları kim seçiyor?
Ortak karar veriyoruz, spor servisi müdürü ve stadyum ekibi farklı ve doğru seslerin orada olması için çalışıyoruz. Tercihlerimizi de bu yönde oluşturuyoruz.
Programınızda okul takımlarının fotoğraflarını yayınladığınız bir bölüm de var. Gençleri teşvik etmek için mi oluşturdunuz o bölümü?
Hedefimiz hep insanları çok seviyoruz olamaz, insanları çok seviyorsanız onlar için bir şeyler yapıyorsunuz demektir ama aslında kendiniz için yapıyorsunuzdur yani aslında bir şeyler yaptınız kişi kendinizdir. O yüzden biz bu fotoğrafları koyarken bir güzelliği paylaşıyoruz, tek taraflı bir şey değil biz de dönüş alıyoruz. Okulların fotoğraflarını yayınlıyoruz, pazartesi günü okullarda sizin okul çıkmış, stadyumu izledin mi diye konuşulsun, biz konuşulalım istiyoruz. Biz sadece çocukların yüzleri orda görünsün diye yapmıyoruz, karşılıklı bir alışveriş bu, biz de keyif alıyoruz onlar da keyif alıyor. Onlar yıllar sonra benim stadyumda fotoğrafım yayınlanmıştı diyecekler, bu bizim için geleceğe atılmış bir adım aslında. Sonuçta bize de faydası var bu olayın.
Hangi takımı tuttuğunuzu bizimle paylaşmak ister misiniz?
Bugüne kadar mikrofonlar önünde takımımı söylemedim, tabi ki tutuğum bir takım var ama bunun çok bilinmesinden yana değilim. Türkiye zor bir yer bundan. Neden zor bir yer derseniz kriz anlarında her şey çok doğru yaşanmıyor maalesef yani benim tutuğum bir takımla karşı tarafın bir maçım olduğunda sonuç karşı takım için olumsuz biterse zor bir durumda kalabilirim; bundan dolayı açıklamıyorum. Tabii ki ben de bir takıma gönül verdim. O kadar ilgilenmesem bu işi yapamam ama bugüne kadar açıklama yapmadım, yapmak da istemem.
Gelecek sezonda stadyumda neler deÄŸiÅŸecek?
Stadyum gelecek sezon da devam edecek artık bir klasik haline geldi futbolda. Formatında çok büyük değişiklikler olacağını düşünmüyorum çünkü çok oturmuş bir yapısı var. Benim hayal ettiğim projeler yeni futbol yayın ihalesi yapıldıktan sonra oluşabilir ancak. Spor durumuna göre şu an için bunların yapılması zor ama 2010-2011 itibariyle böyle bir format değişikliğine gidilebilir.
Hakan Şükür programa katıldıktan sonra tepkiler, eleştiriler ne yönde, ilk haftalarda programın ratinglerinde hızlı bir düşüş oldu, hatta Hakan Şükür’ün gideceği söylendi ama düşüş bir anda rating sıralamalarında üst sıralara çıkmaya dönüştü? Bunun nedeni neydi sizce?
Bir kere reytinglerin Hakan ile ilgisi olduğunu düşünmüyorum şöyle düşünmek lazım bunlar tabi ince detaylar ama kabaca oraya 4. kişinin gelmesi maç özetlerinin biraz daha kısalması anlamına geliyor ve Türkiye de az evvel sizden bir araştırmadan söz etmiştim insanların izledikleri şey maçın kendisi. Sonra yorumcular ve ne söyledikleri geliyor ve hatta giderek de yorumculara karşı söylediklerine karşı ilgi azalıyor. Bizim programda da bu meydana gelince reytingler düştü ve bu Hakan Şükür diye yorumlandı. Hakan zaten gidebilir onun burada durması gibi bir şey olamaz zaten çünkü o zaten yeşil sahalardan gelmiş çok iyi bu işi bilenlerden biri onun teknik direktör olması ya da bu işlerle uğraşması zaten beklenen bir durum.
Son olarak One dergisi okurları için söyleyeceğiniz şeyler var mı, kariyer hedefinde spikerlik olan gençlere vereceğiniz tavsiyeler nelerdir?
Bir defa böyle bir röportaj için teşekkür ederim. İzleyicilerle sadece ekranın önünde değil ekranın dışında da neler yaptığımı sizler sayesinde gösteriyorum. Ben 1989 yılında sınava girdiğimde yirmi bin kişi başvurdu fakat bunlardan 26 kişi alındı. Gençlere söyleyeceğim şu; bu iş tamamen şans işi, şansla başlayan bir yolculuk, doğru bir ses tonuyla doğacaksınız, doğru bir yerde doğacaksınız, ikisi bir anda olmazsa olmuyor maalesef. Türkiye’de değişik şivelerin konuşulduğu birçok yer var. Bu iki özellik bir araya geldiği zaman spiker olabilirsiniz işte o zaman biraz kendilerinde bu özellikler var mı yok mu iyi tartmaları lazım. Eğer varsa bunu yapabilecekleri çok şey var. Bir kere bizim işimiz utangaçlığı ve çekingenliği kesinlikle kaldırmayan bir iş, onun için gidecekler bu işi iyi yapan insanların kapılarını aşındıracaklar takip edecekle. Günlük gazeteleri çok iyi takip etmeleri ve ne istediklerini çok iyi bilmeleri gerekiyor. İstedikleri işi doğru tespit edip doğru kişilerden yardım istemeleri benim onlara en iyi tavsiyem. Tabi ki en önemli unsur ne olursa olsun çalışmak, çalışmak, çalışmak…

















Bu kadar iyi bir spiker olmanın püf noktaları nedir?Ve spierlikte maç esnasında istatistik vermenin avantajları ve dezavantajları nelerdir?Şimdiden teşekkrüler.
tarih 06,07,2010.. hollanda uruguay maçı birde yarı final maçı.. bütün dünya bu maca kilitlenmis ekranda uyuttunuz bizi resmen uyudum allah aÅŸkına bir seyredin tekrar performansınızı.. yok böyle biÅŸey ya torpille mi geldiniz siz iÅŸe .. tamam afrikada kaldınız 1 ay zor bir iÅŸ ama bu performansınızı etkiliyecekse gitmeyin abi….. birde ömer ürüldün faciası yok böyle biÅŸey ÅŸili yi yerden yere vurdu neymiÅŸ kafa kafaya top oynuyomuÅŸ brezilyaya.. helal olsun adamlara müthis top oynadılar elenmelerine ragmaen bence turnuvanın en baba takımıydı … siz bence çekilin abi olmuyo milyonları ayaÄŸa kaldırmanız lazımken uyuya kaldı herkez evinde
erdoğan arıkan fenerliyim diye açık açık söyledimi ben gs li diye biliyodum fb liysede geçmiş olsunn kupayı alamadılar çok sevindim..
mrb erdogan bey öncelikle sizden istedigim maçları tarafsız sunmanızı istiyorum ama sizdede malesef o yok ?tam bir fenerbahçelisiniz oh olsun bugunde fenerbahçe yenildi yayınınıza baktım yüzünüzden düşen onbin parça fener yenildi diye NOT:TRT DEN TARAFSIZ BİR SPİKER İSTİYORUZ
Erdoğan Arıkan bence cimbomlu, fener yeniince çok mutlu oluyor.