Siz Sordunuz Selim Çavuş Yanıtladı

Selim ÇavuÅŸ bir sosyal giriÅŸim gurusu. Dünya çapında organizasyonlara liderlik edecek kadar enternasyonal; kitap okuma etkinliklerini büyük bir şölene dönüştürebilecek kadar kreatif; bir kariyer dergisinin yayın yönetmenliÄŸini yapacak denli kariyerist…  Ortalama bir insanın bütün hayatına sığdıramayacağı baÅŸarıları yirmi küsür seneye sığdırabilen bir Çılgın Türk…  İnteraktif röportaj formatımızın konuÄŸu olan Selim ÇavuÅŸ sorularınıza içtenlikle yanıt verdi.
Burak Abidin Aksoy: Yetiştiğiniz aile ortamı ve sosyal çevre şu ankinden farklı olmuş olsaydı, Selim Çavuş aynı başarıları sergileyebilir miydi? Size Fikir danışan Genç Girişimcilerle yeterince ilgilenebiliyor musunuz ? Bazı noktalarda onlara kesin yapmalısınız yada şunları yapmamalısınız dediğiniz noktalar nelerdir? İleriye yönelik dönemlerde beraber calışabiliriz dediğiniz genç girişimciler var mı? Hayatınızda ki başarısızlıklara karşı duruşunuz, tavrınız ne oluyor ? Size göre fırsatın tanımı nedir?
Selim Çavuş: Ailemin yaşadıklarımda inanılmaz büyük bir katkısı vardı. Annem ile başlamak istiyorum; bana hep kendi ayaklarım üzerinde durmam konusunda öğütler verir ve hemen hemen her şeyi yapmayı bana öğretmiştir. Babam kendi babasından göremediği ’’evlatlarına güvenme ve onlara destek olma’’ konusunda beni müthiş desteklemiştir, hele bir abim var ki o bilmez bunu ama ben çocukluk yıllarımda nasıl giyinmem gerektiğinden tutunda, arabayla nasıl makasa girileceğini bile ondan öğrenmişimdir, çok kral biridir ve her zaman benimle gurur duyar.
Çevrenin bana şöyle bir katkısı oldu içinde bulunmuş olduğum ortamdan hep farklı işler yapmak nasib oldu bana. Biraz ayrık otluğu durumu yani. Durum böyle olmasaydı her şey kesinlikle farklı olurdu.
Bana gelen soruları mümkün olduğu kadar cevaplamaya çalışıyorum ama işlerin yoğunluğundan bazen zaman ayıramayabiliyorum. Onlara tek yapmaları gereken şey olarak vazgeçmemelerini söyleyebilirim. Çünkü artık bıkınca insanlar size bir cevap vermek zorunda kalıyorlar iş dünyasında, sonra da dost oluyorsunuz tanıtınca kendinizi.
Başarısızlık diye bir şey yok benim için. ‘’Sonucu keşfedilmiş denemeler’’ olarak değerlendiriyorum bütün yaşananları. Fırsat için de; Geçmiş ve gelecek yoktur, sonsuz bir şimdi vardır düsturunu kabul ediyorum hayatımda.
Nurettin Özdoğan: Sosyal Girişimci bir insanın ticari bir girişim yapması kolay mıdır?
Selim Çavuş: Bunu zaman gösterecek, ama sen hiç meraklanma Nurettincim. Hem sen hem de zaman bu soruya en güzel cevabı verecektir.
Tarık Ulucan: Aldığınız eğitimin kariyerinize katkısı oldu mu?
Selim Çavuş: Aldığım eğitim ve üniversite hayatım bana ‘’Akşemseddinlik ‘’yaptı diyebilirim. Bunu şöyle açıklayayım; Fatih Sultan Mehmet İstanbul’un fatihi, hocası Akşemseddin için de manevi fatihi derler bilirsiniz. Ben asla F. Sultan Mehmet gibi biri olamam ama herkesin planladığı idealler uğruna mutlaka bir şeyler yapma arzusu taşıdığını bilirsiniz. İşleri yaparken sana haddini bildirecek, aman haaa! bak bunlar da var diyecek, genç yaşta güzel ve başarılı işler yapsan da bak sen matematikte bunları bunları yapamıyorsun dedirtecek bir haddini bildirme mekanizmasına ihtiyacım vardı. Genç Birleşmiş Milletler kapanış konuşmasını yapıyorsunuz Sky TURK, tvnet, TRT konuşmayı canlı yayınlıyor. Gazetecilere demeç veriyorsunuz birkaç gün sonra gelip türev, integral, soyut matematik derslerine giriyorsunuz. Bu anlamda almış olduğum eğitim bana; hayatta daha başarısız olduğum yanları göstermesi ve ileride yapacağım işlerin ne olması gerektiğini keşfetmem adına çok katkısı oldu diyebilirim.
Aldığım seçmeli derslerin tümünü İşletme bölümünden tercih etmemdeki sebepte; matematik bölümünde kazanmış olduğum analitik düşünme yetisinin reel yaşamda ve iş dünyasından nasıl kullanabileceğimi öğrenebilmek içindi. Ve o derslerde resmen kendimi buldum diyebilirim. Beni üniversitede tanıyan bütün dostlarım; ‘’Sen keşke işletme okusaydın’’ diyor, ama ben şükrediyorum şu an matematik bölümü okuduğuma. Matematik ilmi en temelde problem çözmek içindir. Biz de matematik problemleri ile değil ama ülkedeki başka problemler için çözümler üretmeye çalışıyor ve bir katma değer sağlamaya çalışıyoruz.
Melahat Su Görcekli: Düşün Taşın Kulübünüzden bahseder misiniz? Ne tür etkinlikler düzenliyorsunuz?
Selim Çavuş: Bu soruyu soran arkadaşımıza özel teşekkür ederim. Düşün Taşın Kulübü hayatımın mihenk taşlarından birisidir diyebilirim. Dünyadaki Think Tank kuruluşlarına benzer bir format üzerine 2007 yılında kurmuş olduğumuz sivil bir oluşumdu. Gençtival ve Genç Birleşmiş Milletler Projesini gerçekleştiren Proje Grubu’ndaki çalışmalar devam ederken o zamanlar Proje Grubu Başkan Yardımcısı olan ve 6 ay önce evlendiğim Esra Hanım ile böyle bir kulüp kurmak ve şu faaliyetleri yapmak istediğimi kendisine anlatmıştım. 12 hafta boyunca Sıra Dışı Yaşam Becerileri seminer programını Bayrampaşa Gençlik Merkezi’nde yaklaşık 20 kişilik üniversiteli bir grup gence sunduktan sonra gerçekten sıra dışı, becerikli; Merve Özer, Onur Avcı, Mesut Samastı, Meryem Dindar, Melike Ay, Yunus Becit ismindeki farklı üniversitelerin farklı bölümlerinden insanları Esra ile beraber 20 kişilik grup arasından tabiri caizse cımbızladık.
İlk proje olarak onlara şunu söylemiştim; Dünyada başarılı olan insanların ortak özelliklerini araştırıp gelin diye. Bir sonraki toplantıda herkes ellerinde dosyalar ile geldi. Çıkan ortak sonuç: başarılı birçok insanın yaşam öykülerinin hemen hemen hepsinde periyodik olarak kitap okuduğuydu. Biz de ortak karar olarak her hafta bir kitap okuyalım dedik. 50 hafta boyunca hiç aksatmadan kitaplarımızı okuduk ve toplantılarımızda o kitaplarda neler öğrendiğimizi özetlemeye başladık. Sonrasında ekipteki arkadaşlara bu kitapların özetlerini blog sayfalarında yayınlasak nasıl olur demiştim. Ve herkes internette kitapların özetlerini yazmaya başlayınca o kadar güzel bir durum ortaya çıktı ki; Hayatlarında çok az şey yazmakta olan bizler internette blog yazarı olmuştuk. Sonrasında bu kitap okuma alışkanlığını biraz daha genele yayalım dedi arkadaşlar ‘’Para değil Kitap Topluyoruz ‘’ diye bir kampanya başlattık. 3 ile 1200’er adet kitap toplayıp kendi ellerimizle teslim ettik. Diyarbakır, Şanlıurfa ve Kırklareli… Kitap götürdüğümüz illerin Valileri bizleri kabul etti, devlet erkânı tarafından törenler düzenlendi.
Sonrasında her hafta bir kitap bitirme projesini acaba başkaları ile de paylaşabilirmiyiz diye düşündük ve ‘’KİTAP OKUMA GÜNLERİ’’ diye bir proje geliştirdik. 25 Ocak 2009 Pazar günü başlayan bu projede insanlarla 15 günde bir Pazar günleri bir araya gelip 1 saat boyuncaherkes istediği kitabı okuyor.
Sonrasında da o kitapların özetlerini birbirlerine anlatıyorlar. Kitap okuma günleri zannediyorum Türkiye’de bir ilki gerçekleştiriyor o da şu: Periyodunu hiç aksatmadan bugüne kadar 27 kez düzenlenmiş olan başka bir kitap okuma programı olduğunu düşünmüyorum.Bütün etkinlik fotoğraflarına  http://picasaweb.google.com.tr/kitabingonullumahkumlari adresinden bakabilirsiniz.
Size bu projenin biraz daha ilgi çekici yanını söyleyeyim; Biz bu proje ile Guinness Rekorlar Kitabı’na gireceğiz. Nasıl yani diyen okurları duyar gibi oldum bir an… Dünyanın en yüksek katılımlı kitap okuma etkinliği için hazırlıklarımız tam gaz devam ediyor. Nisan-Mayıs aylarında 15.000 kişiyi bir stadyumda toplayıp Guinness Rekorlar kitabına aynı anda dünyada bir araya gelip farklı kitapları okuyan insan topluluğu rekoru kıracağız.(www.dunyaninenyuksekkatilimlikitapokumaetkinligi.com)


Sırasıyla Kırklareli, Diyarbakır ve Şanlıurfa illerine götürdüğümüz kitaplar ve bizleri karşılayan yetkililer ve öğrenciler

Kitap Okuyarak Guinness Rekorlar Kitabı’na Gireceğiz
Bunun yanında 2 seri halinde 10’ar program olarak gerçekleştirmiş olduğumuz DüşünME TaşınMA toplantıları var. 2009 yazını değerlendirme adına hazırlamış olduğumuz bu projede de yazın herkes tatilde bir şeyler yaparken biz de kitap okuma günleri ile ve internetteki sitemizden (www.dusuntasin.net ) bizi takip eden arkadaşlar için böyle bir proje gerçekleştirdik. 10 Şubat 2010 Çarşamba akşamı 3. Versiyonuna başlayacağımız etkinliğin formatı gerçekten sıra dışI http://istegenc.isteinsan.com.tr/kampushaber/sosyal_aglari_sahaya_indiren_proje.html
Her hafta farklı bir konu üzerinde tartışıyoruz. İlk hafta: Sosyalleşmek, ikinci hafta: İletişim konusunu konuşurken 5. Hafta yukarıda resmini gördüğünüz farklı farklı katılımcı profilleri ile ortaya bir kasa sarı elma ve içine sadece bir adet kırmızı elmayı koyarak arkadaşlar bu hafta konu budur dedik ve öyle hararetli bir tartışma oldu ki aramızda, o toplantının resimlerini internet sitemizde gören TRT1 Sabah Haberleri programı muhabiri Erkan Bey beni bir gün aradı ve dedi ki; Biz Düşündük Taşındık sizin bu bir kasa elma ile yapmış olduğunuz DüşünME TaşınMA toplantınızın aynısını canlı yayında yapmanızı istiyoruz dedi. Taksim Tünel’deki bir cafede saat sabahın 08:00’inde biz toplanıp TRT’nin sabah haberleri programına 15 dakika canlı bağlanıp bu toplantılarımızın aynısını orada gerçekleştirdik. http://picasaweb.google.com.tr/kitabingonullumahkumlari/TRT1SabahHaberleriProgram#

4. DüşünME TaşınMA toplantılarından bir görüntü
Özetlemek gerekirse; Düşün Taşın Kulübü ekibimle; çok az düşünüp taşındığımız günümüzde ülkemizdeki %94 olan TV izleme oranı, %4.5 oranında olan kitap okuma oranı arasındaki farkı azaltmak istiyoruz. Kendini ifade etmekte zorlanan gençlerin fikirlerini paylaştıkları hem de vizyon sahibi başka gençlerle bir araya gelip ‘’Bu ülkede böyle düşünen ve böyle işler yapan insanlar da var mı?’’ dedirtecek sıra dışı işler yapmaya çalışan bir ekibiz biz.
Kerem Yılmaz: Kendinizi hangi unvanla tanımlarsınız? Girişimci, sosyal girişimci, aktivist vs. Neden?
Selim Çavuş: D hiçbiri. Kendimi öyle bir tanımlama olsa’’ Vesile Olucu’’ olarak tanımlamak isterim. Çünkü hem sosyal girişimler sırasında hem de profesyonel hayatımda hep genç ve gözlerinde ışıltı olan insanlarla çalışmalar yaptım /yapmaktayım. Onların hayatlarında bir kelebek etkisi meydana getirebildiysem kendimi mutlu addediyorum. O yüzden bugüne kadar yaptığım işlerle girişimci, birçok gencin hayatına dahil olmuş olan ürettiğimiz projeler vesilesi sosyal girişimci, ekibimle beraber yürüttüğüm Kitap Okuma Günleri ve DüşünME TaşınMa projeleri ile başlatmış olduğumuz hareketten dolayı da aktivist olduğumu düşünüyorum.
Burak Abidin Aksoy: Selim Cavus ‘u Selim Çavuş yapan değerler nelerdir? Temel Prensiplerinizi bizimle paylaşır mısınız? Başarılı olmak mı yoksa değer katmak arzusumu daha baskın içinizde…?
Selim Çavuş: Bütün hayatımı sizin de ifade ettiğiniz gibi değer katmak üzerine kurguladım ben. Kendime sürekli ‘’Odak noktan nedir bu hayatta? sorusunu sorarım. Herkesin para para diye birbirini dövdüğü bir dünyada benim odağımda maddiyat olmasını istemiyorum. Siz, insanların hayatı için bir değer ürettiğiniz ve onlara bir şeyler kattığınız zaman; başarı da para da arkadan geliyor zaten.
Genç yaşta kıpkırmızı bir elma olarak farklılığınız göz alıyor ve hayran bırakıyor.
Seval Sönmez: Hayal kırıklığı, vazgeçme, umutsuzluk gibi kurtlar sizi çürütmeye çalışırlar mı ve bunlarla nasıl mücadele edersiniz?
Selim Çavuş: Hayal kırıklığı ve diğer saymış olduklarınızı hissetmek gibi bir lüksüm olmadığını düşünüyorum. Çünkü bazılarımız; bu hayata gelirken farklı işler yapmak için kader-
denknoktasında farklı roller tanımlanmış insanlar olabiliriz. Sabah kalktığımda şunu bilirim; Ne kadar problem varsa hayatımda, hepsi bir kenara bugün neler yapmam lazım? Der aynanın karşısına geçer ve bir gülümserim kendime sabah sabah. Tabi ki moralin bozulduğu keyfin kaçtığı anlar oluyor hayatta… O zamanlar da açar bugüne kadar yaptığımız işlerin, projelerin fotoğraflarına bakarım ve bütün olumsuzluklar dağılır. Bir de gözleri pırıl pırıl ve heyecanlı arkadaşlarla çalışıyorum sürekli. Bizimle tanışan birçok kişinin söylediği; ne kadar samimi insanlarla bir aradasınız oluyor. O samimiyeti kaybeden insanları ben de hemen çiziyorum ve kangrenli parmağı kesip atıyoruz, o zaman zaten etrafınız mükemmel insanlarla çevreleniyor ve sizin için olumsuz şeyler çok az oluyor hayatta.

Ersin Karacan: Daha önceki sorularda sorulmadığını fark ettim. Bütün bu başarıları elde eden Selim Çavuş’u daha yakından tanımak istiyoruz. Nerde doğdunuz? Çocukluğunuz nerde geçti? Bugünlere nasıl geldiniz?
Selim Çavuş: 24 Ocak 1984 İstanbul doğumluyum. Çocukluğum doğup büyüdüğüm Bayrampaşa ilçesinde geçti. İlkokula 6 yaşında başlamış haşarı bir öğrenci olarak eğitim hayatına başlamışım. Hatta ilkokulum olan Vatan İlköğretim okulundaki müdürle bir anlaşma yapmıştı babam; Siz Selim’i erken yaşta alın okula 3 ay denesin başaramaz ve altından kalkamazsa biz onu geri alırız’’ diye. Ama sonrasında ben okulu çok sevdim. Ve erkenden başladım okumaya. Ve şu an hala devam ediyorum eğitim hayatıma.
İlkokul 1. sınıfta ailem yeni bir eve taşınmıştı. 2 dairenin birleştirilerek tek daireye dönüştürüldüğü o evde daha ben ilkokuldan itibaren odası olan, kendi işlerini kendi halleden bir velet oldum. İlkokulun ikinci döneminde yeni bir okula geçmişim. Annem beni okula götürsün, babam teneffüste gelip benim yanımda olsun dememişim hiç. Sonrasındaki hayatım da hep bunun üzerine inşa oldu diyebilirim. Kendi işlerini kendi halleden çok nadiren ailemden ve etrafımdan yardım alan biri oldum. Ve bu daha fazla çalışmama ve bir şeyler üretmeme sebep oldu. Derslerle aram hep iyi oldu. Bunu kimse bilmiyordur ortaokulda meşhur bir futbolcuydum. O zamanın ilçemizdeki amatör kulüpleri bana lisans çıkarabilmek için peşimden koştu ama bir türlü olmadı. İyi de oldu. İlkokul, ortaokul ve lise yıllarım hep takdir ve teşekkürler belgeleri alarak geçti. Bunlar sayesinde içten yanmalı bir motor gibi hissetmeye başladım kendimi. Üniversite hazırlık dönemi benim için biraz zordu ama iyi ki diyorum beni zorlamış. Çünkü İstanbul’da kalmama sebep oldu, eğer İstanbul’da yaşamamış olsaydım bu kadar iş, network ve böyle bir hikaye çıkmazdı ortaya. Üniversite hazırlık sınıfında katılmış olduğum ve şu anda kendisi ile ortak işler yaptığımız Melih Arat’ın Sıra Dışı Yaşam Becerileri eğitiminin bana inanılmaz katkısı olduğunu söyleyebilirim. Çünkü o eğitimi aldıktan sonra hayatımda çok radikal değişiklikler olmaya başladı. Üniversitede daha hazırlık öğrencisi iken Kariyer Merkezi’nde çalışmaya başladım. 2. Sınıfta okuyan bir matematik öğrencisi olmama rağmen; Hayatta öğrenilerek yapılamayacak hiçbir iş yoktur diyerek, okulun en popüler dergisi olan Genç Kariyer Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmeni olmuştum. Şu an benim için son olacak olan 6. sayısının yayımlanacağı bu dergi vesilesi ile de onlarca insanla tanıştım.

11 ülkeye farklı farklı projeler kapsamında görevlendirildim. Bu ülkeler arasında Amerika, İtalya, Yunanistan, Bulgaristan birkaçıdır. Oralarda bulunmuş olmak bana dünyanın aslında çok küçük ama insanların ondan da küçük olduğunu öğretti. Kısaca bilinmeyenler bunlardır diyebilirim.
Enes Balcı: Biraz farklı bi soru olacak ama bir matematik öğrencisi olarak soruyorum; almış olduğunuz matematik eğitiminin kariyerinize olan katkılarından bahseder misiniz?
Selim Çavuş: Matematik bana analitik düşünme yeteneği kazandırdı. İkinci olarak ülkemizde matematik denince insanların;’’Aaa bu bir bombadır bunu biz götürüp polise teslim edelim’’ dediği bir ortamda okunmaması gereken bölüm algısı olmasının bana artıları çok oldu. Hangi bölümde okudunuz? sorusuna İngilizce matematik diyorsunuz ve sonrasında yaptığınız işleri anlatıyorsunuz. İnsanlar bu adam uzaylı herhalde diye bakıyorlar yüzüme çoğu zaman. Bu bana farklı bir imaj kazandırıyor. Bir de üzerinde çalıştığımız projelerin gidişatı hakkında nasıl bir sistematikle çalışmamız gerektiği konusunda bana ciddi bir yetenek kazandırdı matematik. Eşim Esra bana hep şunu der; Sen matematikçi olduğun için işleri matematik problemi gibi düşünüyor, problemin gidişatından sonucunu başından tahmin ediyorsun; ama biz bazen tahmin edemiyoruz diye.
Sonuç olarak matematik hayatım adına ne yapmam&yapmamam gerektiğinin analizini yapmama da sebep oldu.
Mine Arıkan: Bu yaşlardaki bir gencin iş-özel hayat-okul dengesi nasıl olmalı sizce? Siz özel hayatınıza gerektiği kadar zaman ayırabiliyor musunuz? Yoksa iflah olmaz bir işkolik misiniz?
Selim Çavuş: Burada ‘’3 Ş’’ kuralımı size anlatsam iyi olur diye düşünüyorum. İçinde ‘’Ş’’ harfi olan 3 önemli kelime içinde dönüyor hayatımız aslında. İş, Aşk ve Eş. Bu üç ‘’Ş’’yi doğru bir planlama ile kolaylaştırabiliyorsunuz. 1 Ocak 2010 itibari ile çalışmakta olduğum işten ayrılıp yeni işler yapmaya başladığım için yeni yapacağım işleri nasıl planladığımı anlatayım. (İşte matematiğin faydası) Günü 4’e böldüm
8:00-12:00 arası işlerimle ilgili yapmam gereken toplantıları gerçekleştireceğim. Hem sosyal medya ve gençlik ajansı WAYNAT’ın işleri hem de sosyal işlerim olan Düşün Taşın Platformu ve Proje Grubu toplantılarını günün bu saatlerinde yapacağım ve yazıp çizmem gereken bütün işleri bu saat aralığında halledeceğim.
12:00-17:00 arası görüşmem gereken firmalar, müşteriler ve tanışmak istediğim insanlar ile olan ilişkilerimi halledeceğim.
17:00-20:00 arası da arkadaşlarımla beraber olma, onlarla yapacağımız özel görüşmeler için ayırdığım zaman dilimi.
20:00-24:00 arası da aileme ve eşime ayırdığım zaman dilimi olacak bu yeni dönemde.
Tabi böyle bir ayrım yapmama rağmen her gece saat 04:30’da kalkıp gönderilmesi gereken mailler, yazılması gereken yazılar, firmalara yapılacak sunumların kontrollerini yapmıyor değilim. 4 saat uykuya alıştırmaya çalışıyorum kendimi yoksa işler yetişmeyecek. Şu an itibariyle 10 farklı proje üzerinde çalışmaktayım çünkü.
Başta da söylediğim gibi ‘3 Ş’yi doğru planladığınız zaman her birine ayıracak zaman kalıyor. Yeter ki severek yapabileceğiniz bir iş, uğrana her şeyi feda edebileceğiniz bir aşkınız ve sizin yaptıklarınıza destek verebilecek ve sizinle heyecanlanıp, sizin fikirlerinize eşlik edebilecek ‘’Eşsiz’’ insanlar etrafınızda olsun.
Halil İbrahim Öztürk: Gönüllü kişilerden oluşan ve bu kadar başarı elde etmiş dernekte ekibi motive eden şey ne?
1.Samimiyet
2.Arkadaşlık
3.Hayal
4.Arzu
Yani SAHAya inmeden gol atılamayacağını bilen harika insanlarla beraber çalışmak bu başarıları getiriyor. Onlara maçı anlatıp sonucunda nasıl bir tablo ortaya çıkaracağımızı anlatıyorsunuz. Sonrasında işlerini çok iyi bilen ekibim sadece sahada kendi üzerlerine düşen görevlerini ifa ediyorlar.
Elif Bayramoğlu: Girişimciler ve girişimci adayları elverişli bir ortam var mı Türkiye’de. Bu konuda devlet üstüne düşeni yapıyor mu sizce?
Selim Çavuş: Bu soruyu biraz fakir edebiyatı yapılıyormuş gibi algılıyorum. Çünkü ülkemizde proje üretilebilecek çok fazla alternatif var, fakat biz gençler olarak bunların ne kadarından haberdarız bu soruyu sormamız gerekiyor kendimize. Örneğin AB fonlarını milyonlarca Avroluk kısmı ülkemiz tarafından kullanılmıyor. Gençler olarak çok az okuduğumuz ve araştırdığımız için birilerinin üstüne düşen görevi yapmıyormuş gibi algılıyor olabiliriz. O yüzden karanlığa küfretmektense bir ışıkta biz yakalım o zaman bakalım gece karanlık mı olacak yoksa bizim o yanan lambamız etrafında toplanan insanlar olacak mı?
Recep ASILSOY: Çavuş’un 2010 yılındaki planları neler?
Selim Çavuş: 2010 yılı ile ben bir anlaşma yaptım. 1 Ocak Cuma günü çok radikal bir karar alıp bir şeyleri bırakıp başka, bambaşka işlere yelken açma kararı aldım. Ve bu yıl için bir slogan belirledim kendime: ‘’Bu yıl bizim yılımız olacak’’ diye. Bu biz kavramı içine giren çok farklı ekipler var şu anda. 2010 yılı için en başta kitabımı tamamlayacağım. 2 ve 3. kitaplar içinde fizibilite çalışmalarına başlayacağım. 2010 sonunda New York’a bir ziyaretim olacak. Oradaki görüşmeler neticesinde varacağım karara göre Amerika’daki yapmak istediklerimin temellerini atacağım. Nisan-Mayıs aylarında en büyük hayallerimden biri olan Guinness Rekorlar Kitabı’na Dünyanın en yüksek katılımlı kitap okuma etkinliğini düzenleyen ekibin lideri olarak gibi bir hayalim var. Buraya yazabileceklerim bunlar. Gerisi hergün açıp baktığım yanımda taşıdığım o kağıtta gizli…
Nagihan Olgun: Bu projeleri nasıl bir ekiple yaptığınızı merak ettim, bu kadar işi yapan insanlara bulmak biraz zor olsa gerek.
Selim Çavuş: Recep Asılsoy gibi sorgusuz sualsiz her şeyde yanınızda olan biri varsa, Enes Malik Yaylacı gibi gecenin bir yarısı size bir projemiz için duyduğu heyecanı paylaşan deli bir adamla çalışıyorsanız, Yunus Becit gibi işleri alıp götüren; boynuzun kulağını aşması değil, çift kat burma yapabilecek potansiyelde bir beyefendi yanınızdaysa, Meryem Dindar gibi sadık biri size her projede destek veriyorsa, Mesut gibi hem grafikte hem de satışta çok başarılı bir grafikeriniz varsa, Alaadin Berber gibi bir İsviçre çakısı kadar becerikli, Gamze Çavuş ve İsmail Ünlü gibi fedakar insanlarla çalışırken, askerden dönmesini merakla beklediğim Ömer ve Meral Bilge çifti gibi profesyonel fotoğrafçı ve web designerlarınız; bir de yanınızda her işinize destek veren biricik eşim Esra Çavuş olunca işler zaten kendiliğinden halloluyor. Böyle bir ekibi kurmak onları bir arada tutmak gerçekten harika, ama bir o kadar da zor bir duygu.

Ayşe Melis Gür: Yeni evli olduğunuzu duydum. Evlendikten sonra kariyer planlarınız ve diğer çalışmalarınız sekteye uğradı mı? Kariyerleri için çabalayan ve evliliği sürekli erteleyen gençlere ne önerirsiniz?
Selim Çavuş: Hiçbirşey sekteye uğramadı aksine ivme kazandı diyebilirim. Tabi bu beraber olduğunuz/olacağınız insana ve onunla ortak hayallerinize bağlı. Biz zaten Gençtival ve Genç Birleşmiş Milletler projesi için ortak çalışmalar yapan PROJE GRUBU’nun içindeydik Esra ile. Bu süreçte birbirimizi çok iyi tanıma şansımız oldu. Sonrasında fikirlerimizi birbirimize açıp hayallerimizi paylaşınca böyle bir karar aldık. O yüzden ben değerli genç arkadaşlarıma önce hayatlarının en güzel projelerini bulmalarını ve hiçbirşeyi ertelememelerini öneriyorum.

Selimcan Aydın: Sosyal sorumluluk projelerine duyarlılıkları açısından gençliği nasıl buluyorsunuz?
Selim Çavuş: Çok umutlu ve bir şeyler yapma arzusunda olduklarını düşünüyorum. Young Ceo Club’ın Yıldız Teknik Üniversitesinde düzenlemiş olduğu ‘kariyerini planlamak’ isimli seminerde iş ortaklarımdan Nihat İpekçi ve Desnet Yazılım’dan Ömer Ekinci beyefendinin yapmış olduğu konuşmadan sonra sıra bana geldiğinde bizleri dinleyen onlarca genç arasından yanıma gelip kartımı isteyen arkadaşlar olmuştu. Konuşmada bahsetmiş olduğum Kitap Okuma Günleri ve DüşünME TaşınMA Toplantılarına, o konuşma sonrasında kartımı almış olanlardan gelenleri görünce ve sonrasında kendileriyle tanışınca gençlerin ne kadar hevesli ve istekli olduklarını bir kez daha gördüm. Ve bu bana şunu hatırlattı insanların bir şeyler yapabilmesi için yapılanlardan haberdar olması ve bizlerin onları yaptıklarımızdan haberdar etmemiz lazım.

Haberdar oldukları zaman genetik kodların zaten yardım etme duygusu içinde olan gençlerin birçok taşın altına elini koyacaklarını ve ülkemiz adına çok güzel işler yapacaklarına adım gibi eminim. Yeter ki ucundan kenarından sosyal sorumluluk projelerinin içinde yer alacak bir ortam olsun.
Mekri İlgin: Umduğunuz yerde misiniz? Bundan 4-5 yıl önce hayal ettiğiniz her şey gerçekleşti mi?
Selim Çavuş: Hiçbir zaman umduğum yerde olmayacağım. Her yılbaşı akşamı gece 00:00’ı göstermeden o yılın planını yapar ve hayallerimin yazılı olduğu kağıdı her gün yanımda taşırım. Ve kendime mümkün olduğundan yüksek rakımlı hedefler koyarım. Sene sonunda o kağıdı alıp baktığımda yazmış olduklarımın %90’ını gerçekleştirmiş olurum. Bundan 4-5 yıl önce hayal ettiğimden çok daha ileri bir yerde olmamın nasib edildiğini düşünüyorum şu an.
Av. Mehmet Ali Sevilgen: Selim Bey başarılarınıza, temponuza hayran olmamak elde değil. ülkemiz gençliği uluslararası organizasyonlarda malesef pek yeralmıyorlar/alamıyorlar. Bu bakımdan Young United Nations projesi çok etkileyici ve önemli. Bu projenin devamı gelecek mi ve buna benzer başka beynelmilel organizasyonlar var mı gündeminizde? Başarıların devamını dilerim.
Selim Çavuş: Bu projeyi duyan herkes sizin gibi düşünüyor ve bize ilk sordukları soru da bu oluyor. Ama fotoğraflardan, videolardan siz de görmüşsünüzdür ki bu organizasyonu yapmak ve onu uygulamak çok maliyetli. Biz bu işin devamını mutlaka getireceğiz. Ve şu anda bile devamını getirme konusunda yetkililer ile görüşmelerimiz sürüyor.
Sorunun ikinci kısmında sormuş olduğunuz buna benzer organizasyonlar olacak mı sorusu için de şunu söyleyebilirim; Genç Birleşmiş Milletler projesinden daha çok ses getirecek iki projemiz şu anda Devlet Bakanı Egemen Bağış’ın masasında. Geçenlerde Bahçeşehir Üniversitesi’nde kendisi ile görüştüm ve projemize destek istedik. Önümüzdeki haftalarda kurmayları ile bir randevu almaya çalışıyoruz. Eğer gelişmeler olumlu olursa zaten medyadan lanse edeceğiz detaylarını.
Enes Maliki: Selim Çavuş nereye koşuyor?
Selim Çavuş: Hayallerinin peşinde, onunla beraber yürümek isteyenlerle birlikte maratonun sonuna doğru koşuyorum.
SALİH HALICI: Siyasete atılmayı düşünür müsünüz? Mevcut siyasi yapı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Selim Çavuş: Şu an düşünmüyorum. Siyasetin bazen, insanların yapmak istediklerine yapamamasına sebep olmasını hazmediyorum. Siyaset 3 boyuttan daha fazla boyutu olan bir yapı. Bizler kamuoyu olarak bir, iki açıdan bakabiliyoruz ama işin içinde çok daha farklı boyutlarda mevcut. Ülkemizin geleceğini çok parlak ve dünyada çok önemli yerlerde söz sahibi olacağı konusunda kanaatlerim mevcut. Umarım buna engel olunmaz.
Bedri: Yapmış olduğunuz çalışmalardan birisi ile Guinness Rekorlarına gireceğinizi söylüyorsunuz. Bu nasıl olacak biraz bilgi verir misiniz ?
Selim Çavuş: Kitap okuma günleri ismini verdiğimiz ve 24 ocak 2010 tarihinde bir senesini dolduracak bir aktivitemiz var. Bir senedir 15 günde bir Pazar günleri insanlarla 12:00’da buluşup 1 saat kitap okuyor sonrasındaki 1 saatte herkes kitabın özetini birbirine anlatıyor. Bu çalışma 28 kez tekrarlandı. 35. Kitap Okuma Günleri’nde bir stadyumda 15.000 kişiyi bir araya toplayıp. Onlarla 10 dakika boyunca kitap okuyarak Guinness Rekorlar Kitabına gireceğiz. Buradaki amaç ülkemizde ve dünyada okunmakta olan kitap oranına dikkat çekmek için. Çünkü ülkemizdeki insanların %94’ü televizyon izliyor sadece %4.5’i kitap okuyor. Bunun ülkemizin geleceği adına çok büyük bir problem olduğunu düşündüğümüz için böyle bir etkinlik düzenleyeceğiz.
Elif Bilgin: Birçok ulustan gençleri tanıyan biri olarak Türk gençliğini nasıl buluyorsunuz?
Selim Çavuş: Harika buluyorum. Hatta bomba gibi buluyorum diyebilirim. Ama pimi çekilmesini bekleyen ve kendini mühimmat depolarındaki sandıkların içinde bekleten bir gençlik olduğumuzu düşünüyorum. Sebebini bilmiyorum ve elimden geldiğince bütün aktivitelerimde bunu anlatmaya ve ifade etmeye çalışıyorum. Genetik olarak kodlarımızın hiçbirinde yer almadığını düşündüğüm ‘’Kendine güvensizlik ve eziklik duygusu ‘’bize nasıl zerk edildi bilmiyorum ama benim aslanlar gibi üniversitesini bitirmiş arkadaşlarım kendilerini gelecekte sadece memur olmak üzere konumlandırıyorlar. Bu noktada; kendilerinden ekibin içerisinde yer almam konusunda davet aldığım Young CEO Club’ün ülkemizde çok önemli bir misyon edindiğini ve gelecek kuşaklar adına çok ciddi işler becereceğini düşünüyorum. Ve bu işin fikir babalarını yürekten kutluyor ve destekliyorum. Çünkü üniversiteli iken kendi işlerini kurmuş insanlara destek veriyor bu oluşum.
ALİ SORGUN: Young United Nations’un dünyada muadilleri var mı? Başka ülkelerde de benzer zirveler yapacak mısınız?
Selim Çavuş: Young United Nations’ın dünyada bir benzeri yok. Bunun farklı bir versiyonu olan Model of United Nations dünyanın farklı yerlerinde yapılıyor. Bizim projemizi farklı kılan şeylerden bahsetmek istiyorum. Katılan her gencin kendi ülkesinden gelmiş ve vatandaşı olmasıydı. 120 farklı ülkeden gelen yabancı öğrencilerin hepsi kendi ülkelerinin temsilcisi olarak bu büyük buluşmada söz sahibi oldu. MUN denilen organizasyonda siz bir Türk olarak İtalya’yı temsil ediyorsunuz. Ama biz bunu değil Birleşmiş Millletler üyesi 197 ülkenin her ülkenin kendi vatandaşı kendi ülkesini tarafından temsil edilmesi üzerine kurguladık ve öyle de gerçekleştirdik.

İkinci farklılaştıran unsur da; New York Manhattan’da bulunan Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantı salonunun aynısını 2000 metrekarelik bir çadırda inşa edip içini aynen Amerika’daki toplantı salonu gibi döşememiz ve öğrencilerin Genel Kurul salonunun burası olmasıydı.
Proje yaklaşık 1.5 milyon TL mal olduğu için bu projeyi destek çıkabilecek kurum sayısı çok az. Biz bunu 2. Versiyonunun Barcelona’da yapmayı düşünüyorduk ama geçen yılki ekonomik kriz bu projenin gerçekleşmesine de engel oldu. Özetle bu projeyi farklı yerlere taşımayı tabiî ki düşünüyoruz ama sağlam sponsorlar bulabilirsek.
Melike Yılmaz: Zamanınızı nasıl planladığınızı öğrenebilir miyiz?
Selim Çavuş: Mutlaka her şeyi hem dijital ortamda hem de ajandama not alırım. İphonemun en kalabalık yeri notlar kısmıdır. Orada aylar önce not almış olduğum bir projeyi açıp bakar ve onu o andaki mevcut projelere dahil ettiğim çok zaman olmuştur. Yıllardan beri ajanda kullanırım (Hakan Turgut sağolsun) ve orada yazılanlar gün içinde bitmeden asla uyumam.
Ferman: Anlaşılan oldukça başarılısınız. Sizi motive eden şey ne? İnanç? İdeoloji? Para? Aile? Sevgili?
Selim Çavuş: Projectasyon diye bir ilaç beni motive eden. Yani, bir şeylerin gerçekleştiğini ve o projenin içinde yer alıp, ucundan kenarından tutupta insanların hayatında bir kelebeğin kanat çırpmasından meydana gelecek rüzgar kadar etki oluşturma hayali.
Sevdiğim ve keyif aldığım işi yapıyorum bu en büyük motivasyon kaynağım. Harika bir ekiple çalışıyorum ve en sevdiğim insanlarla bu işleri yapıyorum bu ikinci kaynağım. Yaptığım işlerin hemen hemen hepsi inandığım değerler etrafında kurgulanmış durumda ve beni 100 yıl sonra nerede olmak istiyorsam oraya götürecek ideolojide olduğu için ortalıkta mutlu mesut dolaşıyoruz:)
Sinem: Kitabınız ne zaman yayınlanacak?
Selim Çavuş: Senin Genç Liderin Kim? Kitabımı 26 yaşıma gireceğim 24 Ocak 2010 tarihine yetiştirme gibi bir hayalim vardı. Fakat şu an ekibimle üzerinde çalıştığım Guinness Rekorlar Kitabına girmeye aday ‘’Dünyanın En Yüksek Katılımlı Kitap Okuma Etkinliği’’ projesi ve onun heyecanı bizi o kadar etkiliyor ki kitap projesini 2010’un ilk 6 ayı içerisinde yayınlama durumu söz konusu oldu mecburen. Bu arada hazır yeri gelmişken neden böyle kitap yazdığımdan da bahsetmek istiyorum. Öğrenim görmekte olduğum üniversitenin ekip sıkıntısından dolayı 2005 yılında yayınlamaya ara vermek zorunda kaldığı GENÇ KARİYER isminde bir dergi vardı. Israrcı bir strateji ile bütün dergi hazırlık çalışmalarının öğrencilere teslim edilmesi konusunda ricada bulunduğum bu derginin 3 sayıdır genel yayın yönetmenliğini yapmaktaydım. Son sayısı Şubat 2010 tarihinde yayına girecek olan bu derginin hazırlıkları sırasında araştırmacı, yönetim danışmanı ve yazar Melih Arat; Selim hem kendi hayat hikayeni anlatacağın hem de senin gibi başarılı gençlerin otobiyografilerinin olduğu bir kitap yazmayı düşünmez misin deyince ben de her zaman dediğim gibi; WHY NOT? dedim ve hemen çalışmalara başladım. Vadi Efe, Nurettin Özdoğan, Özgür Alaz, Ömer Ekinci, Ömer Nart gibi isimler ve şu an görüşmeleri halen devam eden 6 kişinin daha ekleneceği kitap sıra dışı bir özellikte olacak. www.seningencliderinkim.com sitesi ile entegre edeceğimiz kitabın yakında haberlerini duyacaksınız.
Hulki Kağızmanlı: Olağanüstü bir hayat. Kutluyorum sizi. Genç Birleşmiş Milletler çalışmaları devam edecek mi? Yoksa bir kereye özgü bir çalışma mıydı?
Selim Çavuş: Çok teşekkür ederim öncelikle. Genç Birleşmiş Milletler Projesi devam edecek tabi. 2008 yılında gerçekleştirdiğimiz ve yaklaşım 1.5 Milyon TL bütçeye sahip olan bu proje geçen sene ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz ortamından dolayı gerçekleştirilmedi. Bu işin sponsorları ile bu sene için görüşmelerimiz halen devam ediyor ama işin gerçekleşmesi çok ciddi meblağlar tuttuğu için şu an için bir şey söylemiyorum. Biraz gizli kalsın. Yakında zaten duyacaksınız.


























Kendiniz için oluşturmuş olduğunuz değer-etki ilkeniz ile daha çok çok büyük işlere imza atıcağınızda şüphe yok..
Kişinin potansiyelini açığa çıkarmakta ve bende yapabilirim demesine vesile olmak istemenizde yapmış olduğunuz işlerin vizyonu ile tamamen bağdaşmakta ki sizinle tanıştıktan sonra hayatında bir çok şey değişen çok yakın arkadaşım da buna bir örnek.
tebrikler selim abi yine kazanmısınız
Azminiz ve İşlere olan inancınız devam ettikçe çok daha başarılı yerlere geleceğinize inanıyorum. Yürüdüğünüz bu yolda size destek olmak için elimden gelen herşeyi yapacağıma söz veriyorum.
süper sorular süper yanıtlar tebrikler emeği eçen herkese