Ölümle Yaşam Arasında 1.5 Dakika

one cumhur çatkaya röportajıGörüntüler medyanın en sevdiği tabirle gündeme bomba gibi düşmüştü. 4 gazeteci Rusya ile Gürcistan arasindaki savaşın en yoğun yaşandığı Güney Osetya’da görevlerini yapmak için savaş bölgesine giderken yaylım ateşine tutuluyorlardı. Yaşamla ölüm arasındaki o incecik çizgide insanoğlunun ne kadar da çaresiz ve yalnız olduğunu ürpererek izledik. Dünya basınına da servis edilen görüntüleri sadece biz değil, bütün dünya izledi.

NTV muhabirlerinden Cumhur Çatkaya kamerası sayesinde ölümden kurtuldu ve yine kamerası sayesinde o inanılmaz görüntülerle bizi başbaşa bıraktı. Cumhur Çatkaya o en uzun 1.5 dakikayı ONE Dergisi’ne anlattı.

Röportaj: Ömer Üner

Öncelikle geçmiş olsun. Ameliyatınız nasıl geçti?

Teşekkür ederim. Çok şükür kalıcı bir durum yok. Ameliyat iyi geçti, 1 haftaya kadar işimin başına dönebilecem.

Kendinizden bahseder misiniz öncelikle?

20 Eylül 1974 İstanbul doğumluyum. İlk,orta ve lise eğitimimi yine İstanbul’da tamamladım. 1993 senesinde SEM Haber Ajansında işe başladım. 1997 senesine kadar Haber Kameramanlığı ve son senede Tayland, Kamboçya, Filipinler, Endonezya, Tayvan ve Avustralya yı kapsayan belgesel program çekimlerinde bulundum. Aynı sene NTV den gelen iş teklifini kabul ettim. 1997 den beri NTV haber merkezinde kameraman olarak çalışıyorum.

Önemli gazetecilik ödülleri aldınız. Türkiye’nin en iyi haber kanalında çalışıyorsunuz. Bu işe ilk başladığınızda böyle bir başarı öngörüyor muydunuz?

Aslında işe yaklaşımımla alakalı bir konu. Haber kameramanlığı değil de başka bir iş yapmış olsaydım da, yapmış olduğum işi gerektirdiği en iyi şekilde yapmayı arzu eder ve çabalarım. İnsanlara kendilerini ispat edecek fırsat verilirse başarı kaçınılmaz oluyor. Ben de fırsat istedim, verildiğinde gereğini yapıp bahsettiğiniz ödülleri aldım.

one cumhur çatkaya röportajı osetyaDış haberler muhabirliği yapıyorsunuz. Bu bilinçli bir kariyer tercihi miydi sizin için? Yoksa tesadüfler mi sizi bu noktaya getirdi?

Aslında dış haberler muhabiri değilim. Bizde bir konuda ihtisaslaşma yeterli değildir. Her konuyla ilgilenmek durumundayız. Benimki tamamen bilinçli bir tercih. Onbeş yıl önce üzerine fazla bir şey söylenemeyen bu mesleğin önemi yeni yeni anlaşılıyor.

Gelecek planlarınız…

Mesleğime devam etmeyi düşünüyorum. Ancak asıl hedefim mesleki örgütlenmeyi sağlamak. Bu konuda ciddi çabalarım olacak. Haber kameramanlığı mesleğini koruma adına dernekler oluşturma ve mesleği koruma yolunda öncü rol oynamayı istiyorum. Bu vesileyle meslekte yeni arkadaşlarımıza her anlamda yönlendirme ve yardımda bulunmayı da ayrı bi görev olarak görüyorum.

Savaş bölgelerinde muhabirlik yapıyorsunuz? Bu sizi korkutmuyor mu? Bu meslekten aldığınız maddi manevi kazançlar yaşamınızı riske atmaya değer mi gerçekten?

Keşke savaşlar olmasa diyorum hep ama madem gerçek böyle savaşlar oluyor bize düşen de oraya gidip savaşın acımasız yüzünü risk alarak en gerçekçi haliyle izleyiciye aktarmak. Savaş bölgelerine gitmek beni korkutmuyor ama oralara gitmeden birkaç gün önce orada yaşayabileğim şeylerle ilgili olarak beyinsel bir hazırlanma sürecine giriyorum. Sonuçta karşılaştığım şeyler önceden kafamda oluşan resimlerle örtüştüğü için bu anlamda bir bocalama yaşamıyorum.

Bu işlerin maddi karşılığından daha çok manevi hazzı var. İlk bilen, ilk gören olmak ayrı bir duygu. Haberciliği çalıştığınız kurumun kapısından girince başlayan ve çıkınca sona eren bir meslek olarak düşünemessiniz. Risk aldığımı düşünmedim çünkü yaptığım şey tamamen işimin bir gereği .

Savaş bölgelerinde edindiğiniz bu deneyimler, aldığınız yaşamsal riskler günlük hayatınıza da etki ediyor mu?

Hayatın çok ince bir çizgi üzerine kurulu olduğu gerçeğini aklınızdan çıkarmıyorsunuz bu mesleği yaparken. Nihayetinde savaş ortamında bulunan masum insanlar, sivil halk da bir gün öncesine kadar normal bir hayat sürüyorlar belki de. Bizler dengelerin her an heryerde değişebileceğini en iyi bilen ve yakında takip eden insanlarız. Dolayısıyla bu gerçekle yaşamaya alışkın bir insan olarak günlük hayata çok taşımamaya çalışıyorum. Şahit olduğumuz acıları normal hayat taşırsak aile yaşantımız da çok etkilenir. Yani açıkçası bunun bir ayrımını yapmak zorundasınız. Çok değil elbette ama bu noktada mesleğin cilveleri olarak görmek gerekiyor yaşananları.

Son yaşadığınız olaydan biraz bahseder misiniz? Ölümle burun buruna kaldığınız anda bile çekime devam etmeniz mesleki bir refleks miydi?

one cumhur çatkaya O gün aslında niyetimiz Rus bombardımanı altındaki Gürcistan’ın Gori kentindeki yıkımı görüntülemek, halkla konuşmak ve eğer bombardıman devam ederse uygun bir yerde konuşlanıp durumu görüntülemekti. Gori’ye geldiğimizde harap bir şehirle karşılaştık. Aramızda Güney Osetya sınırına en yakın noktaya kadar gidip durumu görüntüleyip Tiflis’e dönmeyi kararlaştırdık. Ama o nokta bizim hedef olduğumuz nokta oldu. Yol bir yerde sessizleşince gazetecilik içgüdüsüyle kamerama davranıp kayda girdim yaklaşık 1-1.5 km oldukça yavaş şekilde seyrettik tam bu sırada nereden geldiğini bilmediğimiz bir kanas kurşunu önce arabamızın camına sonra Levent’in gözüne ve benim kamerama isabet etti. Güray’a arabayı geri sürmesini söyledim ilk hamle Güray arabayı 200-250 metre geri getirdi ama bir süre sonra tekerlekler patladı. Sanırım 150- 200 kurşun arabamıza isabet etmesine karşın o arabadan sağ çıkmamızı mucize olarak nitelendiriyorum. Benim arabadan çıkarken bilincim yerindeydi ve çıkar çıkmaz madem ki yaşıyoruz dedim bu anları ölümsüzleştirmek gibi bir görevim olduğunu düşündüm. Sonrası malum, iki arkadaşımız Kuzey Osetya’ya tedaviye gönderildi ve bizim için 48 saatlik sorgulama ve Türkiye’ye dönme hikayesi başlamış oldu.


Sivil bir araç içinde olduğunuz halde neden size ateş açıldı? Olaydan sonra askerlerle bir diyaloğunuz oldu mu?

Askerler diyalog kuramayacak kadar alkollü ve korkmuş bir haldeydi. Gerimizde Gürcü keskin nişancılarının onları hedef aldığını düşünmüş olmalılar ki ite kaka bizi kendi mevzilerine kadar tekmeleyerek koşturdular. Hiçbiri İngilizce bilmiyordu, gazeteci olduğumuza kesin kanaat getirdikten sonra bizi Güney Osetya’nın başkenti Skinvali’nin tek hastanesi “Public Hospital” a götürdüler.

one dergisi cumhur çatkayaÇektiğiniz görüntüler “ölüm” gerçekliğini çok yalın ve çıplak bir şekilde yansıtıyor. O anda neler düşündünüz? Aklınızdan neler geçti?

1.5 dakika hayatımın en uzun 1.5 dakikasıydı. Daha önce de ateş altında kaldım çok yakınıma bombalar düştü ama bu sefer son sefer diye düşündüm tüm ailem film şeridi gibi geçti gözümün önünden.


Görüntüler Türk ve Dünya televizyonlarında uzun süre gösterildi? Neler hissettiniz bu görüntüleri izlerken?

Görüntüler gerek dünya televizyonlarına gerek bizim televizyonlarımıza servis edildi. Ben her izlediğimde yeniden yaşadım o anları. Savaşın acımasız yüzünü adres sormayan kurşunlarını herkese izlettirmenin hazzını da yaşadım. Haz diyorum çünkü o yaşamla ölüm arasındaki o dakikalarda yaptığım çekim olmasaydı olayın gerçek yüzü bu derece hissedilmeyebilirdi. Dört arkadaş bizim için bir dönüm noktasıydı o dakikalar. Bunların herkes tarafından görülmesi ve olayın ciddiyetinin anlaşılması gerekiyordu.

Kale-i Ceng’de yaptığınız haber ve çektiğiniz görüntülerle çok önemli bir ödül aldınız. O günü ve yaptığınız haberin önemini anlatır mısınız?

2001 yılının 27 Kasımında Afganistan’da Taliban’ın ele geçirdiği Özbek general raşid Dostum güçlerine ait Cenk Kalesinde çektiğim görüntülerle altı farklı meslsk örgütünden ödül aldım. Cenk Kalesi Talibanın kontrolüne geçmişti. Dostum’a ait kalede çok sayıda mühimmat bulunması kaleyi önemli kılıyordu. Birhafta boyunca Amerikan b-52 ağır bombardıman uçaklarının yoğun ateşine maruz kalan kaleye dünyada girebilen ilk gazeteci ben ve Nevin Sungur arkadaşımdı. Kaleye girdiğimde yaklaşık yediyüz tane yanımış kül olmuş üstünde dumanı tüten cesetlerle karşılaştık manzara korkunçtu ve tabi Cenk Kalesi birkaç gün sonra temizlenip dünya basınına kapılarını açtı. Bu haberle Afganistandaki savaşa ait en can alıcı görüntüler olarak kayıtlara geçti. Daha sonraları Birleşmiş Milletler cenk kalesinde katliam yapıldı diye soruşturma açarken buna kanıt olarak ta benim çektiğim görüntüler gösterildi.


cumhur çatkaya Türkiye’de muhabir ve kameramanların emeklerinin karşılığını aldığını düşünüyor musunuz?

Bence almıyorlar. Özellikle de hayatlarını riske atıp haber için can siperane çalışan meslektaşlarım için konuşursam maalesef emeklerinin karşılığını alamıyorlar,almıyoruz. Yapılanların değerinin ve ciddiyetinin anlaşılmaması gerçekten üzücü. Kırgınlıklar olmuyor değil.


Bu son yaşadığınız olaydan sonra yine savaş bölgelerinde muhabirlik yapmaya devam edecek misiniz?

Sorunların, savaştan önce diplomasiyle çözümlenmesi temennim. Etkileri ve kaçınılmaz sonuçları tartışılmaz. Ancak olması durumunda gerçek değişmeyecek, bu benim işim diyeceğim ve orada olup yine savaşın gerçek yüzünü insanlara yansıtacağım.

ONE Dergisi olarak tekrar geçmiş olsun diyor, başarılarınızın devamını diliyoruz.

Teşekkür ederim size de kolay gelsin…

Yorum Sahası

  • salih atmaca diyor ki:

    inanılmaz bir videoydu. ilk izlediğimde kanım dondu. röportaj çok başarılı tebrkler

Görüş Bildir

Login with Facebook: