Genç Yönetmen Mehmet Bahadır Er

‘Kara Köpekler Havlarken’ ve ‘No Ofsayt’ gibi kısa ve uzun metrajlı birçok ödüllü filmin yönetmeni Mehmet Bahadır Er’le meslek yaşamı üzerine söyleştik.

Röportaj: Ömer Üner

one dergisi mehmet bahadır er röportajıKısa filmlerle başladı sinema serüveniniz. Çok sayıda ödül aldınız. Kara Köpekler Havlarken’le uzun metraja geçiş yaptınız. Ve bu aralar hayli gündemde olan No Ofsayt… Henüz yirmili yaşlarda olmanıza karşın kayda değer bir sinema kariyeriniz var. Yaşamınızda bir kırılma noktası var mı? Yedinci sanatın rüzgarına ilk ne zaman ve nasıl kapıldınız?

Evet söylediğiniz gibi sinemaya kısa filmlerle başladım. Benim için önemli bir mecra oldu. Mimar Sİnan Üniversitesi Sinema TV ve dışarıda ürettiğimiz kısa filmler ilk kırılma noktası oldu diyebiliriz. Gerek sinemasal yeterlilik gerek üretim şeklini öğrenmek anlamında çok yararlı oldu. “Kara Köpekler Havlarken”i çekerken bu birikimden çok yararlandık ve yaptığımız işler ulusal ve uluslar arası beğeni sağladı.

Bu konuda yaş meselesine takılmamak lazım,mesele aruzlar ve idealler meselesi, biz bu manada fikrimizi ve zamanımızı sermaye ettik ve bir işe başladık. Şu anda bulunduğumuz yer ideallerimizle kıyaslanırsa bir nokta bile sayılmaz. Ben hem mesleki hem ailevi yaşantımı eşim Maryna Gorbach’la sürdürüyorum. Hayatımdaki çok önemli bir kırılma noktası da Maryna dır. Hem iki sinema filminin yönetmenliğini beraber yaptık, hem de mutlu bir yaşantımız var.


Sondan başlayalım isterseniz. No Ofsayt’ın yönetmenliğini yaptınız. Çok şeyler söylendi film hakkında. Bir de sizden dinleyelim filmin hikayesini.

No Ofsayt bir “Ali Taran Special Project”. İlginç ve orjinal bir fikri ve iletişim biçimini sinemayı kullanarak gerçekleştirmeyi hedefleyen bir proje. Filmin bitmiş hali ile ilgili sıkıntılarımız var. Bu manada tam olarak bizim eserimiz diyemiyorum. Biz bu işte profesyonel yönetmenlik hizmeti verdik.

Gişe anlamında umduğunuz başarıyı elde ettiniz mi?

Bunu da Ali Taran’a sormakta fayda var. Sonuç olarak yapımcısı ve filmi “bitiren” kişi kendisi.
Biz filmin çekim sonrası hiçbir sürecine katılmadık. Bir filmin başarısını ölçmek için hedeflediğine ulaşıp ulaşmadığına bakmak lazım, bunun cevabı da bende değil. Gişedeki umduğu sonucunu buldu mu bilemem ama Ali Taran filmden çok memnun ve bize muteşekkirdi.

one dergisi mehmet bahadır er röportajı no ofsaytBir Ali Taran rüzgarıdır gidiyor. Kendisiyle tanışıklığınız nereye dayanıyor?

Aslında kendisi bizimle tanışmak istedi,”No Ofsayt” projesini hayata geçirecek yönetmen arıyormuş. Bu güne kadar çalıştığı yönetmenlerden farklı, yetenekli ve yeni bir yönetmen. Tavsiye üzerine bizimle buluşmak istediğini iletti. “Kara Köpekler Havlarken” filmini izledi ve bize bu projeyi çekmemizi teklif etti. Kendisini dinledik ve fikrini orjinal bulduk, çalışma şartlarımızı kabul etti biz de projeyi kabul ettik.

Kara Köpekler Havlarken ile No Ofsayt çok farklı uçlarda gezinen iki film. Bu koşulların gerektirdiği bir evrim mi? Yoksa yok sa bir sinemacının be deni farklı yaklaşımlara göz kırpmasını olağan mı buluyorsunuz?

Söylediğiniz gibi bu iki film birbirinden tamamen farklı. Bu manada doğal olarak yapılış biçimi ve sonuçları da farklı. Biz dramaya ve filme zorlama yapmamak gerektiğini düşünen insanlarız. Filmin gereği neyse o şekilde çekilmesinde fayda var. Bu manada örnek vermek gerekirse Spilberg yada Wody Allen’ın hiçbir filmi bir diğeriyle aynı değildir.

Hangisi daha özel sizin için?

“Kara Köpekler Havlarken”


Kara Köpekler Havlarken ilk uzun metrajlı filminiz. Bir kıyıda kalmış yaşamlar hikayesi. Filmi hangi ruh haliyle çektiniz? Neyi anlatmak derdindeydiniz?

“Kara Köpekler Havlarken” aslında çok da kıyı da kalmış insanların değil, İstanbul’un nufus olarak belki yarısının ve yerleşim olarak da tam orta yerinde yaşayan insanların hikayesi. Ben de Çeliktepe’de büyümüş birisi olarak Çeliktepe’nin hikayesini yaşadım de senaryosunu yazdım.

Özetle Film, mallallenin iki delikanlısı Selim (Cemal Toktaş) ve Çaça(Volga Sorgu)nın İstanbul’un kanunsuzları arasından sıyrılarak yaptıkları hayat kurma mücadelesini anlatıyor. Selim Güvercinci, en yakın arkadaşı Çaça Celal ise modifiye araba meraklısı bıçkın bir mahalle delikanlısıdır. Selim ve Çaça, gökdelenlerin hemen yanında dar gelirli insanların yaşadığı bir mahallede oturup yolun öteki tarafındaki lüks semtlerde Usta (Erkan Can) dedikleri birisinin hesabına otoparkçılık yaparlar. En büyük hayalleri kendilerine ait bir otoparka sahip olmaktır.
Ancak Selim’in sürekli gittiği güvercinciler lokalinden abileri Mehmet(Murat Daltaban)’in teklifiyle hayatları değişir.

Filmi hem yazarken hem de çekerken, gerçekte hergün İstanbul’da yaşanan olaylara şahit olan bir çift göz fikrini takip ettik. Derdimiz olan iyi bir hayat kurma mücadelesi,güvenlik,göç ve şehirleşme konuları üzerinden, hareketli ve her ne yaşanırsa yaşansın neşeli ve umutdunu koruyan karakterlerin hikayesini anlattık. Film dünya çapında çok önemli festivallerde izleyiciyle buluştu ve beğeni kazandı. 12 Mart ta Türkiye’de vizyona girecek, Türkiye’de seyircinin filmi çok iyi anlayacağını ve sahipleneceğini düşünüyorum.

Sinemacının protest bir duruşu olmalı mı? Toplumsal kaygılar, statükoyla hesaplaşmalar ne ölçüde yansımalı filme?

Bu projeye ve insana göre değişir,ben bu tip konularda genellemeler yapmanın doğru olmadığını düşünüyorum,
mesele insanlara doğru ve gerçek şeyler anlatmak, statüko bazen sinema hatta doğrudan sinemacılar da olabilir.Biz inandığımız şeyleri cesur ve dürüst bir şekilde anlatmalıyız,sinemacı böyle olur.

one dergisi mehmet bahadır er röportajı kara köpekler havlarkenKısa filmlerinizle çok sayıda ödül aldınız. Kısa film sizin için ne ifade ediyor? Uzun metraja geçiş için bir basamak mı? Yaşam boyu sürecek özel bir tutku mu?

Kısa film aynı uzun metrajlı film gibi bir hisinizin başaklarına sinemasal yolla anlatım biçimidir. Özgür bir mecradır, benim için çok büyük önemi var ve yaşam boyu süreceğini umuyorum. Yakın zamanda yeni bir kısa film çekeceğiz.

No Ofsayt’ın sıradışı konseptini beğenmekle birlikte kendi kişisel düşüncem ‘Kara Köpekler Havlarken’ filmindeki çizginizi sürdürmenizin sinemamız için çok daha iyi olacağı yönünde. Sizi bundan sonra ne tür projelerde göreceğiz.

Düşüncenize saygı duyuyorum. Doğru olduğunu hissettiğimiz projeleri yapmaya devam edeceğiz. Yeni bir proje üzerinde bir süredir çalışıyoruz. Sosyal gerçekçi ve hayat dolu filmler yapmak niyetindeyiz. Sinemada izlemek istediğimiz filmleri üretmek için çalışıyoruz.


Özellikle filmini yapmak istediğiniz bir konu var mı?

Filmini yapmak istediğimiz konuların kısa yada uzun filmlerini çekiyoruz, çekmeye de devam edeceğiz. Ama uzun vadede ustalık eserim olsun istediğim bir proje var. Üzerinde yıllardır çalışıyorum. Sanırım yıllarca çalışmaya da devam edeceğim. Umarım bir gün çekecek yeterli gücü kendimde bulabilirim. Çekebilmeyi ve İzlemenizi isterim.

Son yıllarda sinemadaki hareketliliği nasıl değerlendiriyorsunuz. Türk sineması doğru yolda mı?

Daha tam olarak izleyici ile buşuşma noktalarını ve ekonomik döngüsünü oturtamamış olmasına rağmen umut vadedici bir ortam. Sanırım televizyonla bağını güçlendirebilirse sinema daha güçlü bir yere gelebilir. Film sayısı çoğaldıkça farklı sesler de artacaktır. Çok seslilik her zaman iyidir. Doğru yoldadır diye umuyorum, su her zaman yolunu bulur…

one dergisi mehmet bahadır er röportajı sinema yönetmeniDefalarca izlemekte bıkmayacağınız bir başyapıt…

Bu soruya çapsız cevaplar vererek mesleki kariyerimi zedelemeyim :)

Gel asistanım ol’ dese, mesleki kariyerinizi bir yana bırakıp tereddüt etmeden gideceğiniz bir yönetmen…

Ben çok önemli insanlardan teklif almış olmama rağmen henüz kimseye asistanlık yapmadım ama Maryna Gorbach bana sinemasal anlamda çok şey kattı. Ayrıca Maryna hem Ukrayna Tiyatrosunun en önemli yönetmenlerinden Mykola İvanovych Merzlikin hem de Oscar ödüllü Polonyalı yönetmen Andrzej Wajda’nın öğrencisi. Maryna ihtiyaç duyarsa ona asistanlık yaparım. Bana ve hayata bakışıma birşeyler katan hiç iş ve süreç kariyerimden götürmez. Kariyer meselesini çok önemsememekte fayda var. Asıl olan eserdir.

Son izlediğiniz film…

DVD olarak çok film izliyoruz. Bizim için daha olumlu oluyor. Sinemada son olarak “Nefes” filmine gittim.

Zihninizde yıllar sonrasına ilişkin bir ‘Mehmet Bahadır Er’ profili var mı? Geleceğin puslu coğrafyasında kendinize nasıl bir rol biçiyorsunuz? Flash Forward’ınızı merak ediyorum aslında.

İyi ve güzel insan olmak istiyorum. Nerede ve ne şekilde olacağımla ilgilenmiyorum.

Teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim…

Yorum Sahası

Henüz yorum yok; ilk olmak ister misin ?

Görüş Bildir

Login with Facebook: