Kariyer Koçu Yasemin Sungur

yasemin sungur one 2Yasemin Sungur modern zamanların Lokman Hekim’i bir bakıma. İnsanın normal hali iyi olmalı, iyilik için de gereken her şey yapılmalı diyor.  Yasemin Sungur kemikleşmiş ‘doğru’lardan değil; yaşamın ve insanın bizzat kendisinden alıyor enerjisini. İşte bu enerjiyi modern yaşamın kaotik yapısı içinde direncini kaybeden insan ruhunu ‘iyileştirmek’ ve ‘geliştirmek’ için kullanıyor. Bunun için enstitü kuruyor. yaşam koçluğu, kariyer koçluğu yapıyor. Seminerler veriyor. Kitap yazıyor. Kitle iletişimi sayesinde çok sayıda insanın öz’üne ulaşabiliyor.Yasemin Sungur röportaj isteğimizi geri çevirmedi ve sorularımıza içtenlikle yanıt verdi.

Röportaj: Ömer Üner

Yasemin Sungur’u birkaç cümleyle bize anlatır mısınız?

Ben anlatmak yerine kendimi yaşamayı seviyorum. Bu nedenle benimle birlikte bir yerlerde hayatı paylaştıklarıma sordum.

Beni birkaç kelime ile anlatır mısınız?

Ve dediler ki; ‘O bir hayalperest, sohbetçi, keşifçi, işine duygularını karıştırır, yenilikçi, araştırmacı, şaşırtıcı, önyargısız, iyimser ve tutkulu bakabilen. Proje üretir. İştigal konusu insan. Kelimelerin peşinde koşar. Bilgi, İletişim, Pazarlama, Marka, Yetenek, Eğitim, Değişim, Kariyer, Deneyim, Paylaşım ve Gelişim kelimelerine hayran; görünce dayanamaz. Yemek reçetelerini okumaya bayılır, yapmayı ve yemeyi de sever. İstanbul hayranı. Okur, yazar, fotoğraf çeker. Paylaşmak ister ve paylaşır. Hep öğrenci, öğrenmenin hiç bitmeyeceğini biliyor…’

Ben de diyorum ki; ‘Hayallerin hedeflere, hedeflerin gerçeğe dönüştüğü bir yolculuktur yaşam’ ve ‘Ömrüm hayallerimin peşinde koşmakla nihayet bulacak. En çok yapmak istediğim, en çok sevdiğim işle uğraşıyorum; öğreniyorum ve paylaşıyorum.’

Enerjimi ve örneklerimi doğadan alıyorum. En iyi arkadaşım Jonathan Livingston. Gerçekten öğrenmenin hiç bitmeyeceğine inanıyorum. Anneyim, annemin kızıyım, sevgiliyim, arkadaşım ve her gün fark ettiğim başka bir rolde oyucuyum…

Deneyimlerimi paylaşmak için KARİYER im GELECEK mi? Kitabını yazdım.

Koçluk tam olarak nedir? Koçlar ne iş yaparlar?

Koçluk, kişinin bulunduğu yerden olmak istediği yere ulaşmasını sağlayan yol gösterme sürecidir. Koçluk, bir insanın gelişmesine, yeni bir beceri, yetkinlik veya davranış öğrenmesine, kendisi için koyduğu hedeflere ulaşmasına, hedeflerini seçebilmesine veya bir problemini çözmesine destek olmaktır. Bir kişinin profesyonel ve kişisel başarısına, iş performansına, liderlik ve yönetim yetkinliklerine, bire bir çalışma yöntemiyle odaklanarak kurulan bir danışmanlık ilişkisidir. Koçlukta yaşamın bütünü ele alınır. İş, özel ve sosyal yaşam bir bütündür.

yasemin sungur one 2Duygularıyla, düşünceleriyle, gerçekleriyle insan, yaşamda sahip oldukları ile hepsi birbirinden farklı, hepsi tek. Bireysel gelişimlerine önem veren, hedef belirlemek ve gözden geçirmek isteyen, kariyerinde yaptıkları işin kendileri için uygun olup olmadığını sorgulayan veya hangi mesleği seçmesi konusunda soru işaretleri olan, hayallerini gerçekleştirmek isteyen, hayatı anlamlı ve huzurlu yaşamayı hedefleyen ve bu süreçte bir yol arkadaşı arayan bireylere verilen hizmettir. Koçluk, hareketi başlatır. Gelişim ve değişim hedeflenir.

Genel olarak;

Yaşam Koçluğu

Kariyer Koçluğu

Aile Koçluğu

Kurumsal Koçluk,

Ekip Koçluğu

Yönetici ve Lider Koçluğu

Performans Koçluğu gibi bölümlere ayrılıyor.

Bugün bir uygulama modeli olarak etkinliğini hızla artırması nedeni ile birçok alanda karşımıza çıkıyor. Lisan Koçu, Eğitim Koçu, Doğum Koçu, Sağlık Koçu, Diyet Koçu, Nefes Koçu, Spritüel Koç vb. gibi.

Koçluk bir meslek mi?

Meslek nedir? Sorusunu yanıtlamakta yarar var öncelikle. Meslek, insanın yaşamını sürdürebilmek için yaptığı ve genellikle yoğun bir eğitim ile başlayan ve çalışmayı gerektiren sürecin sonunda kişilerin kazandığı unvanın adıdır. Genellikle her mesleğin değerleri, gelişimi ve diğer insanlar açısından tanınması için zamana ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Yeryüzünde binlerce meslek bulunmakta ve sürekli yeni meslekler eklenmektedir. Mesleklerin etkisi, geçerliliği yıllar içinde değişim göstermektedir.

Koçluk, bu işi bir meslek olarak yapan ben ve benim gibi koçluğu meslek olarak seçmiş ya da seçmeyi düşünen kişiler için elbette bir meslek. Koçluğu araç olarak kullanan kişiler için ise yeni bir beceri, çünkü koçluk kişilerin daha önceki mesleki deneyimlerine ve eğitim birikimlerine çok kolay eklemlenebilen bir sistem öğretiyor.

Türkiye’de çok bilinen bir kavram değil sanırım.

Geçen yıl yapılan bir araştırma (http://www.pazarlamadunyasi.com/Desktopdefault.aspx?tabid=138&ItemId=401&Rtabid=90 ) koçluğun ülkemizde artık bilindiğini, doğru tanındığını ve giderek daha çok tercih edildiğini göstermektedir. 1500 kişinin katıldığı bir araştırma ve % 90′ı koçluk hakkında bilgiye sahip olduğunu söylemiş ve koçluğu doğru tanımlamışlar.

Her insanın bir koça ihtiyacı var mıdır? Eğer böyleyse bu insanın kendi kendini yönetmekten aciz olduğu anlamına gelmez mi?

yasemin sungur one dergisi 1Elbette herkesin bir koça ihtiyacı yok. Kişinin ihtiyaç duyması ve neden koçluğa ihtiyacı olduğunu öncelikle kendisi bilmeli ki, koçluktan yarar elde etsin. Koçluk karşılıklı anlaşma ile başlar. Konu, süre ve süreç belli olduktan sonra başlar. Her adımda kontrol vardır. Koçluk sürecinde aktif olan, benzetme yaparsak, trafikte aracı kullanan koçluk alan kişidir. Koç ise yol arkadaşıdır sadece. Yani koçluk almak kişinin aciz olduğunu değil, akıllı olduğunu, kaynaklarını akıllı kullandığını gösterir. Kişilerin en çok kendini tanıma, bireysel potansiyelini kullanma, harekete geçme, istediği değişimi yaratma, dengeli bir yaşam sürme gibi konularda koçluk aldıkları görülmektedir.

Ulus olarak psikoloji bilimini pek sevmeyiz. Ruhsal açıdan profesyonel desteğe ihtiyaç olduğumuzu kabullenemeyiz bir türlü. Aksi halde ‘deliliğimizin’ tescilleneceğinden korkarız. Koçluk konusunda da benzer gözlemleriniz oldu mu? Türk halkının bu kavrama yaklaşımı nasıl?

Bir şeyi anlamak için bilmeliyiz, bilmek için öğrenmeliyiz. Genellemeler yapmamalı, bilmeden bir uzman gibi konuşmamalıyız. İhtiyacımız olduğunda bize neyin yardımcı olacağını bilmek, hayatımızı daha kaliteli sürdürmemizi ve kaynaklarımızı doğru kullanmamızı sağlar.

İlk tanıştığım 1990 yılından itibaren anlamaya çalıştığım koçluğun eğitimini 1996′da almaya başladım, kendimi bir koç olarak kabul etmem ve bunu yüksek sesle söylemem ise 2005 yılında gerçekleşti. Başlangıçtan itibaren olumlu geri bildirimler aldım. Gençlerin ve iş dünyasının çok yakın durduğu koçluk, bugün ailelerin birlikte daha mutlu bir yaşam için de aldıkları bir destek hizmet olmaktadır.

Gelişmiş ülkelerde nasıl algılanıyor bu kavram?

Çok yaygınlaştığını, kişinin rahatlıkla destek aldığını söylediğini görüyoruz. Kurumsal olarak şirketler çalışanları için bu sistemi almakta, hatta kişiler birbirlerine koçluk görüşmesi hediye etmektedirler. Telefon ve online ortamda koçluk hizmeti yaygın olarak verilmektedir.

Koçluk terimi günümüzdeki anlamında ilk kez 1985 yılında Dr. Dick Borough tarafından kendi liderlik tarzını tanımlamak için kullanılmış. 1988 yılında Forbes dergisinde çıkan “Sigmunt Freud, Henry Ford’a Karşı” başlıklı makale koçluğun tanım olarak yerleşmesinde dikkat çekicidir. Bu tarihlerden sonra giderek yaygınlaşan, popüler bir meslek oldu. Sayıları 100′ ü geçen koçluk okulları1992 yılında birleşerek federasyon kurdular. Koçluğun etik kurallarını düzenleyen, koçluk okullarına akreditasyon veren ve koçluk standartlarını oluşturan kurum 80 i aşkın ülkede binlerce üye ile faaliyet göstermektedirler.

Subjesi de nesnesi de insan olan bir mesleği icra ediyorsunuz? Öngörülebilir değişkenlerden çıkarımlar yaparak cansız maddeleri dönüştürmeyi iş edinen diğer bir çok meslek erbabına kıyasla öngörülmesi güç sayısız değişkenden teşekkül eden insanı dönüştürmeye çalışan koçlarının işi daha zor olsa gerek?

YSGE logo masterBenim için zor değil. Ben zor kelimesini uzun zamandır kullanmıyorum. Alışkanlık olarak kullanılan kelimelerden biri olduğunu düşünüyorum. Zor demek yerine çözüme ve sürece odaklanıyorum. Her insanı, her seferinde keşfetmem gerektiğini biliyorum. Genelleme yapmaktan, yargılarımı direkt kullanmaktan uzak duruyorum. Soru soruyorum, dinliyorum, anlıyorum, soru soruyorum. Cesurum, keşif için özellikle gerekli. Yaratıcı ve yenilikçi olmanın, pozitif düşünmenin gücüne inanıyorum. İnsanın gelişiminin ölüme dek sürdüğünü, değişimin gelişim demek olduğunu biliyor ve sürekli çalışıyorum.

Kendinizi tanımlarken kullandığınız cümlerden biri de ‘işine duygularını karışıtırır’. Halbuki ‘işine duygularını karıştırmama’ iş dünyasının yerleşik ve kanıksanmış söylemlerinden biri. Bu sözünüzle neyi vurgulamak istiyorsunuz?

‘işine duygularını karıştırır’ tanımını ilk duyduğumda bu bana olumsuz bir özellik ve dezavantaj olarak söylenmişti…:) Bunun benim güçlü yanım olduğunu fark ettiğimde çok mutlu oldum. Duygular olmadan hiçbir şeyi gerçekten yaşayamayız ki. Duyguları gizlemek ise maskeler ortaya çıkartıyor. Zaman geçtikçe bu maskeler çeşitleniyor, kalınlaşıyor. Bizi mutsuz ediyor ve samimi paylaşımların olmadığı ortamlarda yaşamamıza neden oluyor.

Duyguları kullanmaktan bahsediyorum ben. Duyguları yaşamaktan. Duygularımızı bastırmak ve yok saymak yerine, bir adım öncesine gidip düşüncelerimizi bilinçle seçmek ve duygularımızı gerçek olmaktan yana kullanmaktan bahsediyorum.

KARİYERim GELECEKmi yasemin sungur oneEn gerçek, en samimi, en etkileyici ‘ben’ duygularımızla yaşanır. Bu nedenle “işime duygularımı karıştırıyorum”.

Birçok önemli firmada insan kaynaklarından halkla ilişkilere kadar farklı konumlarda çalıştınız. Bu kadar geniş bir yelpazede farklı konumlarda çalışmak size ne kattı?

Öğrenmenin büyüleyici olduğunu keşfettim. Benim güçlü özelliklerimden biri de meraklı olmam. Meraklı olduğunuzda, öğrenmeye açık olduğunuzda her sektör, her farklı alan kendinizi kullandığınız farklı bir öğrenme/bilme/uygulama yolculuğu başlatıyor. Yolculuktan keyif alıyor ve bunu da paylaşıyorsanız iyi bir ekip arkadaşı oluyor ve ortak başarılara imza atıyorsunuz.

Farklı kartvizitleriniz var. En çok hangisini önemsiyorsunuz?

Yaptığım her şeyi çok önemsiyorum. Kendim için en iyi olana ulaşana kadar peşini bırakmıyorum. Dışarıdan farklı görünse de aslında tek bir kartvizitim var bugün.

“Bireysel gelişim işçisiyim.”

Bu nedenle öğrenciyim, eğitmenim, konuşmacıyım, okuyucuyum, yazarım, danışmanım, arkadaşım, anneyim ve başka…

Her yaştan herkes için, gelişim adına yol gösteren olmak, pusula olmak, bazen bir sokak lambası bazen bir el lambası oluvermek amacım. Gelişimin birlikte olacağına inanıyorum.

Gelişim Enstitüsü’nden söz eder misiniz?

Kendimi ve yaptığım işi daha iyi ifade etmek için yaşam deneyimimin 50.yılında, profesyonel üretkenliğimin 30.yılında gelişim; ben, sen, biz, hepimiz, birlikte diyerek bir düş kurdum ve Gelişim Enstitüsü doğdu. Her yaştan, herkes için gelişim danışmanlığı, koçluğu yapıyor ve seminerler veriyoruz. Öğrencilerle başarılı olmak, doğru mesleği seçmek, gelecek planı yapmak, yetişkinler ile kariyer adımları, pozitif iletişim, kişisel marka konularında çalışıyor, ailelere daha mutlu bir yaşam için, koçluk yapıyoruz. Gönüllü çalışmalar yapıyoruz. Sosyal sorumluk projeleri gerçekleştiriyoruz.

Bir kariyer koçu olarak kariyerine odaklanmış üniversite gençliğine ve kariyerlerinin ilk evresindeki genç profesyonellere yalnızca bir öğüt hakkınız olsaydı ne söylemek isterdiniz?

İletişim kur, kendini, kendine inanarak tanımla. Tanıdığın senin yapacaklarına odaklan, seç ve yolculuğa başla ve bu yolculuktan en çok sen keyif al.

“Yaşamda kendini fark ederek ve fark ettirerek kişisel eylem planınla yürü”

Yorum Sahası

  • Nurdan Gencel diyor ki:

    Bir solukta okudum, konu Yasemin Sungur olunca çok dolu bir röportaj olmuş :)

  • Mehmet ÖZDAĞLI diyor ki:

    Sınavlara girerken acaba bilmediğim sorumu çıkacak endişesi taşırdım hep.Yasemin Hanımın röportajını okuyunca, tüm sorulara doğru cevabı olan, süper bir öğrenci görüyorum.İşte benim Koçum diyorum.Saygılarımla!!!

Görüş Bildir

Login with Facebook: