Gazeteci Yeliz Öz

Genç yaşınızda Hürriyet gibi medya dünyasının ‘amiral gemisi’ olarak nitelendirilen büyük bir gazetede çalışıyorsunuz. Bu noktaya nasıl geldiniz? Kısa bir özyaÅŸam öyküsü alabilir miyiz sizden?

Aydın DoÄŸan Vakfı Genç İletiÅŸimciler Yarışması en iyi haber ödülüAslında çok uzun bir yaÅŸam öyküm yok. Ortaokulda sürekli duyduÄŸum “Duvar gazetesi”ni arkadaÅŸlarla oturup bilgisayarda yazılar haline getirmiÅŸ ve “Gençlik” diye bir gazete hazırlamıştık. Yazı yazmaya merakım hep vardı ama ortaokulda Genel Yayın Yönetmeni olarak on sayfalık fotokopi gazetenin başında adım yazıyordu. Sonrasında da herÅŸey zincir halinde geldi. Liselere giriÅŸ sınavında Aydın DoÄŸan Anadolu İletiÅŸim Lisesi’ni kazandım. Gazete okumakla gazetecilik yapmanın nasıl bir fark yarattığını görmenin en iyi yoluydu Aydın DoÄŸan Lisesi. Tabii ailemin korkuları vardı bu kadar küçük bir yaÅŸta meslek seçmeme iliÅŸkin ama ben kararımı vermiÅŸtim. Aydın DoÄŸan Lisesi’nde ikinci sınıfa geldiÄŸimde staj yapmak için kurum aramaya baÅŸladık. Bu açıdan ÅŸanslıydık çünkü DoÄŸan Medya bünyesindeki tüm kurumlarla staj yapabilme olanağına sahibiz. Bir gün gazetecilik öğretmenim Ayten Åženkul’un önerisiyle Hürriyet Gazetesi İstihbarat Åžefi Celal Korkut’un yanına geldim. Karşısına geçtim ve “Ben burada staj yapmaya geldim” dedim. Nasıl bir yer olduÄŸunu, ne ile karşılaÅŸacağımı bilmiyordum. “Gazetecilik” nasıl öğrenilirdi cevabını aradığım soru buydu. Bu soruya yanıt bulmanın en doÄŸru adımı Hürriyet’in kapısından içeri adım atmaktı. Gazetenin bel kemiÄŸi İstihbarat Servisi ise bir departmandan ziyade bir eÄŸitim kurumu gibi karşılıyordu yeni gelenleri. İstihbaratta lise son sınıfta üç gün staj yapmayı sürdürdüm. İki gün okula, hafta sonları ise üniversiteye giriÅŸ sınavına hazırlanmak için dersaneye gidiyordum. Meslek lisesi konumunda olduÄŸu için benim mezun olduÄŸum liseden lisans tercihi yapılmıyor. Türkiye derecesi yapmak ve okul birincisi olmak gerekiyor. Ve ben bunların her ikisini gerçekleÅŸtirerek Marmara Üniversitesi İletiÅŸim Fakültesi Gazetecilik bölümünü kazandım. DoÄŸan Holding Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Sayın Aydın DoÄŸan’ın ve Hürriyet Gazetesi İstihbarat Müdürü Celal Korkut’un desteÄŸiyle Hürriyet Gazetesi’nde telifli muhabir olarak çalışmayı sürdürdüm. 2008 yılı itibariyle de 212′ye baÄŸlı bir fikir işçisi olarak muhabirlik yapmayı sürdürüyorum. Bu noktaya nasıl geldim sorusu ise, aslında sıkıntılı bir hayatı tercih etmekle bire bir iliÅŸkiliydi. Hayatı kaos içinde yaÅŸamayı göze almaktan geçiyor bunun yolu. HerÅŸey gazetede haberinizi okuyana kadar… Günlerce yorulursunuz, stres altında kendinizi yer bitirirsiniz ama elinize sürmanÅŸette sizin imzanızla yayınlanan gazete geçtiÄŸinde geldiÄŸiniz yolu görmezsiniz. Devam etmeniz gereken yolu gösterir size o gazete. O yüzden bu noktaya nasıl geldiÄŸimin bir önemi yok. Çünkü henüz bir nokta yok ortada, noktalı virgülle iki nokta üst üste arasında gidip geliyorum, arada ünlem koyarak bazı cümleler arasına:)

Yeliz ÖZ one dergisiHürriyet’te çalışmanın herhangi bir gazetede çalışmaktan farkı nedir? Kısacası Hürriyet’i Hürriyet yapan şey sizce nedir?

Aslında ilk soruda bu sorunun cevabını sen vermiÅŸtin. Basının amiral gemisinden bahsediyoruz. Hürriyet’te yayınlanan bir haberin medyada yankısı çok farklı. HerÅŸeyden önce Hürriyet bir marka. O markanın altında çalışırken sizin isminizin de bir marka olması kaçınılmaz. O yüzden çok daha dikkatli yaÅŸamak, davranmak, çalışmak zorundasınız. Hürriyet’i Hürriyet yapan ÅŸey ise adında gizli. Bu kelimeyi vurgu yapmadan söyleyemezsiniz:)

Bugüne kadar yaptığınız röportaj ve haberler içerisinde sizi en çok etkileyen hangisiydi?

Bir yılı stajyerlik olmak üzere Hürriyet’te dört yılı dolduruyorum. Ve henüz 21 yaşındayım. Haberle büyüdüm diyorum ben bunu soranlara. Ama beni en çok etkileyen haber, 18 Ocak 2007′de Hürriyet’te manÅŸet olan “FahiÅŸe DeÄŸiliz Sayın Çömez” röportajydı. Dönemin tanınan bir milletvekilinin fuhuÅŸ yaptıklarını iddia ettiÄŸi beÅŸ genç kızla Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’dan özel izin alarak Atatürk Kız YetiÅŸtirme Yurdu’nda bir araya geldim. O kadar içten anlatmışlardı ki yaÅŸananaları, “Kader” düşüncesini sorgulamaya baÅŸladım ardından. Benimle hemen hemen aynı yaÅŸtaki beÅŸ genç kız, fahiÅŸe olmadığını ispat etmeye çalışıyordu. Bu gerçekten benim için çok zor bir deneyimdi. Ardından tüm medyada geniÅŸ yer buldu haber. En azından o beÅŸ genç kız için iyi birÅŸey yaptım zamanın onlara getirdiÄŸi tüm kötülüklere inat.

İletişim alanında zaman zaman ödüller aldığınızı biliyoruz. Biraz aldığınız ödüllerden bahseder misiniz?

Benim için en deÄŸerli ödül şüphesiz Aydın DoÄŸan İletiÅŸim Lisesi’ni birincilikle bitirirken Sayın Aydın DoÄŸan’ın elinden aldığım birincilik ödülüydü. Ama ilk ödülümü ortaokul sıralarında YaÅŸar Kemal’in elinden almıştım. Geçen yıl da Aydın DoÄŸan Vakfı Genç İletiÅŸimciler Yarışması’nda En İyi Haber ödülünü aldım. Kaleminizden çıkan cümlelere deÄŸer verilip ödüle layık görülmesi kesinlikle çok keyifli birÅŸey:)

yeliz öz oneGeçtiğimiz aylarda Hürriyet’in 60. yılını kutladınız. Ve yine bu kapsamda gazetede ilginç bir uygulama başladı: mentörlük. Biraz bu uygulamadan bahseder misiniz? Sizin mentörünüz kim oldu?

Ah, evet bu kesinlikle bir dönüm noktası. Bir gün gazetenin duvarlarına Hürriyet 60′ıncı yılını kutluyor afiÅŸleri asılmaya baÅŸladı. Hürriyet’te şöyle bir durum var, önce genç muhabir ardından muhabir ardından da uzman muhabir oluyorsunuz. Bu kriter çalışma performansı, çalışılan yıl ve yöneticilerin deÄŸerlendirmesinin ardından belirleniyor. Ben de genç muhabirim. Hürriyet’in 60′ıncı yılı kapsamında genç muhabirler ve yazarlar arasında mentörlük projesi baÅŸladı. Tüm genç muhabirlere zarflar içinde bir yazı ile konu bildirildi. Ve ben zarfı açtığımda Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ErtuÄŸrul Özkök’ün mentörüm olduÄŸu bilgisiyle karşı karşıya kaldım. Tabii yaÅŸanılan bir ÅŸok hali. Sonrasında bir araya geldik. İnanılmaz bir deneyim benim için. Bir kere ÅŸuna hep inanmışımdır, Türkiye’nin en güçlü kalemlerinden biri şüphesiz ErtuÄŸrul Özkök. Eline Hürriyet geçen herkesin tartışmasız okuduÄŸu bir yazar. Bir araya gelip gazeteciliÄŸe dair konuÅŸmak ise benim için yol gösterici oldu demeliyim. Tabii burada tamamını anlatamam ama her cümlesi bir öğreti gibi diyebilirim:)


genç iletişimcilerden bir kare yeliz özAynı zamanda bir iletişim öğrencisi olarak medyanın kamuoyu üzerindeki yönlendirici etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Gelişmiş ülkelerde de medya bu kadar güçlü bir etkiye sahip mi?

Ah iletiÅŸim öğrencisi olduÄŸumu hatırlatma lütfen:) Marmara Üniversitesi İletiÅŸim Fakültesi’nde üç yıldır ızdırap çekiyorum. Aydın DoÄŸan Anadolu İletiÅŸim Lisesi’nde ne kadar hareketli, eÄŸlenceli ve bir o kadar öğretici dört yıl geçirdiysem, bulunduÄŸum fakültede tam tersi üç yılı geride bıraktım. GazeteciliÄŸe dair iletiÅŸim fakültelerinde birÅŸey öğretildiÄŸine kesinlikle inanmıyorum. Bu yüzden de zaten sektöre yetiÅŸtirilen eleman sayısı çok az. Kendi okulum diye söylemiyorum ama Aydın DoÄŸan Liseliler aldı yürüdü sektörde. KeÅŸke mesleÄŸe dair daha fazla açılım olsa da lisansların önü de bu doÄŸrultuda açılsa. Soruya dönecek olursam:) Günümüz dünyasının bir uzvu medya. Dünya haritasını önüne koyduÄŸunda tam ortada tüm ülkeleri gözüne kestirmiÅŸ ayrı bir coÄŸrafya. Türkiye’deki medyanın Avrupa ya da ABD medyası karşısındaki durumu tabii çok farklı. Ama bu Türk insanın genel yapısıyla alakalı bir durum. Biz otobüse bindiÄŸimizde elindeki gazeteyi okuyan amca dönüp habere yorum yaptığında o yorumuna katılırız arkasından bütün otobüs siyaset konuÅŸmaya baÅŸlar, öyle deÄŸil mi=) Bence kamuoyunu oluÅŸturan salt medya deÄŸil, kamuoyu da medyayı oluÅŸturuyor. Döngü var burada. GeliÅŸmiÅŸ ülkeler konusuna iliÅŸkin ise ÅŸunu söyleyebilirim, İsviçre’de bulunduÄŸum sürede birkaç gazetenin yöneticisiyle bir araya geldim. Onlarda şöyle bir sistem vardı, feature haberler daha çok tabloid’lerde duyuruluyor siyaset dedikodusu bile o tür gazetelerde. Dünyaya bakışı içeren haberler ise daha ciddi gazetelerde. Zaten onları da herkesin okumadığını söylemiÅŸti. Geçenlerde bir gazetede Washington Post’un Dış Haber Editörü’yle yapılan röportajı okumuÅŸtum. “Ali Babacan’ın ABD’yi ziyaretini soruyor gazeteci arkadaşım yanıt ise beni oldukça etkilemiÅŸti, “Biliyor musun bu ÅŸehre her gün kaç bakan gelip gidiyor? Bizim bu ziyaretleri haber yapmamız söz konusu deÄŸil. WP global olaylara bakıyor.” Bence bunu düşünmeliyiz:)

iş ortamı yeliz özİleriye dönük mesleki hedeflerinizden bahseder misiniz? Profesyonel yaşamınıza bundan sonra gazeteci olarak mı devam edeceksiniz?

Aralık’ta Avrupa BirliÄŸi’nin saÄŸladığı bir bursla Belçika’daki XIOS Üniversitesi’nde Uluslararası Gazetecilik eÄŸitimi alacağım. Sanırım hayat o eÄŸitimden sonra kendini ÅŸekillendirecektir.

Hem okuyup hem de gazetecilik gibi yoğun bir iş temposu gerektiren bir işte çalışmak sizin için zor olmuyor mu? Bununla nasıl baş ediyorsunuz?

Kesinlikle kolay deÄŸil. Ama bir süre sonra hayatın bir parçası haline geliyor iÅŸ ve okul. Tabii çok fazla ÅŸeyden feragat etmek zorunda kalabiliyorum. Saat 21.00′de iÅŸim bittikten sonra eve gidip arkasından sabaha kadar ders çalıştığım günleri de biliyorum. Ama baÅŸetmek o kadar zor deÄŸil. Hayat tercihlerle yürüyor. Ben tercihlerimi ileride mutlu olmaktan yana seçtim. Åžimdilik sıkıntı çekmek kaçınılmaz.

Kariyeri konusunda karar verme aşamasında olan Epistula okurlarına gazetecilik mesleğini önerir misiniz?

Gazetecilik bence kariyer konusunda karar verilirken alınacak bir karar deÄŸil. Gazetecilik yaÅŸamınızın bir parçası haline getireceÄŸiniz olaylardan sadece biri. EÄŸer hareket, sıkıntı, acı bunlara dayanıklı iseniz gazetecilik zaten yaparsınız. Ama bunlara dayanıklı olmanın yanı sıra bir de deÄŸiÅŸime ve geliÅŸime açık olmak gerekiyor. Ben inanılmaz agresiftim kendi söylediÄŸimin doÄŸru olduÄŸuna inandığım için yöneticilerimle çok karşı karşıya geldiÄŸim oldu. Ama zamanla törpülenmeyi de öğrendim. Gazetecilik böyle birÅŸey. Bazen duygularınızdan arınmak ve yaptığınız iÅŸe koÅŸullanmak zorundasınız. Tek bir örnek vereceÄŸim; röportajdan dönerken yolun saÄŸ tarafında bir kamyonun etrafını polislerin çevrelediÄŸini gördüm. TEM’in ortasındayız. Arabayı saÄŸa çektik elime kaptığım gibi makineyi kamyonun yanına gittim. Polislere basın kimliÄŸimi gösterdim ve olayı anlamaya çalıştım. Åžoför üç gün önce kamyonun içinde kalp krizinden yaÅŸamını yitirmiÅŸ ve ölüsü yeni farkedilmiÅŸti. İnanılmaz kötü bir durum vardı karşımda. SaÄŸdan ölen ÅŸoförün 12 yaşındaki oÄŸlunu getiriyorlardı. Çocuk babasının o görüntüsünü tabii kaldıramadı ve aÄŸlamaya baÅŸladı. Gözlerim doldu bende aÄŸlamaya baÅŸladım ama gözüm fotoÄŸraf makinesinin vizörüne gittiÄŸinde aÄŸlayan çocukla kamyon koltuÄŸunda boynu öne eÄŸik cesedi aynı kareye sığdırmak için açı almaya çalıştım. O gün bu mesleÄŸi sorguladım. Gazetecilik böyle birÅŸey. İster yönetici olun ister muhabir ister stajyer, yanından geçtiÄŸiniz yolda bir trafik kazası varsa çantanızdaki makineyi çıkarırsınız ve haberini yaparsınız.

Yorum Sahası

Henüz yorum yok; ilk olmak ister misin ?

Görüş Bildir

Login with Facebook: