Engelleri Kaldıran Adam: Rodin Alper Bingöl


rodin alper bingöl one dergisiRodin Alper Bingöl Türkiye’nin en başarılı sosyal sorumluluk projelerinden birinin mimarı. Projesi çok sayıda ödülle taltif edildi. Engellilere ‘özürlü’ diyebilen bir toplumda Don Kişot’luğa soyundu. Ekibiyle birlikte olağanüstü bir çabayla yaptığı çalışmalar sayesinde Engelleri Kaldır Hareketi son yılların en dikkat çekici toplumsal hareketlerinden birisi oldu. Rodin Alper Bingöl’le Engelleri Kaldır Hareketi üzerine söyleştik.

Röportaj: Ömer Üner

Öncelikle başarınızdan dolayı kutlarız. JCI’in en başarılı 10 gencinden biri seçildiniz.

Teşekkürler. Çocuklara ve Dünya Barışına Katkı kategorisinde Türkiye’nin en başarılı genci seçilmiş görünsem de bunun bir ekip çalışması olduğuna inanıyorum. Ben sadece kurucusu olduğum için projenin görünen yüzüyüm, benimle birlikte proje için uykusuz geceler geçirerek heyecanımı paylaşan ekip arkadaşlarım ve destekçilerimiz de aynı ödüle layık görüldü diye düşünüyorum.

Engellilere yönelik çalışmalarınızdan ötürü bu ödüle layık görüldünüz. Biraz projelerinizden söz eder misiniz?

rodin alper bingöl one disko kralıProje isminden ve ilk ele aldığımız konunun engelliler olmasından ötürü sadece engellilere yönelik bir proje olarak bilinmesine rağmen aslında Engelleri Kaldır Hareketi insan haklarına yönelen her türlü ihlalin önüne geçilmesini amaçlamaktadır. Gündelik yaşamdaki engellerden en çok etkilenen kesim olduğuna inandığımız engelli bireylerin toplumsal yaşama ve üretim süreçlerine aktif olarak katılımlarını sağlamak amacıyla yola çıkan EKH, var olan düzeni geliştirmek için; sosyal yaşam ve paylaşım alanları eksikliğinin giderildiği, gerekli farkındalığın sağlandığı, yaşam kalitesinin eşitlenerek yükseltildiği ideal toplum düzenine ulaşmaya yönelik çalışmalarını sürdürmektedir. 1 Nisan 2009 tarihindeki “Bu bir şaka değildir!” başlıklı farkındalık kampanyasıyla başlayan bilinirliğimiz projelerin devamıyla birlikte tüm Türkiye’ye yayılmış durumda. 2009 Haziran ayına kadar tez projem olarak tamamladıktan sonra projeyi daha kurumsal bir hale getirerek bir ekip çalışması haline dönüştürdük ve Türkiye’nin en güvenilir sosyal sorumluluk projelerinden birisiyiz. Yaklaşık 1 senelik süreçte hiç bağış toplamadan tamamen kurumsal iş birlikleri, ortaya çıkartılan proje ve fikirlerle Türkiye’nin en büyük farkındalık kampanyalarını gerçekleştirdik. 1 sene içinde 4 farklı kurum tarafından en başarılı proje seçildik.

Sizi bu çalışmalar için motive eden nedir? sosyal sorumluluk projelerine pek prim vermeyen bir ulusuz.

okan bayülgen one dergisiBireylerin, kendilerinin dışında bulunan her şeyin çevresel bir öğe olduğu ve çevresel öğelerin sürekli etkileşim içinde olduğunun bilincine varması gerekiyor. Kişiler, sağlıklı sosyal ve toplumsal bir çevrede yaşayabilmek için, koruma ve geliştirmenin bir sorumluluk olduğunu bilerek; çevre sorunlarının çözümüne katkı ve katılım ile görev alma bilincine sahip olmalıdırlar. Projemizde kişilerin kendi yakın çevrelerinden başlayarak kazanacakları toplumsal farkındalıkla, bir şeyleri değiştirebileceklerine olan inançlarını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu anlamda sosyal sorumluluk projelerine prim vermeyen bir ulus oluşumuz bizim itici gücümüz oldu diyebilirz.

Nasıl başladınız? Bir başlangıç hikayesi, bir kırılma noktası var mı? Ferrarisini Satan bilge’nin yaşadığı metamorfozdan söz etmiyorum elbette ama bir anda güçlü bir nedenin etkisiyle birçok şeyden vazgeçip mi başladınız yoksa küçüklüğünüzden beri zaten var olan bir duygu koşullar oluştuğunda aksiyona mı dönüştü?

Küçüklüğümden beri manevi duygulara ve çalışmalara önem veren birisiydim fakat tamamen bununla ilgili olduğunu söyleyemem. Sürecin gelişimi son sınıf öğrencisiyken tezimin konusunu sosyal sorumluluk bilinci taşıyan bir reklam kampanyası olmasına karar vermemle başladı.Tez konumu ararken Türkiye’deki engellilerin sayısının 8,5 milyon olduğunu öğrendiğimde çok şaşırdım. Bu rakamın üzerine onların ailelerini de eklerseniz yaklaşık 25 milyon kişi ‘engelilik’ halinden etkileniyor.Bahsettiğimiz yaklaşık 25 milyon bireyin yaşamak zorunda olduğu hayatlar için, toplumsal bilincin sağlanması konusundaki ürkütücü boşluğu fark ettim. Tezden sonra bunu bir harekete dönüştürelim istedim, zorlu ve uykusuz günler geçirdik. Toplumun bu tür oluşumları karşı güveninin çok düşük olduğu bu günlerde, insanları inandırmak kolay olmadı, fakat başardık sanırım.


Bir sosyal sorumluluk kampanyasının kitlesel etki oluşturması için olmazsa olmaz diyebileceğiniz kriterler var mı?

engeller Doğru amaçla girişilen doğru işlerin, doğru hedef kitleye doğru zamanda ulaşmasıdır diyebilirim. Çıkış noktamız hep ‘’Engelleri Kaldır Hareketi kimsenin değil sahiplenen herkesindir.’’ oldu. Bireylerin dahil olabildikleri süreçleri daha çok sahiplenmeleri kaçınılmaz bir sonuç. En olmazsa olmazı şeffaflık ve samimiyet.

Yeni projeleriniz…

Engelleri Kaldır Hareketi olarak resmi bazı işlemleride gerçekleştirdik ve resmiyetin bize açacağı kapılar doğrultusunda, hukuksal ve mimari çalışmalarımıza hız vererek somut çözümlemelerle yolumuza devam edeceğiz. Dönemsel farkındalık kampanyalarımızda devam edecek. Bunların oturmasıyla birlikte uluslararası işbirliktelikleriyle dünya gündeminde de Türkiye’ye dikkat çekmeyi planlıyoruz. Bunların dışında Engelleri Kaldır Hareketi’nin projelerini sponsorluk olarak hayata geçiren ve kurucu başkanı olduğum Elmalma Marka İletişim Hizmetleri isimli reklam ajansında sanatsal çalışmalarıma devam ediyorum.

Türkiye’de engelliler için gerekli ve yeterli koşullar oluşturuldu mu sizce? Yoksa daha birçok köklü iyileştirmeler yapılması gerekiyor mu?

beyaz one dergisi rodin alper İnsan hak ve özgürlüklerini korumak adına yola çıktığımız bu süreçte gündelik yaşamdaki zorluklara en çok maruz kalan, ihtiyaç ve talepleri görmezden gelinen kesimin engelliler olması; çalışmalarımızda önceliği engelli bireylerin ihtiyaçlarına vermemize neden oldu. Gündelik yaşam içerisinde kullanılması zorunlu olan bir çok alan ve yapının engelli bireylerin hareket özgürlüğüne imkan tanımayacak şekilde plansız tasarlandığını görüyoruz. Bu erişilebilirlik problemleri engelli bireyleri toplumdan izole etmektedir. Sağlık, eğitim, hak ve özgürlüklerin kısıtlanması gibi birçok konuda yapılması gereken değişikliklere giden yolda en temel adım erişilebilirlik problemlerinin çözülerek, toplumsal bütünlüğün sağlanması .

Türk halkının engelli algısı nasıl? Bu anlamda yerleşik bir kültür oluştu mu?

Burada algı diye ele aldığımız konu duygusal ve çevresel bir yorumlamadır. Türk halkının algısını da oluşturan ülkemizin koşulları. Ailesinde engelli bireyler bulunan herkes gelecek kaygılarına sahip, bu kaygılar toplumun bütününe de ister istemez yansıyor. Duyarlı olmamıza rağmen maalesef her şeyi yetkililerin bize sunmasını bekleyen isteklerimizi veya bizi rahatsız eden durumları dile getirip sonuca ulaşacak çözümlerin takipçisi olmayan bir toplumuz.


Oyunculuk eğitimi aldınız? Bu alanda çalışmalarınız var mı?

rodin alper oneLise yıllarımda oyunculukla yakından ilişkim oldu. Kadıköy Halk Eğitim’de aldığım oyunculuk eğitimi sonrası, profesyonel bir kaç grupla tiyatro sahnesi ,bazı dizi ve reklam filmlerinde yer aldıktan sonra bunun hobi olarak kalmasını istedim. Ve sahne arkasının bana daha uygun olduğunu düşünerek bu alandaki ilgimi fotoğraf ve yönetmenlik gibi alanlara kaydırdım. Şu anda somut bir çalışmam olmamakla birlikte, kendi projelerimiz dışında oyunculukla ilgili bir çalışmam olacağını sanmıyorum. Herkes kendi işini yapmalı diye düşünüyorum.

Genç yaşta başarılı işlere imza atmış, toplumsal duyarlılığı yüksek biri olarak modernitenin kıskacında yolunu bulmaya çalışan gençlere bir çift lafınız var mı?

İnsanlara tavsiyelerde bulunabilecek kadar bilgeleştiğimi düşünmüyorum. Hala öğrenmeye ve tecrübe kazanmaya devam ediyorum. Fakat bu süreçte fark ettiğim birşeyi paylaşmak isterim. İnsan eğitim hayatı ve özellikle ergenlik yıllarında asla büyümeyeceğini ya da zamanın çok yavaş geçtiğini düşünüyor, bir anda bakıyorsunuz ki 26 yaşına gelmiş, saçınızda beyazlar başlamış ve bir anda hayata atılmış buluyorsunuz kendinizi. O yüzden her bireyin kişisel gelişimini ve hayatının her dönemini önemseyerek, manevi yönlerini güçlü tutmaya çalışması gerektiğine inanıyorum. Toplumların yozlaşmaya yüz tuttuğu günümüzde, önce insan olmayı unutmamak adına herkes sosyal duyarlılığını göstermeli ve belirli oluşumların içinde yer almalı.

Yorum Sahası

Henüz yorum yok; ilk olmak ister misin ?

Görüş Bildir

Login with Facebook: