Ece Temelkuran Ağrı’nın Derinliği’ni One’a Anlattı
Ağrı’nın Derinliği kitabınızın anlatımındaki objektiflik ve samimiyeti gazeteci olmanıza bağlıyorum. Doğru mudur?
Onun da payı vardır belki. Ama gazeteciliğin bu kitabı açıklayabileceğini sanmıyorum. Bu kitabı daha çok bir edebiyatçı-gazeteci olarak yazmaya çalıştım.
Kitabın neredeyse ortalarına hatta sonlarına kadar yorum yapmak ve kişisel görüş bildirmeden bir bilgilendirme söz konusu. Bu da okuyucunun konu hakkında kendi kararını verebilmesine olanak sağlıyor. Bunu biraz da okuyucuda Ermeniler hakkında önyargısız bir merak uyandırabilmek için mi yaptınız?
Tam tersine ilk satırdan son satıra kadar kanaatlerimin, dünya görüşümün olduğunu düşünüyorum kitapta. Sadece sanırım sizi de içine almış olmalı ki kendinize uzak hissetmediniz.
Ermeni meselesine bir kadın olarak yaklaşmak nasıldı?
Sanırım insanın başka türlü bakabilmesini daha olanaklı kılıyor. Bu kadın olmakla mı ilgili ondan emin değilim ama kadın olmanın yardımcı olduğunu hep düşünmüşümdür.
Kitabın yayınlanmasından sonra nasıl tepkilerle karşılaştınız? Yazı dizisindeki tepkilerden çok farklı şeyler oldu mu?
Şaşırtıcı bir biçimde hiç kötü bir tepki gelmedi. Hem Türklerden hem de Ermenilerden beklediğimin çok üstünde bir sevgiyle karşılandı kitap. Sanırım insanların ihtiyacı varmış böyle bir dile.
Kitabınız Ermenice olarak da yayınlanıp Ermeni’lere de ulaşacak mı?
Öyle umuyorum. Çok isterim DoÄŸu Ermenicesi’ne ve Batı Ermenice’sine çevrilmesini.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ermenistan’a milli maç için gitmiş olması ve bunun yanı sıra futbol-siyaset ilişkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yazmıştım da bunu sanırım. Türkiye konuşamadığı meseleler üzerine çok top teper. Ama sanırım insanların birbiriyle ilişki kurma biçimi bu. Bu ilişki biçimi insanları daha az korkutuyor galiba. Ya da Türkiye tarafını demeliyim belki de. Önemli bir girişimdir o ziyaret elbette. Çok de önemsiyorum ama işleri kolaylaştıracağından çok emin değilim. İlişki yine de zor yani.
Sizce bizler de Ermenistan’ı ve Ermenileri görmezden mi geliyoruz? (Hem çok yakın hatta iç içe olup sanki çok uzakmışız gibi yaşıyoruz.)
Görmezden geliyoruz denemez ama öğrenilmiş bir körlüğümüz var. Kitapta da uzun uzun anlattım bunu, bu körlüğü nasıl öğrendiğimizi, bize nasıl öğretildiğini. Bu ülkenin kuruluşundan başlayarak yapılan bir şey bu. Biz de ne kadar etkilenmediğimizi söylesek yine de bu körlük biraz da olsa bulaşmış oluyor bize.
1915 olaylarında birçok Ermeni aynı kiliseleri kullandıkları ve daha başka benzer yönleri olduğundan Süryanilerin arasına karışmışlar. Bu konu da ileride gündemi meşgul eder mi?
Evlerdeki, sokak aralarındaki, fısıltıyla yapılan konuÅŸmaları bu ve benzeri konular hep ta 1915′den beri meÅŸgul ediyor zaten. Bu konular açık açık konuÅŸulamadığı için bugün Sabetay meselesi bir cadı avı gibi sürüyor mesela.
Kitapta yer alan veya almayan ama sizi çok etkileyen bir olaydan bahsedebilir misiniz?
Kitapta yer alan bir olaydır, Gabudikyan ile buluÅŸma. Hrant’ı kaybediÅŸimizi dışarıda tutarsak kitapla ilgili süreçte benim en çok etkileyen Gabudikyan’la karşılıklı kadeh tokuÅŸturmaktı.
1980’lerin sonunda Türk-Yunan dostluğu için önemli gelişmelerden biri de Zülfü Livaneli ile Mikis Theodorakis’in birlikte yaptıkları müzik çalışmalarıydı. Türk-Ermeni ilişkileri açısından da bu tip girişimler veya sizin, kitap dışında, girişimleriniz var mı?
Bu gibi girişimlerin destekçisi olmaya çalışıyorum. Kitabı yazdıktan sonra sanırım benzer şeyleri düşündüğümüz insanlarla aynı yöne doğru beraber çabalayacağızdır.
Röportaj: Elif Özbek


























ece hanım gibi değerli bir yazarın türkiyede olması gerçekten süper birşey.. yazılarınz gerçekten süper. bu kitabıda herkese üneriyorum süper bir kitap
Gerçekten güzel bir röportaj olmuÅŸ. Kitabı da okudum, bence birçok insanın okuması gerek. Bi kere Ece Temelkuran’ı diÄŸer birçok yazarrdan ayıran yönü oturduÄŸu yerden yazmıyor olması. Ece Temelkuran gerçekten gidip de araÅŸtırıyor bu yüzden yazdıklarını daha gerçekçi buluyorum. TeÅŸekkürler röportajınız için
okudum kitabı. herkese tavsiye ediyorum
harika bir röportaj omuş bu kadına bayılıyorum