Biz de Gençtik Bir Zamanlar
Biz de Gençtik Bir Zamanlar
Durun hemen başlığa bakarak klasik öğüt yazısı falan diye düşünmeyin… Çünkü bu yazımda konuya birden farklı bakış açısı ile yaklaşmak düşüncesiyle ve dikkatinizi yazımın başlığına odaklandırmak için bunu bilinçli olarak yaptım.. İlerleyen satırlarda ve yazının sonunda konu açıklığa kavuşmuş olacak nasılsa..
Geçenlerde mahalleden arkadaşım Yaşar ile sohbet ediyorduk ki birden “yahu abi dün akşam babam yine ders çalışma ve üniversite konularında nasihat çekmeye başladı. Önce ne olacak senin bu durumun diye giriş yapıp bu yıl üniversiteyi bakalım kazanabilecek misin böyle çalışmamakla? Falan diyerek sazı eline aldı da neyse ki büyük babamlar bizdeydi de annemle koroya başlayamadı..
Yaşar sonra “Senin baban nasıldı bu konuda? Malum sen üniversiteye girdin geçen yıl..” deyince biran sanki bir hatta birkaç yıl öncesine gittim. Ona bakıp gülümsedim sadece.. Niye mi gülümsedim?
Babam beni olabildiğince ve açıkça bilgilendirmişti.. Pek konuşmayı sezmez çünkü. Ne mi yaptı? Beni bir gün yanına aldı ve mahalledeki esnafları peş peşe gezmeye başladık. Bakkal, kasap, market, kuyumcu, bisiklet tamircisi, hırdavatçı, beyaz eşya bayi, TV tamircisi, berber, fırın, lokanta ve sonra da muhasebeci ve avukat arkadaşına uğradık. Tümünde sohbet neredeyse kelimesi kelimesine aynı idi. Babam gittiğimiz her dükkanda merhabalaşma faslı sonrası birkaç cümle ile işleri soruyor ve benim oğlan bu yıl üniversite sınavına girecek amcası diyerek başlıyor ve meslekleri öğrenmek istediği için ben de en iyi sen yaptığın işi anlatırsın diye onunla sohbete geldik.. malum okulu kazanamazsa da nasılsa yaz tatilinden başlayıp mahallede bir esnafın yanında çalışacak… hani şimdiden görsün bazı şeyleri ve işin ustasından öğrensin mesleği dedim. Çünkü ne zaman sorsam bana hala “Üniversite için baba daha düşünmedim. Hallederim nasılsa, bir yere girerim” diyor. Babam sonra da karşısındaki esnafa “Ben de her ihtimale karşı babalık vazifemi yapayım dedim” diyordu. Bu aşamada kısa bir sessizlik oluyor ama sonra esnaf amca bana dönerek bir şeyler anlatıyordu. O kadar sıkılmıştım ki basma kalıp cümlelerden bir süre sonra onları dinlemediğimi fark ettim ama belli etmedim bu durumu babama.. İçten içe de kızıyordum beni rezil ediyor diye.. yahu artık neredeyse 18 yaşında idim..
Neyse o tur bitti. Bir hafta kadar babam bana bir şey söylemedi hatta niye böyle yaptığını da anlatmadı. Takip eden hafta önce eski işyerine götürdü beni oradaki mesai arkadaşları ile tanıştırdı. Daha kısa da olsa benzer sohbeti onlarla da yaptık. Ben yine kurbanlık koyun idim.. Ertesi gün ise emekli olduktan sonra çalışmaya başladığı firmalara sırasıyla götürdü. Sohbet oralarda da doğal olarak aynı idi içerik ve kurgu açısından tek bir fark vardı o da karşımdaki kişiler sürekli değişiyordu benim için…
O haftanın sonunda kısa ve öz konuştu beni karşısına alarak. “Oğlum ben zengin biri değilim. Yıllarca memurluk yaptım ve 30 yıl çalıştıktan sonra emekli oldum. Son 10 yıldır yapmadığım iş de kalmadı. Bizim zamanımızda ortaokulu bitirmek yeterli idi tahsilli sayılmak için ben liseyi bitirmiştim. Şimdi üniversite mezunu olmak da yeterli değilmiş iş bulabilmek için diye haberlerde duyuruyoruz. Bilgisayar bilgisi, İngilizce bilmek ve dahası üniversiteden mezun olan binlerce kişi ile yarışmak gerekiyor işe girmek için, kendi çalıştığım firmalardan da biliyorum. Sana ne kariyer nedir ve ne yapmalısın diye anlatabilirim ne de imkanım var ki okuyamazsan iş kurabilirim sana. Sözün özü; Hayat senin ama ne yaptığın ve yapmadığın geleceğin için belirleyici olacak diyebilirim sana. Ben bunu kuru kuruya söylemek yerine bu yöntemi izledim. Umarım işe yarar. Bu dileğim de senin için çocuğum. İstersen baba kız ama hem düşün bu günlerde ne olduğunu hem de arkadaşlarınla bir konuş istersen. Yani bunları bilinçli yaptım. Yoksa bazı delikanlılar gibi bizimki yine kafa ütülüyor demeni istemem. Biz de gençtik bir zamanlar” dedi.
Tek soru sorabilmiştim o zaman babama.. “Baba bu nereden aklına geldi?”
Babam cevap olarak “Evladım deden de bana bu turu zamanın şartlarına göre attırmıştı. O nedenle liseyi bitirmiş ve memur olmuştum. Yoksa okumaya devam etmeyi düşünmüyordum” dedi.
Yaşar bana dönüp “sizinkiler işi biliyormuş moruk. Keşke babam da bana böyle davransa ama onun tek bildiği “çalış, çalış, çalış” demek dedi.
Ben de ona “Peki ben ne yaptım biliyor musun?” diye sordum. Tabi ki bilemedi.
Cevabım şöyle olmuştu sorduğum soruya; “Ben İnternetin, sosyal ağların gücünün farkına varmıştım ta lise 3’de iken. Bu nedenle sürekli nette idim. Ne kadar çok test çözdüğümü, rehberlik sitelerine baktığımı, kariyer anketi yaptığımı, eğitim ve konferanslara gittiğimi, en azından netten takip ettiğimi hatırlamıyorum bile Yaşar..”
Şimdi bırakın benim Yaşar ile sohbetimi de biraz da sizinle sohbet edelim..
Sahi siz nasıl kazandınız üniversiteyi?
Yoksa henüz sınava girmediniz mi?
Seneyi mi sınava giriyorsunuz?
Daha çok zaman mı var dediniz?
Emin misiniz zaman olduğu konusunda?
Sanırım oğlum da beni anlamayabilecek gelecekte. Malum kuşak çatışması gerçeği.. Benim aklımda demdin ve babamın yaptığı ile benim yaptığım şeyler olacak oğluma aktarmak için diye düşünüyorum.. Yok henüz evlenmedim ama üniversite bitiyor birkaç yıla kadar.. Şimdilerde mesleğimle ilgili dergileri, yazıları, etkinlikleri ve konferansları takip ediyorum. Önümde uzun bir gelecek var ama şimdiden planlı ilerliyorum.
Peki ya siz ne yapıyorsunuz bu konularda?
Abdullah Bozgeyik
Bağımsız Danışman
Öğretim Görevlisi
Yazar


























Yorum Sahası
Henüz yorum yok; ilk olmak ister misin ?
Görüş Bildir