Senarist Selim Çiprut

ayakta kal senaristi selim çiprut one'a konuştuAyakta Kal ve Süpürrr! gibi filmlerin ve bazı sevilen dizilerin senaryo yazarlığını yapan senarist Selim Çiprut sorularımızı yanıtladı.

Yeni bir projeyi üretirken kendi iç dünyanızı okuyucuya aralama sürecindeki samimiliğiniz tartışılır mı?

O konuda benim hiçbir şüphem yok açıkçası. Hissettiğim her türlü duyguyu, aksiyonu zaten senaryoda mutlaka gözler önüne seriyorum. Aslında insanların iç dünyaları o kadar geniş ve bir o kadarda zengin ki, biraz kurcalarsanız ne hikâyeler çıkar ben bile tahmin edemiyorum.

Başarıya giden yolda bir senaryo sabırla adım adım mı yazılmalı yoksa ani duygu patlamalarıyla mı?

Sabır aslında her şeyin başı bu işlerde… Ama bir duygu yoğunluğu yaşanmadan da maalesef insanlar bir şeyler yazamıyor, içinden gelmiyor. Ama yavaş yavaş yazdıkça ve kendini kaptırdıktan sonra zaten senaristi işte o zaman kimse tutamaz.

Yeni bir senaryo yazarken olmazsa olmazınız nedir?

Sürpriz… Ben her senaryomda şaşırtmayı severim. Sürpriz mutlaka yer alır benim yazdığım senaryolarda. İzleyiciyi şaşırttığın zaman işte o zaman gerçekten çok büyük mutluluk duyuyorsun.

GetAttachment[1]Kitap sayfalarından taşan dizilere uyarlanan senaryoların ne derece zengin olduğunu düşünüyorsunuz?

Bu soruya bir cevap vermek istemiyorum aslında. Ama çoğunun kitapların çok dışında olduğunu ve gerçek konuyu tamamıyla aştığını sağdan soldan duyuyorum. Bana öyle bir uyarlama teklifi gelse hiç düşünmeden reddederim. Çünkü uzadıkça dizi, orijinalliğini de yitiriyor. Geriye kalan tek şey o roman ile aynı adı taşımak oluyor.

Biraz da bu yılın son ayında gösterime girecek olan “SüpüRRR!” adlı filminize değinmek istiyorum. Filmin başlığı içeriğine dair merak uyandırıyor. Neden “SüpüRRR!”? Size göre içerik ve başlık arasında nasıl bir etkileşim olmalı?

Neden “SüpüRRR!” olduğunu izledikten sonra siz daha iyi anlayacaksınız. Bu sıra dışı bir komedi filmi… Ve dünyada bu konuda çekilmiş üçüncü sinema filmi… Zaten adını duyan kişilerin ilk tepkisi yüzlerinde oluşan tebessüm… “SüpüRRR!” dediğim zaman karşımdaki insanlar zaten gülüyor, demek ki bu filme hepimiz 1-0 önde başlıyoruz. Bu da gayet güzel… Dediğim gibi bu bir Curling filmi… Curling dünyanın izlemesi zevkli ve oynaması en zor olan sporlarından. Zaten beş dakika izledikten sonra bile insan ekran karşısından gülerek ayrılıyor. Bunu bir de filme yaydığınızı düşünün, süper olmaz mı?

(Oldukça keyifli bir şekilde izlenecektir J)

Senarist olmayıp kendi yaratıcılığınızı sergileyemeseydiniz ülkemizde çekilen film senaryolarını sıkı bir izleyici olarak nasıl eleştirirdiniz?

Ülkemizde elle tutulur kaç senarist ve film var diye bir soru sorayım ben size o zaman. Bu sene seksenin üzerinde film giriyor vizyona. Seksen tane! Düşünebiliyor musunuz? Rekabet çok büyük… Ama isim yapan oyuncular ve filmler zaten gene beklenen gişeleri yapacaklardır. Bakalım ötekiler nasıl iletişim kuracaklar izleyiciler ile. Bu bakımdan ben SüpüRRR! ü bu senenin en sürpriz filmleri arasına koyuyorum. Dedim ya ben sürprizi severim diye J

Selim Çiprut Süpürrr! filmini One Dergisi'ne anlattıGişe rekorları kıran filmlerin senaryoları hakkında ne düşünüyorsunuz? (Örneğin Recep İvedik, Muro, Arog…) Sizce her biri senaryo sağlamlığı bakımından halkımızın yoğun ilgisini hak ediyor mu?

Bu filmler hakkında yorum yapmak istemiyorum. Ama gişe yaptıysa demek ki çok güzel filmler… Değil mi yoksa?

(Ben bilmem, halkım bilir.)

Bilindiği gibi ülkemizde izleyici ve devletin sinemaya verdiği değer yeterli seviyeye henüz ulaşamadı. Türkiye’deki kısıtlı imkânlar genç kalemleri ve sizi nasıl etkiliyor?

Benim hobim senaryo… Buna rağmen iki senede kendi hikâyelerimden on iki tane senaryo çıkardım. Devletten destek almadım ama isteyen senaristlere devlet destek veriyor, bunun için de bazı mercilere başvurmak gerekiyor. Sanırım kültür bakanlığından gerekli destekleri alıyorlar. Şahsen ben hiç başvurmadım, ama ileride çok ciddi ve maliyetli bir proje için yola çıkarsam, neden olmasın? Başvurabilirim.

Projelerinizden gençlere büyük bir önem verdiğiniz anlaşılıyor. Gençlere hayata dair tecrübelerinizden arta kalan birkaç tavsiye iletecek olsanız kendinizi nasıl ifade edersiniz?

Ben genç değilim ki. Otuz yedi yaşında bir çocuğum, biraz daha büyürsem genç olacağım. Ama umarım hiç büyümem ve hep o gençler için bir şeyler yapmak isterim. Genç kavramında benim için önemli olan ruhtur, nüfus kâğıdında yazan değil… Bunu söylemekte yarar var. Bir de Türkiye’nin sinema profilini düşünün, yüzde yetmişi on ile otuz yaş arası, demek ki sinemaya kağıt üzerinde genç kesim gidiyor. Bunu mutlaka yapımcıların dikkate alması gerekiyor.

Peki ya bir senarist olarak Selim Çiprut’un hayattan beklentisi nedir?

Hayattan tek beklentim, benim, ailemin ve tüm sevdiklerimin mutlu, sağlıklı olması… Hayatın bana sürpriz yapmaması diyelim. Sinemadan ne beklentin var diye sorarsanız da, dört seneye kadar mutlaka bir filmde yönetmenlik, birinde de yapımcılık yapmış olmak istiyorum.

Ve mutlaka Kodak tiyatrosunda o altın heykelciği kaldırmak… Çıta o kadar yüksek anlayacağınız, hayata ben sürpriz yapabilir miyim acaba?

(Senaryolarınızdaki sürprizler kadar delidolu, heyecanlı ve keyifli olacaksa neden olmasın?)

Sorularımızı samimi bir şekilde yanıtladığınız için çok teşekkür ederiz Selim Bey. Son olarak, One Dergi ekibi ve okuyucularına iletmek istediklerinizi alabilir miyim?
Oldukça güzel bir dergi… Mutlaka takip etmelerini hararetle tavsiye ediyorum. Ve herkese duyarlı olmayı ve yerli filmleri desteklemeye çağırıyorum. Siz sinemaya gidin ki biz kendi Matrixlerimizi, kendi Benjamin Button’larımızı ve kendi Saw’larımızı çekip bunları Amerika’ya pazarlayalım. Nasıl olurdu ama? Hepinize saygılar, sevgiler.

Yorum Sahası

Henüz yorum yok; ilk olmak ister misin ?

Görüş Bildir

Login with Facebook: