Sosyal Girişimci ve Aktivist Dr. Obengül Ejder
Toplumsal sorunlara çözüm getiren projeleri nedeniyle JCI’ın düzenlediği ‘Yılın En Başarılı 10 Genci’ yarışmasında ödül alan Dr. Obengül Ejder projelerini ve toplumsal sorunlar hakkındaki düşüncelerini One Dergisi’ne anlattı.
Röportaj: Ömer Üner
JCI’dan önemli bir ödül aldınız. Kutlarız. Öncelikle sizi kısaca tanıyalım?
Ailem Ege’li ( Aydın Nazilli ) olmasına rağmen Mersin’de büyüdüm. 1997 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdim. Hem lise yıllarında, hem üniversite yıllarında hiç yerimde duramaz hep projeler üretir, onları hayata geçirmek için uğraşırdım. Farklılık odaklı biri olduğum için okulda olmayan ne varsa onu yapardım, tiyatro ekibi kurduk, üniversitede “ Bilimsel Araştırma Kolu”, “ Çevre ve Sağlık Kolu “ gibi öğrenci kolları kurduk. Türkiye’de ilk defa 1991 yılında Öğrenci Kardiyoloji Kongresi yaptık. Anlayacağınız mezun olduktan sonra da bu böyle devam etti. Çukurova Bölgesinde Aile Danışma Merkezi yoktu, Aile Terapisi kavramı bilinmiyordu, bunun üzerine Çukurova Üniversitesinde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümünde Özel Öğrenci olarak Yüksek Lisans yaptım, bir yandan da Aile ve Evlilik Terapisi, Cinsel Terapi, Bilişsel Davranışçı Terapi, Madde Bağımlılığı, Transaksiyonel Analiz, NLP, Hipnoz, EFT, Psiko- onkoloji eğitimleri aldım. Tabi bunlar yıllar sürdü, 2004 yılında ilk defa Aile Danışmanlığı yapmaya başladım ve 2007 yılında da kendi Aile Danışma ve Eğitim Merkezimi kurdum. Yaptığım projeler ile sağlıklı ve başarılı bir gençliğin yetişebilmesi ile aileleri Madde Bağımlılığı, Aile İlişkileri, cinsellik gibi konularda bilinçlendirebilmeyi amaçlayarak 5000’ne yakın aileye ulaşıp, eğitimler verdim.
Kurucusu olduğum Aile Danışma ve Eğitim Merkezi’nin yanı sıra, 2009 yılının Şubat ayından beri de, Acıbadem Adana Hastanesi’nde Sağlıklı Yaşam Kulübü Sorumlu Hekimi ve Aile Terapisti olarak çalışıyorum.
Ödül sürecinden bahseder misiniz? Yarışmaya nasıl dâhil oldunuz?
Ben 4 yıldır JCI üyesiyim. Her yıl “ Türkiye’nin On Başarılı Genci “ yarışması yapılırdı. Günün birinde benim de aday gösterileceğimi hiç düşünmemiştim. Bu yıl Haziran ayında Adana’dan aday gösterildiğimi öğrenmem benim için büyük sürpriz oldu. Ardından bağımsız Jüri İstanbul’da olduğundan, Jüriye kendimi ve projelerimi anlatan dosya hazırlayıp sundum. Son derece heyecan verici bir süreçti. Hayatımda ilk defa yaptıklarımı alt alta sıralama fırsatım oldu. Maximum 4 sayfa sunmam gerekiyordu, ancak en kısaltılmış haliyle 12 sayfa dosya sunabildim.
2 Ekim 2009 tarihinde İstanbul İş Sanat Kulelerinde Ödül Töreni vardı, 1 hafta önce aradılar, “ Çevre ve Ahlaki Önderlik “ alanında birinci olduğumu söyleyip törene davet ettiler. Gerçekten benim için onur verici bir ödüldü…
Projelerinizden biri madde bağımlılığını önlemeye yönelik bir çalışmaydı. Neler yaptınız bu anlamda?
Özellikle son yıllarda “madde bağımlılığı” kavramından sıkça söz edilirken, çocuklar ve gençler geçmiş dönemlerde hiç olmadığı kadar bu maddelerle sıkça karşılaşmaya başladılar. Anne ve babalar doğal olarak bu gelişmeler karşısında büyük bir korku içine girdiler, bilmedikleri hiç tanımadıkları bu maddeler karşısında nasıl doğru bir tutum sergileyeceklerini bilememekteler. Aynı zamanda öğretmenler de okullarında bu tür sorunlarla nasıl baş edebileceklerini ve gerektiğinde nerelere başvurabileceklerini bilememekteler.
Bağımlılık, geliştikten sonra tedavisi oldukça güç olan bir hastalıktır. Bağımlılığın başlangıcından tedavisine kadar geçen sürede topluma yansıyan olumsuz yanları çok büyüktür. Bu nedenle her türlü önleme programı maliyetinin, tedavi maliyetinden daha düşük olduğu göz önüne alınarak, önleme faaliyetlerine ağırlık verilmesi konusunda bir proje hazırladım. .
2007-2008 eğitim öğretim yılında, Adana Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Emniyet Müdürlüğü ve Çukurova Üniversitesi ile işbirliği yapılarak önce Adana İl ve ilçelerinde görev yapan bütün Psikolojik Danışman ve Rehberlik Öğretmenlerini ( 340 Öğretmen ) madde bağımlılığının nedenleri, madde bağımlısı bir gence yaklaşım yolları, tedaviye yönlendirme, madde bağımlılığının önlenmesi konusunda eğittik, eğitim alan öğretmenlerin de kendi okullarında sunduğumuz eğitim setlerini kullanarak, öğretmenlere ve velilerine eğitim vermelerini sağladık.
Ayrıca; bu projemizde gençlerde madde kullanımının başlamasını önlemeye ve sağlıklı yaşam konusunda bilinçlenmelerini sağlamayı amaçlayarak, öğrencilerin okullarında bu konu ile ilgilenen, danışabilecekleri, konuşabilecekleri biri olduğunu bilmelerini sağlamak, çekinmek veya korkmak yerine doğru adreslere başvurmalarını sağlamayı hedefleyerek;
Bağımlılık nedir?
İnsanlar neden bağımlı olur?
İnsanlar nelere bağımlı olabilir?
Sigaranın, alkolün zararları nelerdir?
İnsanlar neden bu maddeleri kullanıyorlar?
Kişi bağımlı olduğunun farkına varabilir mi?
Reklamların amacı nedir?
Sorunlarla nasıl başa çıkılır?
Uyuşturucular hakkında bazı gerçekler, Gerçek Öyküler
gibi konu başlıklarında sözel anlatımın yanı sıra, 12 yaş altı için yaklaşık 30 dakika, 12 yaş üstü için yaklaşık 45 dakika eğitim filminin de kullandığı seminerler de verdik.
Ayrıca, Aile Danışma ve Eğitim Merkezimde, güçlü bir ekibim var, onlarla, alkol ve madde bağımlılığının erken tanı ve danışmanlığı, aile destek programı, kontrollü içme programı, bilgisayar ve internet bağımlılığı, kumar bağımlılığı, ilişki bağımlılığı ve alışveriş bağımlılığına yönelik, danışmanlık vermekteyiz.. Bağımlılığın getirdiği kişisel ve ailesel sorunların giderilmesine yönelik bütüncül yaklaşımın öneminin göz önüne alındığı, bireyi kendi özellikleri ve dünyası içinde değerlendiren, motivasyonel görüşme teknikleri, bilişsel davranışçı terapi ve psikoeğitim yönelimli terapiler yapmaktayız.
Proje merkezi aynı zamanda yaşadığınız yer olan Adana’ydı sanırım?
Evet, 1990 yılında Çukurova Üniversitesini kazanınca Adana serüvenim başladı. Üniversiteyi bitirince evlendim, eşimin de Adanalı olması nedeniyle de buraya yerleşip kaldım. Adana Türkiye’nin 4. büyük şehri olmasına rağmen sanat ve spor alanında diğer büyük şehirlere göre oldukça geriydi. 2000‘li yıllara geldiğimizde artık her türlü sosyal faaliyete ulaşmak daha kolay hale geldi,, ama yine de belediyelerin yapması gereken çok iş var. Sokakta binlerce amaçsız, işsiz gezen genç var, eğer onları doğru kanallara yönlendiremez, kendilerini geliştirebilmelerine yardımcı olamaz, spor veya sanatla uğraşabilmelerine olanak tanıyamazsak, hem madde bağımlısı olma potansiyelleri hem de diğer suçlara karışma potansiyelleri yüksek olur.
Nelerle karşılaştınız bu süreçte? Madde bağımlılığına ilişkin tablo nasıl Türkiye’de?
Doç. Dr. Kültekin ÖGEL ve arkadaşları tarafından içlerinde ADANA İli de olmak üzere farklı coğrafi bölgelerden 9 (dokuz) ilde toplam 24.000 gence anketler yapılarak “Gençler Arasında Madde Kullanımı Yaygınlığı ve Özellikleri” konusunda bir rapor hazırlanmıştı. Bu araştırma kapsamında bulunan ADANA ilinde de ilköğretim ve ortaöğretim okullarında toplam 2500 öğrenciye “Madde Kullanımı Yaygınlığı” konusunda anketler yapılmış ve araştırmanın geneline bakıldığında; sigara kullanımı ortaöğretim öğrencilerinde %50 bulunmuş, alkol kullanımı da (%45) sigara kullanımı kadar çok yaygın bulunmuştur. Bağımlılık açısından incelendiğinde ise son 1 ay içinde en az 1 sigara içenlerin (1 -20 veya daha fazla adet) %48.9, son 1 ay içinde haftada en az 2 kez veya her gün alkol kullananların %32.8, son 1 ay içinde 20-40 veya daha fazla kez uyuşturucu veya uyarıcı madde kullananların %19.9 olduğu saptanmıştır.
Yapılan bu çalışmalar gösteriyor ki gençlerin düşürülmek istendiği uyuşturucu tuzağını çok daha ciddiye almalıyız. Ancak kimse elini taşın altına koymak istemiyor. Sonuçta sevimsiz bir konu… Uzun yıllar uğraşılması gereken ve emek harcanması gereken bir konu. Bence benim gibi bireysel savaş veren insanların boyunu çoktan aşmış düzeyde. Devlet politikası halini almalı, çok daha entegre yaklaşılmalı diye düşünüyorum.
JCI’in yarışmasında değerlendirilen başka projeleriniz de var.
2007-2008 Eğitim Öğretim yılında, Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı bütün okulların öğretmenlerine (6 oturumda 3000 öğretmene), velilere ve çeşitli Sivil Toplum kuruluşlarına senaryosunu benim yazdığım, Akşen sahnesi Masal Evi oyuncuları tarafından sahneye konulan, “Aile Modelleri” isimli psikodrama eğitimi verdik.
Üstünlük bekleyen, baskıcı ve mükemmeliyetçi aileler ve çocuklarıyla yaşadıkları problemler
Aşırı ilgili aileler ve çocuklarıyla yaşadıkları problemler
İlgisiz aileler ve çocuklarıyla yaşadıkları problemler
Tutarsız aileler ve çocukları ile yaşadıkları problemler
Demokratik aile tutumu ve çocukların etkileşimi konu başlıklarını içeren , interaktif, hatta seyircinin de skeçlerde oynadığı keyifli ve akılda kalıcı bir seminerdi bu.
Toplumun birçok katmanında cinsellik konusunda yerleşik tabulara dönüşen bir bilinçsizlik söz konusu. Bu durumun olası sonuçları neler sizce? Bu konuda çalışmalarınız var sanırım.
Türk toplumunda geleneklerle, örf ve adetlerle günümüze taşınan bir takım “tabular – ayıplar” aile içi ilişkiler, cinsellik gibi konuların aile içerisinde konuşulmaması ya da yüzeysel konuşulmasına neden olmaktadır. Bu nedenle aile içerisinde bu tür konular yeterince paylaşılmamakta ve haliyle doğru bilinç oluşmamaktadır. Bu durumdaki ailelerin toplumda büyük çoğunluğu oluşturması toplumun da aynı konuları konuşamamasına, tartışamamasına ve bilinçlenememesine neden olmaktadır. Aile içerisinde ve toplumda bastırılmış duygular ile örtbas edilen gerçekler aile içerisindeki yani toplumdaki bireylerde sağlıksız iletişim, öfke, öz güven yitirmesi gibi problemlere neden olmaktadır.
Toplumda Cinsel İşlev bozukları (cinsel isteksizlik, vaginusmus, erken boşalma, ereksiyon problemleri gibi) sık olarak yaşanmakta, bunların çözümü için insanlar hala doktora gitmekte direnmekte sonuçta bu durum sorunların katlanarak büyümesine sebep olmaktadır. Bu nedenle aileleri ve gençleri bilinçlendirmek için çeşitli eğitimler ve bireysel danışmanlık yapmaktayım.
Töre cinayetleri konusunda geçmişe göre bir farklılaşma, bilinçlenme görüyor musunuz?
Töre cinayeti; diğer bir değişle namus cinayeti, toplumda kendilerine biçilmiş rollerin veya kişiye, topluma, yöreye ve zamana göre değişen ahlaki normların dışına çıktığı varsayılan kız çocuklarına ve kadınlara yöneltilen şiddet türü olarak tanımlayabiliriz. Toplumumuzun hala insan hak ve hürriyeti konusunda, cinsellik konusunda son derece bilinçsiz olduğunu düşünüyorum. Medya aracılığı ile yaşanılanlar gündeme taşınsa da halkın doğru bilinçlenmesi konusunda devletin gerekli hassasiyeti göstermediğini görüyoruz. Bence bu konuda seferberlik ilan edilmeli, çünkü cinsellik hayatın bir parçası ve onu görmezden gelip, yok sayamayız. Dolayısı ile cinselliğe yanlış bakış açısı devam ettikçe, namus kavramı yanlış yorumlandıkça töre cinayetlerinin önüne geçemeyiz.
Töre cinayetleri gibi kemikleşmiş sorunların çözümü var mı? Lokal bazlı çabaların yanında devletin çözüme yönelik ne gibi katkıları olmalı sizce?
Aslında yapılması gereken çok şey var ama özetleyecek olursam,
Son derece planlı, toplumun bütün bireylerini hedefleyen eğitim çalışmaları yapılmalı, kadınlara kendi hak ve özgürlükleri öğretilmelidir.
Eğitimini yarıda bırakmış kadınların eğitimlerini tamamlayabilmeleri ve aktif olarak iş yaşamına katılmaları için ihtiyaç duydukları destek hizmetleri (yuva, kreş, gündüz bakım evi gibi) sağlanmalıdır.
Kadınların istihdam olanakları ve iş kurmak için gereksinim duydukları kredi almalarını kolaylaştıracak düzenlemeler yapılmalıdır.
Özellikle Askerlik eğitiminde, camilerde, kahvehanelerde, çok sayıda erkek çalışan istihdam eden kuruluşlarda , kadına yönelik cinsel istismar veya şiddete yönelik zihniyet dönüşümü sağlayacak eğitim programları düzenlenmelidir.
Televizyon yayınlarının planlamasında, yayın genel akışı içinde, çocuk istismarı ile cinsiyet ayırımı, şiddet, pornografi, kadını küçültücü, incitici ve ön yargılı yayınların yapılması engellenmeli, erkek ve kadınların alternatif davranış biçimleri geliştirmelerine destek veren , kendini ifade yollarını bulmak ve iletişim kurma olanaklarını artırmak için sorun çözme tekniklerini anlatan programların yapılması için teşvik edilmelidir.
Öznesi de subjesi de insan olan bir mesleği icra ediyorsunuz. Doktor olmanızın bu çalışmalarınızda size farklı bir perspektif kazandırdığını düşünüyor musunuz?
Kesinlikle evet. İnsan fiziksel, ruhsal, sosyal olarak bir bütündür. Bir doktor olarak bu bütüne hâkim olmak, danışanlarıma farklı açılardan yaklaşabilmeme sahip oluyor. Mesleğimi son derece severek yapıyorum, eğitimin bir ömür boyu sürdüğüne inanıyorum ve hala kendimi geliştirmeye ve öğrenmeye devam ediyorum. Bazen gittiğim seminerlerden bazen de seans odasında danışanlarımdan da çok şey öğreniyorum. Eğer toplumda bir kişinin bakış açısı değiştirmesine yardımcı olabilirsem, bir kişinin bağımlılıktan kurtulup, özgürleşmesine yardımcı olabilirsem ne mutlu bana. Çünkü toplumların değişimi, önce bireylerin , ardından ailelerin değişimi ile başlar.
Şu anda üzerinde çalıştığınız bir proje var mı?
“ÇAĞIMIZIN SORUNU TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI” PROJESİ
Değişen ve gelişen dünya; hayatımıza bağımlılıkta yeni kavramları da getirdi. TV, internet, bilgisayar ve cep telefonu bağımlılığı vb… Artık, kullanıcıların gündelik yaşamını, iş başarısını, evlilik hayatını, akademik başarısını olumsuz etkileyen, kullanıcıyı gittikçe yalnızlaştıran teknoloji bağımlılığından söz ediyor olduk.
Bu bağımlılık, internet üzerinden sohbet bağımlılığı, internet üzerinden oynanan online oyunlar, internet üzerinden kumar, pornografik bağımlılık, başkalarının bilgisayarına girme, şifre kırma bağımlılığı, internet üzerinden alışveriş bağımlılığı, açık artırmalara katılma ve bu linkleri reddedememe, sürekli haber kanallarını gezme ve aşırı, gereksiz bilgi yüklenmesi bağımlılığı gibi çok farklı bir spektruma sahip.
İlişkiler sanal bir dünyaya hapis olmakta, insanlar giderek gerçek dünyadan kopmakta, aynen diğer bağımlılıklarda olduğu gibi davranışlarını kendi iradesi ile kontrol edememekte, kendini o davranışı yapmaktan alıkoyamamakta ve bağımlısı olduğu teknolojik ürüne ulaşamadığında yoksunluk yaşamaktadırlar.
TV, cep telefonu, internet ve bilgisayar bağımlılığı konusunda ADANA İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ ile iş birliği yaparak tüm okullarda öğrencilere, öğretmen ve velilere yönelik tiyatrocularla ortaklaşa hazırlanacak seminerler ile halkın bilinçlendirilmesi ve bağımlılığın getirdiği problemlerle baş etme yöntemlerinin anlatıldığı eğitim seminerleri projesini hazırlamaktayım.
Bir diğer projem de “21.YÜZYILDA CİNSEL KÖRLÜK” Projesi
Biraz önce de söylediğim gibi, Türk toplumu olarak hala cinselliği bir tabu halinde konuşuyor ve yaşıyoruz. Dini duyguları kuvvetli bir toplumuz ve cinselliği de ayıp, yasak ve günah kavramları ile ilişkilendirdiğimiz için, kişiler çoğu zaman yaşadıkları en basit bir cinsel eylemden bile suçluluk duyabiliyorlar ve günahkârlık duygularına kapılabiliyorlar. Günahkârlık ve suçluluk olduğunda cinsel sorunların ortaya çıkması kaçınılmaz oluyor ve halkımız ilk olarak din görevlilerinin kapısını çalıp onlardan bilgi alıyorlar. Bazen yanlış bilgiler de verilebiliyor. Bunu önlemek, halkın doğru bilgilendirilmesini sağlamak amacı ile öncelikle din görevlerinin eğitilmesi gerektiğine inanıyorum.
ADANA İL MÜFTÜLÜĞÜ ile işbirliği yaparak Adana’daki imamların Cinsel İşlev Bozuklukları konusunda eğitmek ve tedavi konusunda halkı doğru bilgilendirmelerini sağlamak, cinselliğe toplumun bakış açısını değiştirmek amacı ile eğitim seminerlerinin verilmesi projesini hazırlamaktayım.
Gençliğin toplumsal duyarlıklara ve sosyal sorumluluk bilincine sahip olması bir ulusun kalkınması açısından çok önemli. Bu bağlamda gençlere ne söylemek istersiniz?
Onlara Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihini iyi öğrenmelerini öneririm. Bir milletin uyanış ve özgürleşme öyküsü öylesine çarpıcı ki, Atatürk’ün gençliğe hediye ettiği özgürlüğün ve çağdaşlığın kıymetini bilip, korumalarını öneririm. Bunu da ancak güçlü bir eğitim ve öğretim ile gerçekleştirebileceklerine inanıyorum.
“ Zaman” tekrar kazanılmayan, biriktirilemeyen kıymetli bir olgu… O nedenle hepimiz, hem kendi geleceğimiz için hem de ülkemizin geleceği için her anımızı doya doya yaşamalı , sevdiklerimizle kaliteli zaman geçirmeliyiz.

















Merhabalar;
Öncelikle tebrikler gerçekten okurken gurur duydum çünkü birçok alanda çok güzel çalışmalar yapmışsınız.
Diyarbakırlıyım ve gençlik alanında sivil toplum örgütlerinde gönüllü olarak çalışmlaar yürütüyorum.şimdide madde bağımlılığına yönelik çalışmamız için araştırma yaparken yazınızı okudum ve sanırım siizden öğrenmem gereken şeyler var.Burda madde bağımlılarına yönelik çalışmanızı özet şeklinde anlatmışsınız yanlız ben birazda yaşadığınız zorlukları ve projeniz hakında bilgi almak istiyorum.Şimdiden teşekürler:))
aysel hanım ilginize teşekkür ederim, lütfen beni telefonla arayınız, projeniz hakkında konuşalım, elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım…
http://www.drobenejder.com adresinden bana ulaşabilirisniz.
Sevgili Oben,
Basarinla gurur duydum.
Projeler cok guzel, tum profesyonellere ornek olmasini dilerim.
Saglikli ve mutlu bir toplum icin saglikli bireyler gerek.
Böyle başarılı bi projeyi okurken heycanlamamak ve proje sahibiyle gurur duymamak mümkün değil.
Sevgiler gülen yüzün hep gülsün.
Başarıların için seni kutluyorum. Azmin ve çalışmalarının, çoşkunun herdem olması dileğiyle
Sevgiler
Girişimci Ruhunuzun hep canlı kalması, enerji yayması dileği ile… Tebrik ediyorum.
Sevgiler
Dilruba Donma – eKaretasarım
Obenciğim,çok tebrik ediyorum.Başarılarının devamını diliyorum…
sizi kutluyorum.hanımların gurur kaynağısınız.başarılarınızın devamını diliyorum.
obencim , gayretin ve başarın için içtenlikle tebrik ederim… devamını bekliyoruz
)
bu arada mutlu yıllar..
Seninle gurur duydum. Gerçek bir mücadeleci olarak tam da Atatürkümüzün kızısın.
Sevgi ile
Canım her zaman başarıların senin adına benim de gurur duymama neden olmuştur. Başarılarının devamını dilerim…. Özlem Secerli
SIZDEN COK SEY OGRENDIM. HARIKASINIZ. TEBRIK EDERIM. EN KISA ZAMANDA TEKRAR GORUSMEK ISTERIM. BASARILARINIZIN DEVAMINI DUYMAK BENI MUTLU EDER. SEVGILER
Obencim bu güzel çalışmaların için seni kutluyor ve başarılarının devamını diliyorum.Girişimci ruhun hiç kaybolmasın .Sevgiler
canım seninle her zaman gurur duydum ve duyuyorum daha öncede bana gönderdiğin ödül töreni ile ilgili resimlerden sonra seni aradım ama ulaşamadım.tebrikler yusuf ta selam söylüyor öpüyorum.
Azmin, kararlılığın ve başarını kutlarım. Röportajda senin de belirttiğin gibi öğencilik yıllarından beri girişimci ruhun, sosyal konulara ve hayata bakışın her zaman dikkate değerdi, daha iyisini de yapabileceğine inanıyorum. Op. Dr. Onur Özbilen Üroloji Uzmanı Çukurova Devlet Hastanesi
Boyle guzel projelerin oldugu iicin ,aldıgın ödül icin ve de arkadasım oldugun icin cok gururlandım ..Tebrik ederim
teşekkür ederim, pınarcım
nice güzel yıllar dilerim
Dr.Obengül ejder
Toplum yararına yapılan projelerin insanlar üzerindeki olumlu etkisinin farkında olan ve bu uğurda emek veren uzmanların sayısının artması çok güzel. Hayat nitel ölçülerle anlam kazanıyor. Sizi canıgönülden tebrik ederim.
Emek-sabır-inanmak ve vazgeçmemek…..
İşte başarı sırrının açılımı bu olsa gerek…
Tebrik ederim .
teşekkür ederim, çok naziksiniz
Dr.Oben Ejder
röportajınızı çok beğendim. Tebrik ederim.Bu yaşta bu kadar eğitimi almak ve bunları aktif birşekilde kullanmak, hayata geçirmek ,valla bravo… bidaha tebrik ediyorum iyi yıllar DİLERİM.
bayıldım röportaja. çok anlamlı işler yapıyorsunuz. sevgiler…
Bu yalnız ve güzel ülkenin sizin gibi doktorlara ihtiyacı var Kutluyorum. Başarılar.
Güzel sorular, güzel yanıtlar. tebrikler
Hikayenizden, başarılarınızdan çok etkilendim. evet, gerçekten de kelimenin tam anlamıyla bir sosyal girişimcisiniz. Keşke diğer doktorlarımız da ’sahip oldukları iyileştirme yeteneğini’ sizin gibi sosyal sorumluluk projelerinde efektif bir şekilde kullansalar…