Soner Arıca ile Müzik ve Oyunculuk Kariyeri Üzerine
Kadirizmin Merkezinden Popstarlığa
90’lı yılların pop ikonlarından birisi… Çocukluğu o yıllarda sosyal ve siyasi açıdan çok hareketli olan Fatsa’da geçmiş. Sanat ve spor dünyasına birçok ünlü ve başarılı isim kazandıran bir familyadan geliyor. Kadir İnanır, Levent İnanır, Erdoğan Arıca… Şarkıları hala can yakıyor. Kitapları var. Şimdilerde ise Abdullah Şahin Tiyatrosu’nda sahnelenen Çılgın Yenge’deki oyunuyla adından söz ettiren Soner Arıca’yla siz ONE okurları için söyleştik.
Çocukluğunuz bir dönemin efsane şehirlerinden Fatsa’da geçti. O günlerdeki siyasal ve sosyal hareketlilik sizi ve ailenizi etkiledi mi?
O günlerde o günlerin tam da ne anlattığını anlayamayacak yaşlardaydım ama bugün değerlendirdiğimde iyi ki Fatsa’da ve iyi ki öyle bir dönemde çocukmuşum diyorum. Elbette bir takım travmatik etkileri olmuştur üzerimde ama dümdüz yollardan yürüdüğünüzde yolun kıymeti pek anlaşılamıyor diye düşünüyorum. Belki de yaratıcılığı körükleyen yeteneğin dışavurumunu tetikleyen böyle ortamlardır. Ne dersiniz J
Çocukluğunuzda etrafınızda, ailenizde ünlü isimler vardı. Bu durum sizde ‘evet ben de ünlü olmalıyım mutlaka’ gibi bir duyguya yol açtı mı?
Hiç hatırlamıyorum, daha doğrusu ün kavramını algılama şeklim sanırım arkadaşlarımdan daha farklıydı. Evet başkaları tarafından alkışlanan insanlar çok yakınımdaydılar ama ben görmem gereken gözle yani hayatımdaki sıfatlarıyla izliyordum onları. Kendimi bildiğim günden beri bir topluluk önünde imajine ediyordum ama bu öğretmenlik de olabilirdi, siyasi bir önde duruş da… Sonrası malum zaten.
Müzik tarzınız ilk albümünüzü çıkardığınız 1992’den bu yana çok büyük evrimler, değişimler geçirmedi. Yani istikrarlı bir çizgi söz konusu. Müzisyenlerin tarzlarını belirli periyotlarda modernize etmeleri gerektiğini düşünüyor musunuz?
Şarkılarımın oluşumuna söz ve beste olarak da katkıda bulunduğum için ister istemez bir duygu çemberi içerisinde gelişiyor her şey, onlar benim duygularım başkasının yazdığı bir şarkıysa bile duygularıma dayanarak yorumlamayı seçtiğim şarkılar. Nasıl birbirlerinden çok uzak motiflerde olabilirler ki tabii bir sanatçı yelpazesine değişik renkler katmalıdır -ki ben de zaman zaman yaptım- ama bir çizgisi de olmalı bence… Sadece hit olan şarkılarımı değil de yaptıklarımın bütünü incelendiğinde tarihlerine göre öncü ve hatta biraz ileride alt yapılarla karşılaşmanız mümkün ama en kabul gören halim hit olan şarkılarımın çizgisinden de anlaşılabiliyor.
Şarkılarınız en hâkim figürü hüzün. Şimdilerde ise elektronik müzik icat edildi. Duygular elektronik bir formda ve metalik tınılar eşliğinde müzik dinleyicisine aktarılmaya çalışılıyor. Bu olağan bir şey mi?
Olağan bir şey… Her şey değişebilir ama duyguların yaşanma şekilleri değişse bile onları yaşamaya arzu ve ihtiyaç değişmeyecektir. Böyle olunca da amaca hizmet eden neyse onu yapmak gerekebilir. Yeter ki insan duygusuzluk kuraklığından biraz olsun kurtulsun. Ama ne icat edilirse edilsin klasik değerini koruyan eserler daima bizimle olacak. Nasıl bugün onlarca elektronik alt yapılı şarkılar arsında nostaljik değeri olan bir şarkı bize çölde serap gibi geliyorsa yarın bu durum neden değişsin.
Mankenlikten şarkıcılığa geçen ilk kişilerden birisiniz. Mankenlerin iyi şarkıcı olamayacağına dair keskin ön yargılar var. Bunu nasıl aştınız?
İşte gerçekten nelerin nasıl olduğunu çok net hatırlamadığım bir dönem ama şarkılarımın büyük kısmının mutfağında da olmam ve farklı ses rengimin katkıları vardır bence.
Ayrılık şarkısında Okan Bayülgen’le düet yaptınız. İlerde bu tür çalışmalarınız olacak mı? Örneğin son yıllarda hayli moda olan ‘bir rap şarkıcısıyla düet yapmayı’ düşünür müsünüz?
Ayrılık şarkısı yaptığım en güzel çalışmalardan biri ama onu bu kadar derin ve görkemli yapan şeyin Okan Bayülgen’in varlığı olduğuna inancım sonsuz… O şarkının başlangıcından bitişine tüm yapım aşaması en değerli anılarımdandır. Bu vesileyle Okan Bayülgen’e bir kez daha şükranlarımızı sunalım… Evet, muhakkak bir rap düet hayal ediyorum.
Müzikal anlamda sizi en çok besleyen şeyler…
Hayatın ta kendisi gördüğüm her şey, hayata teşekkür ediyorum.
90’lı yıllarda pop müzikte bir patlama oldu. Bugün ne durumda pop müzik. İyi işler çıkıyor mu sizce?
Aynı çerçeveden deÄŸerlendirmek haksızlık olur çünkü o günlerde de bizim yaptığımız ÅŸarkılar 70’ler ve 80’lerle kıyaslanıyordu. Bugünün duygularına göre baÅŸarılı iÅŸler çıkıyor bence… Ama favorim o yılların ÅŸarkıcısı olmamama raÄŸmen 1978–1985 yılları arasında ki ÅŸarkılardır… BambaÅŸka bir lezzet bulurum onlarda.
Bugüne kadar 10 albüm yaptınız. Ve ayrıca yanılmıyorsam 6 single çalışmanız oldu. Son albümünüz sallan da geçen yaz çıktı piyasaya… Biraz bu albümden bahseder misiniz?
Aslında Sallan tamamen bir proje çalışması… Oynadığım tiyatro oyunu için yazdığım bir şarkı. Hani sevenlerle de paylaşalım diye basılı hale getirdik. Onu tiyatro çalışmasının bir parçası olarak değerlendirmek daha doğru olur. Yeni albüm yolda.
İstanbul’la ilişkiniz…
Sevgi nefret ilişkisi halinde sürüp gidiyor… İstanbul kaprisli bir âşık gibi… Her gün ayrılmak isteyip de ayrılamadığınız… Yani derinde bir yerde terk etme isteğim var anlaşılacağı gibi…
Müzisyen kimliğinizin yanında yazarlığınızla da ilgi çekiyorsunuz. Kitaplarınız var. Yazıya olan ilginiz nasıl başladı?
Şarkılarımı ve günlük yazarak başladı… Baktım ki şarkılarda belli cümle sayılarıyla sınırlı kalıyorum eksenim genişlesin istedim yazmaktan muhteşem bir haz alıyorum ve uzak kalabileceğimi asla düşünmüyorum… Belki de hiç unutmadım ilk romanımdı. Şimdi enteresan olduğuna inandığım bir çalışmayla haşır neşirim.
Paletinize şimdi de tiyatroculuğu eklediniz. Abdullah Şahin Tiyatrosu’nda Çılgın Yenge’de oynuyorsunuz?
Abdullah Şahin’den ilk teklif geldiğinde yapabileceğime dair tereddütlerim vardı ama yine onun sayesinde kısa zamanda atlattım bir yıldır oynuyoruz ve gayet iyi gidiyor.
Oyun ve rolünüzle ilgili biraz bilgi verir misiniz?
Oyun kuşak çatışmasını temel alan bir güldürü… Gülerken düşünmenize olanak sağlıyor… Muhteşem bir ekiple sahneye çıkıyorum ben hikayenin sorumsuz şımarık çocuğunu oynuyorum.
Aslında zaten bir oyunculuk geçmişiniz var sanırım…
Daha önce bir tv dizisinde konuk oyuncu olmuştum bir de amatör bir tiyatro grubuyla çok kısa süren bir çalışmam oldu… Çılgın yengeyi milat sayıyorum.
Bu oyunculuk tutkunuz bir gün sinemanın da kapısını çalar mı?
Zaten bence bu yol oraya gidiyor. Benim ki tutku değildi. Sadece kaderin ayak seslerine kulak verdim o kadar. Oyuncu olmak için kimseye ısrarım ya da bu konuda hayalim olmamıştı. Ama iyi ki yaptım dediklerimin arasına girdi.
Geleceğe yönelik bir Soner Arıca profili var mı kafanızda? Yoksa halinizden memnun musunuz?
Son derece memnunum. Yaptıklarımı devam ettirmek istiyorum o kadar… İnsan olarak derinleşmenin peşindeyim zaten bu çabam da başarabildikçe çalışmalarıma yansıyacaktır. Dinleyici ve izleyiciyle bir sorunum olmadı olamaz da. Birbirimizin dilinden anlıyoruz.
Pop müzik sanatçısı olduğunuz için aynı zamanda bir popüler kültür figürüsünüz. İçerden bir bakışla bir popüler kültür eleştirisi alabilir miyiz sizden?
Popüler kültür denen kavram her beş yılda bir anlam değiştiriyor ve garip şeylere sahne olabiliyor işte o garipliklerin binlerce olduğu bir beş yıllık dönemi geride bıraktık. Şimdi çok daha anlamlı objelerle dolu bir yeni beş yıllık döneme girdik bence ve güzel olacak
Müzikal ve oyunculuk anlamında yeni projeler var mı ufukta? Ya da yeni bir kitap?
Sanırım yaz gelmeden yeni albümüm markette yerini alır. Çok tadına doyamadığım şarkılar bir araya geldi, mutluyum, yine yaz başında yeni kitabım bitmiş olacak ve en geç 2009 Şubat’ta yeni oyunu sahneye koymuş oluruz. Provalarındayız. Bir televizyon projesiyle de ilgileniyorum ama henüz çok fikir aşamasında.
Vakit ayırıp sorularımızı yanıtladığınız için teşekkür ederiz Soner Bey.
Ben teşekkür ederim.
Röportaj: Ömer Üner


























Yorum Sahası
Henüz yorum yok; ilk olmak ister misin ?
Görüş Bildir