Sevmek Zamanı: Aşk Üzerine Bir Deneme

sevmek zamanı metin erksan one dergisiTürk Sineması’nın gelişim sürecine kafa yorduğum şu günlerde Metin Erksan’ın Sevmek Zaman’ı filmini tekrar izleme fırsatım oldu. Filmi kaçıncı izleyişim bilmiyorum, ama neden bugüne kadar Sevmek Zaman’nı hakkında birkaç satır da olsa birşeyler karalamadığıma hayıflandım ve bilgisayarın başına geçtim hemen… Aşağdaki satırlar filmi henüz izlememiş olanların izlemsesine vesile olur umarım.

Sevmek Zaman’ı yerel motifleri sık sık kulanan bir film olmasına rağmen genelde yerel sinemanın (Yeşilçam) çıkmazına düştüğü lümpen tavrı benimsemeyerek ayrıksı bir noktaya ulaşmayı başaran ender filmlerden biri. Aşkın olan bir kadın-erkek ilişkisinin konu edildiği filmde, “Klasik Türk Sineması” anlayaşının dışına çıkılarak “aşk” olgusu psikolojik yönleriyle ele alınır.

sevmek zamanı metin erksan oneFilmin görsel dokusunda ve diyaloglarında yaklanan masalsı hava, bütüne yayılan felsefi tutumla birleşince ironik bir yapı meydana gelir ve buradaki yapı iki düzlem üzerinden anlam kazanır. Düzlemlerden biri toplumsal, ahlaki… vb değerlerin alanı olarak kodlanan gerçekliktir, diğeri ise dayatılmış değerleri barındırmayan gerçkeüstünün, yani başka bir deyişle bilinçaltının alanıdır.

Filmdeki en etkileyici olayın bir surete (fotoğrafa) aşık olan ana karakterin, filmin sonunda gerçeküstünün alanı olarak kodlanan denize açılarak bu sureti ortadan kaldırması ve suretin yerine aslını koyması olduğu söylenebilir. Gerçeküstü bir düzlemde ilerleyen ilişki, gerçekliğe kavuşunca, yani tam anlamıyla bir ilişki haline dönüşünce, karakterlerin ölümle karşılaşması bu noktada yerinde bir etki yaratır. Ölümün gerçekliğin asıl yüzünü simgelediğini düşünürsek, zaten aşkın olan bir ilişkinin bu gerçeklik içinde varlığını sürdürmesinin pek de mümkün olmadığı açık seçik ortadadır zaten.

metin erksan one dergisiİskele sahnelerinde karakterlerin deniz kenarında uzun süre beklemeleri yukarıda belirttiğim durumu destekler. Karakterler uzun süre beklerler, ama bir türlü denize açılamazlar. Deniz bu noktada aşkın bir ilşkinin kurtuluşunu simgeler, yani gerçeküstü bir alan olarak karşımız çıkar. Filmin sonunda ana karakter aşık olduğu kişinin fotoğrafını yanına alıp denize açılır. Niyeti bu sureti yok etmek ve içindeki aşkı bu şekilde ortadan kaldrımaktır belki de. Deniz bir anda aşkı sonlanıracak unsur haline gelir ama kadın karkaterin de denize açılmasıyla (yani iki karakterin de gerçeküstü alana girmesiyle), deniz kurtarıcı kimliğine geri döner. İki karakterin deniz üzerindeki, yani gerçeküstü alandaki bulaşması, karadan yani gerçekliğin alanından (toplumsal değerlerin alanı olduğunu hatırlatalım) gelen bir müdahleyle engellenir. Aşıkları ölümle buluşturmayı tercih eden film, insani olanı oratadan kaldıran kimi toplumsal değerlerin alanı olarak açılım kazanan geçekliğin, ebedi iktidarını ilan etmesiyle birlikte en insani duygu olan aşkın yitirileceğini vurgulayarak sonlanır böylece.

Sevmek Zaman’ı döneminin çok ötesine geçmeyi başaran bir mihenk taşıdır şüphesiz. Sonraki dönemlerde aynı derinliğe sahip pek fazla filmin üretilmedğini söyleyebiliriz rahatlıkla.Belki fazla iddialı olacak ama Türk Sineması’nın günümüzde ulaştığı noktada dahi aşk hakkında benzeri bir derinliğe sahip bir filmle karşılaşmak pek kısmet olmuyor. Yeşilçam sinemasının dışında durmanın tek yolunun toplumcu/siyasi filmler yapmak olarak algılandığı bir dönemde başka bir ihtimalin de olabileceğini gösteren Metin Erksan, aynı nitelikte yeni filmlere imza atmasını dileyelim.

Ahmet Yüce

Yorum Sahası

Henüz yorum yok; ilk olmak ister misin ?

Görüş Bildir

Login with Facebook: