Nev One Dergisi’ne Konuştu

nev one dergisi'ne konuştu nev söyleşisi one dergisi'ndeRock Müziğin efendi adamı Nev’le One okurları için söyleştik.

Müziğe profesyonel olarak atılımınız 30’lu yaşlara tesadüf ediyor. Fakat şunu da biliyoruz ki geçmişte güçlü bir müzik geleneği olmayan birinin söz ve müziğin uyumunda bu kadar kaliteli eserler çıkarması pek mümkün değil. Siz müziğe olan eğiliminizi ilk ne zaman ve nasıl fark ettiniz?

Gitarlı ensturmanla, mandolinle ilkokulda tanışmış olmak ve öyle bir ensturmanla hafiften farkındalık yaratmış olmak ilk başta önemli bir şey, bir çocuğun gelişim sürecinde bir ensturmanla tanışması önemli. Fakat tabi benim üniversite birinci sınıftan itibaren müzikle olan davam başladığı için şöyle bir süreç oldu; Yaz tatillerinde tatil köylerine gidip yerli yabancı turistlere müzik yapıyordum, varolan şarkıları tekrardan akustik gitarımla kendimce yorumlayıp onlarla harçlıklarımı çıkarıyordum. Bunu yaparken batının gözünden doğuyu görmeye, onların keyfiyetini anlayıp onlara ihtiyacı olan şeyi sunmaya, bir yandan da doğudan bakıp batıyı anlayarak ikisi arasında denge kurmaya çalıştım. O zamanlar MFÖ, Fikret Kızılok, Bülent Ortaçgil ve 70’lerin hit parçalarını, batıdan ise Pink Floyd, Eric Clapton, John Denver parçalarını çalıp, bir repertuar oluşturdum. Tabi bütün bunlar bir keyfiyet kazandırıyor ve şarkı üretmeye başlıyorsunuz.

nev söyleşisi one dergisi'nde nev röportajıCannes’da en iyi yönetmen ödülünü kazanan Nuri Bilge Ceylan’ın üniversitede aldığı mühendislik eğitiminin sinema tekniğine çok etki ettiği söyleniyor. Siz de işletme ve finans okudunuz. Büyük firmalarda yönetici pozisyonlarında çalıştınız. İş dünyasında edindiğiniz bu deneyimin müzik anlayışınızı etkilediğinizi düşünüyor musunuz?

Muhakkak olmuştur; bir kere üniversitede okumuş olmak insana sosyallik getiriyor, onun ötesine geçtiğiniz zaman biraz Türkçe- Matematik ağırlıklı okuyup öteki tarafı da kucaklıyor olmak belli dengelerde işe yaramıştır muhakkak. Kelime aritmatiğinde içerikleri oluştururken bunları kullanıyoruz. Herşey birbirinin içinde, matematiğin içinde de müzik var, üslup var birbirinden ayıramazsınız. Ben uzak doğuda ayakkabı üretiyordum. Ürün müdürü olarak bir şeyi baştan alıyorsunuz, onu geliştiriyorsunuz, bir ürün ortaya çakarıyorsunuz ve o ürünü sorguluyorsunuz, tekrar geliştiriyorsunuz, numuneler oluşturup bayilerinize sunuyorsunuz, gelen eleştirilerle onu tekrar revize ediyor ambalajlayıp satışa sunuyor, satış sonrası hizmetlerinden de sorumlu oluyorsunuz. İşte bu bana çok büyük bir heyecan verdi; Ben neden şarkımı kendim üretmeyeyim, onu sorgulayıp geliştirmeyeyim ve onu bir albüm haline getirip o albümün arkasında durmayayım çıkıyor ortaya, aslında paralel bir şey bu.

nev one dergisi'nde nev röportajıKentli müzik yaptığınız şeklinde bir söylem var. Bunu biraz açabilir misiniz? Müziğinizin böyle tanımlanmasının nedeni hitap ettiğiniz kitle mi yoksa daha teknik bir açıklaması var mı?

Sanat dediğimiz şey üslup, zeka, derinlik, samimiyet, zaman gibi bir takım ince detayları da içeriyor. Kentteki insanların kavrayış ölçüsü algılamada kolaylık sağlıyor. Yerelleşme başladıkça o bütün içerisinde münferit kopmalar da başlıyor. Ben mesela Karadenizliyim, Karadeniz’e gittiğiniz zaman orda sosyolojik olarak daha farklı bir müzik tavrını görüyorsunuz ki öyle olması gerekiyor ve öyle güzel. Benim yaptığım şey galiba popüler bir ozanlık; Şiirimi yazıyorum ve onu en doğru tarif edecek müziği yapıyorum. Evet kentli müzik yapıyorum ama şehir ozanı mıyım? Hayır. Fakat Efkarlıyım şarkısına baktığın zaman da kentin diğer taraflarını reddetmiyorum. Herkesi kucaklama niyetindeyim. Kentliliğin zıttı köylülük değildir bence. Anadolu’da kasaba olarak tabir edilen birimler de güzel müzikler dinliyor, ben gittiğim birçok küçük yerde konser veriyorum. Evet üslubum, tarzım kentli olabilir ama ulaştığım kitle sadece kentli değil, kentten fazlası.

nev one dergisi'ne konuştu nev röportajı one'daRock müziği doğası gereği protesttir. Sizin müziğinizde de muhalif bir duruş var mı?

En son albümde gölgesi ile yüzleşmesi gereken bir adamı anlatıyorum, insanın kendisi içerisindeki duruşunu sorgulaması gereken bir adamı. Somuta indirgemek gerekiyorsa Kör Kuyular, Cadı Kazanı albümlerimdeki muhalif parçalardan. Ama muhalif olurken haklıyken kendimi haksız duruma düşürmeyecek şekilde muhalif olmak. Yıkmak, ille birşeylerin tersi olmak ya da çıkmazlara sürmek değil, bunlar kolay şeyler, yapıcı bir muhaliflik peşindeyim. Bazen muhalif olduğunuz şeylerin bir yere varmayacağını bilirsiniz ama bu sizin vicdani ve sosyal sorumluluğunuzdur. Bunu söyledik diye Avrupa’nın ortasında insanlar katledilmedi mi, ya da Kuzey Irak’ta milyonu geçen insan ölmedi mi, ya da burda bir sürü insan ölmüyor mu? Ama önemli olan, “söylemesek ne olur?” diye sormak gerekiyor. Protest olmak sadece halk yaşamı, sosyal duruş ve siyasi tavırla ilgili değil; Kişinin kendi içindeki gölgelerini aydınlatması ile de ilgili bir muhalif duruşu olması gerekiyor, kişinin de kendi içinde bir muhalifi var çünkü; gölgesi onun muhalifidir. O sebeple albümlerimin genel içeriği de öyle, ışığın ve gölgenin birbirini tamamlaması.

Pop ve fantezi müziğin hâkim olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Kaliteli müziğin karşılık bulabildiğine inanıyor musunuz? İnanıyorum; Çünkü benim yaptığım müzik mükemmel bir müzik olabilir bazılarına göre, bazılarına göre olmayabilir de. Ama ben mükemmelliyetçilikten daha çok samimiyet ve üslup peşinde olan ve onu geliştirmeye çalışan bir insanım. Eğer ben bugün Türkiye’de kaliteli müzik yok dersem, -bunu benim söylemem çok doğru değil ama bana öyle söyledikleri için belirtiyorum- kendimi inkar etmiş olurum. Yaptığım müziğe kaliteli müzik diyorlar ve bu bir karşılık buluyor gerçekten.

nev one dergisi söyleşisiTürk müzik dünyasını endüstriyel açıdan nasıl buluyorsunuz? Yapımcılar ve müzik firmaları arasında sağlıklı bir rekabet ortamı var mı?

Türk müzik dünyasının bir endüstri olduğuna inanmıyorum bir kere. Çünkü talebini ve arzını doğru noktada oluşturamayan, sürekli kendini inciten, değerleri doğru yerde oluşmamış bir durum söz konusu. Son dönemde oluşan korsan vs. ve bir takım zorluklarla dünyada bir garabet söz konusu bu anlamda. O kadar çok müzisyenin hakkı yendiki yapımcılar tarafından, bunun aksi de oldu, nerde olduğunu bilmeyen müzisyenler tarafından iyi niyetli yapımcılar da incitildi.Yapımcı ile müzisyen arasında sürekli bir kırgınlık, mutsuzluk var, talep doğru yerde oluşmuyor. Aranjörlerin kendi sosyolojisini ve coğrafyasını bilen ve gelişmeye açık insanlar olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü birçok aranjör zengin sevgilileri tarafından finanse edilen insanlara bilgilerini ve emeklerini kiralıyorlar ama bu arada kendini aşmaya çalışan birçok insanı da yalnız bırakıyorlar ki ben onlardan biriyim. Bu sebeple kendi stüdyomu kurdum ve kendi müziğimi yapmaya çalışıyorum.

Bir röportajınızda doğru tanımlanmış magazinin içinde yer almaktan mutluluk duyarım diyorsunuz? Türk tipi magazin anlayışının ne halde olduğu ortada. Ama kitlelere ulaşmak isteyen her sanatçının sizin ifadenizle ‘doğru tanımlanmış bir magazin’e ihtiyacı olduğu da bir gerçek. Bu bağlamda gerçek bir sanatçı için popülizm-sanat dengesi nasıl olmalıdır?

İnsan bir başarıya ulaştığı zaman o başarının keyfini ve zevkini çıkarmak, ensesinin okşanmasını ister. Herkes gibi bunu ben de isterim. Bunun da karşılığını görebileceğimiz yerler konserler veya oluşan kaliteli bir cemiyet. Etrafımda olan kaliteli insanlarla beraber engellilere destek olmak için projeler geliştirdik mesela, ama neden magazin bunu duyurmadı? Sadece kulüp kapılarından gecenin bir vakti çıkan insanları mı göstermek zorundalar. Ben magazinden değil de doğru tarif edilmemiş magazinden uzak durmaya çalışıyorum bu sebeple. Popülizm-sanat dengesinde amaç sanat olmalı, araçlar da amacın önüne geçmemeli.

nev one dergisi'ne konuştu nev röportajı nev söyleşisi one'daMüzik kariyerinizin başında kendinize şu soruyu sorduğunuzu söylüyorsunuz? ‘İcra etmek istediğim meslek bu ama geçimimi sağlayacak meslek de bu mu?’ Gençlerin yaşadığı en büyük sendromlardan birisidir bu. Sevilen meslek – para kazandıracak meslek ikilemini öğrencilerin çoğu yaşar. Genç bir yetişkin olarak One’ın genç okurlarına bu konuda ne öneriyorsunuz?

Eğer gerçekten isterseniz ben maneviyat olarak da Allah’ın insanların istediği herşeyi ona verdiğini düşünüyorum. Ama istemenin yanında gerçek anlamda çalışacak işe ruhunu samimiyetini koyacaksın. Ben ya şanslı bir kulum ya da bunları istedim ki bana verdi. Çok da tembel olmama rağmen verdi. Kesinlikle insan sevdiği işi yapmalı, çünkü insan kendini affedebilir. İş dünyasındaki görevimle devam etseydim hayatımı kiralamış olacaktım kendim olamayacaktım. İnsan ben seçtim deyip kendini affedebilmeli günün birinde, hayatın boyunca kendin olmayıp başkalarının idaresi ile yaşadıktan sonra kendini ne kadar affedebilirsin, o da başka bir konu. Sen varsan dünya var, yoksan yok. Ve sen neye hazırsan, dünya da ona hazır.

Bazen isimli bir şarkınız var. O şarkıyı iş hayatından bunalıp yazdığınızı biliyoruz. İş hayatının sizin yaşamınızda dolduramadığı boşluklar nelerdi? Neden Nevzat Doğansoy, Nev olmaya karar verdi? Şarkının dediği gibi ne zaman farkettiniz yokluğunuzu?

İş hayatındayken de, o anki içerik itibarı ile yaptığım şeyden daha fazlasını yapabileceğimi biliyordum. Benim için galiba yaptığım işin sonucunda birilerinin mutlu olduğunu görmek çok önemliydi. Mutlu olmaktan kasdım insanların rekabet ile birbirlerini yaralamalarından öte birbiriyle samimi ilişkiler kurması. İş hayatında şunu gördüm; İnsanlar ilk başta üniversiteyi kazanacağız, daha sonra okul bitecek, mezun olacağız, evleneceğiz, evimiz olacak çoluk çocuk vs. diyorlar; Daha sonra iş hayatına başladıkları zaman rekabetin acı tarafları başlıyor, öyle bir yere geliyor ki artık hayatınızı kiraladığınızın farkına varıyorsunuz. Rekabet ortamında, insanların yabancılaştığını görüyorsunuz. Kendilerini tanımadan, tercihlerini bilmeden, hayatlarında seçimler yapan insanlar, bu seçimlerini geri çeviremedikleri noktada, oldukları yerde daha verimli olmak, daha rasyonel olmak dururken, bir takım saçma sapan işlerde sürüklenebiliyorlar. En azından şunu diyebilirim; Müzisyen olup olmayacağımı bilmiyordum ama o yaptığım işten daha iyi bir şey olacağımı biliyordum ve en azından hayatımda bir kere denemeliydim.

nev one dergisi'ne konuştu nev röportajı nev one'a anlattıSizi ilk olarak kemik gözlüklerle gördük, ilk albümünüzün simgesi oydu, sonra bir anda gözlükler çıktı ve kelebek nesneleri dikkat cekti kliplerinizde. Hatta son albümünüzde kelebek adında bir şarkınız da var. Neden kelebek?

Kelebekler üzerinde 6-7 ay araştırma yaptım. Kelebekler o kadar masumlar ki, o şuursuz şuursuz gezmeleri… Bir yandan da kendine peşinen yeniliyor, eğer izlersen değişik bir yaratık kelebek. Kelebek bir yandan masumiyeti, bir yandan kendine olan yenilgisi ve kısa zamanda bütün mutlulukları kucaklama çabası ile kendi içinde saf ve tertemiz. Devamlı masumca arayan, çok fazla zamanı olmayan, kendine yenilen bir varlık olarak kelebeğin kadınsı bir tarafı var. Daha öncü, daha çok sorgulayan tarafı ile kadın ile daha çok özdeşleşiyor. Kelebek şarkısında ise o masumiyet karşısında diz çöken ve eriyen asi bir rüzgarın kelebeğe bakışını anlatmak istedim.

Fan Club’ınızla aranızda güzel bir ilişki olduğunu biliyoruz. Zaman zaman bir araya geliyorsunuz. Onların fikirlerine değer veriyorsunuz? Ne söyleyebilirsiniz onlar hakkında?

Türkiye’de bir sanatçının sahip olabileceği en güzel Fan Club bizimkisi. Kendi içinde bütünlük kazanması, bir tavra sahip olması için Fun Club’a şu ana kadar pek müdahil olmadım. Fun Club’ın kendine ait bir kişiliği, duruşu var. Ben ve benim etrafımda bütünleşmiş bir cemiyetten ziyade, kendi kendine harekete geçmiş, iradesi ve sosyal duruşu olan öz insanlardan oluşmuş bir topluluk. Bir kere bir kişiliği var, duruşu var ve bu duruşla ilgili olarak ara sıra canı acıyan bir Fun Club ki öyle de olması gerekiyor. Buradaki dostlar benim maneviyatım,Türkiye’nin her neresi olursa olsun, Avrupa’da olsun, beni hiçbir yerde yalnız bırakmıyorlar, örgütlenmesini biliyorlar. Bazı noktalarda onlara danışıyorum, fikir alıyorum, yardımcı oluyorlar, eleştiriyorlar. Fun Club’üme çok çok müteşekkirim ve inşallah onlarla daha çok güzel işler yapacağız.

Nev birçok tarzı, düşünceyi içinde barındıran bir sanatçı. Sosyal sorumluluk konusunda da oldukça duyarlı olduğunuz biliniyor. Dergimiz okurlarına bu konudaki fikirlerinizi ve “her şeye rağmen” de konu edindiğiniz hayata bakış açınızı anlatır mısınız?

Bütün bunların bana Allah’ın bir hediyesi olduğunu düşünüyorum. Dünyanın bana verdiğini, daha fazlasıyla ona geri vermem gerekiyor. Kimi zaman hatalar yapmam gerekiyor, çünkü hatalar insanı zenginleştiriyor, hata yapmadan, risk almadan insan bir tarafa gelemiyor. İlk başta sosyal sorumluluklar konusunda engelliler için “Her şeye Rağmen” şarkısını yapmıştık.Albümün ismi de “Her şeye Rağmen”di. Evet ilk defa çıkışımızı belki de bir risk alarak engelliler için olan şarkıyla gerçekleştirdik, ama sonuçları hayırlıydı. Şimdi ise “Her şeye Rağmen”i özel olarak onlar için bir albüm haline getirip, basıp, dağıtıp onların yanında olmaya çalışacağız. TESYEV’ de sevgili Yavuz Kocaömer ile birlikte bir çalışmamız var. Bunun haricinde orman yangınları ile ilgili olarak yeni bir çalışmam var. Sosyal sorumluluk sadece engelliler ve sıkıntısı olanlar için değil, engeli olmayanların da kendini doğru algılaması, doğru tarif etmesi için kendi içimde yakaladığım şeyleri onlarla da paylaşıyorum.

nev one dergisi'ne konuştu nev röportajı nev meslek yaşamını one'a anlattıÜzerinde çalıştığınız yeni albümünüz “Bir Nevî Alaturka” hakkında bilgi verebilir misiniz? Alıştığımız, sevdiğimiz Nev tarzının dışında bir albümle mi karşılaşacağız?

Yıllarca çok gelenekçi bir yaklaşımda bulunulan Türk sana müziğini, edebine, tavrına saygı göstererek daha değişik bir şekilde nasıl yorumlayabiliriz, anlamlandırabiliriz diye düşünüyorum “Bir Nevî Alaturka” ile. Ama önemli olan onun hiçbir şekilde edebini, mahremini bozmadan bu çalışmayı gerçekleştirmek. Bunun için büyük ustalarla ayağım yere sağlam basarak çalışmalar yapıyorum. Amaç alaturkayı biraz daha doğru yere, tavra yönlendirmek.

Nevi şahsına münhasır şarkı sözleriniz var. Metaforların, imgelerin sıkça yer aldığı yoğun ve derinlikli bir üsluba sahipsiniz. Yani aslında bir şairsiniz? Bu farklı ve edebi üslûbunuza rağmen şarkılarınız ‘şiirden bihaber’ olduğu söylenen gençler tarafından çok seviliyor? Bunu neye bağlıyorsunuz?

Samimiyet, ilişki kurma ile ilgili olarak istek ve bunların yarattığı vaadin doğru yerde oluşması. Hepimiz insanız, insana insan gibi davranılırsa, şarkılarda insani şeylerden bahsederseniz bu oluşuyor. Adam Allah belanı versin diye söylüyor ama Müyap tarafından ödüle layık görülüyor, bu da insani bir değer karşılığı! Biz o kadar insanlaşamadık! İronik.

Şarkı sözlerinizde sûfi göndermeler var. Özellikle İbn-i Arabî’nin felsefesine karşı özel bir ilginiz olduğunu biliyoruz? Sanatçılar arasında görmeye pek alışık olmadığımız bu kültürü nerden ve nasıl kazandınız?

Hakikaten buna nasip diyelim; Bu vadedilmiş bambaşka bir şey. Ben inanıyorum ki kendini ifade etmekle ilgili buraya gelme sebeplerimiz var, herkesin bir sebebi var. İlk önce bizim onu kendi içimizde keşfetmemiz ve onu doğru şekilde tarif etmemiz, bize verilen hediyeyi tadında değerlendirip, dünyanın en az bize verdiği kadar onu dünyaya geri iade etmemiz gerekiyor. Bu coğrafya sûfi tarafı ve diğer tarafları ile olsun o kadar zengin bir coğrafya ki maneviyatı ve sosyolojisi ile, bunu görmemek için gerçekten kör olmak lazım. Nasıl elektronik gitar çalıyor, blues müzik seviyorsak, mistik taraflar, romantizm-gerçekçilik çelişkisi, gölge, insana ve hayata dair sorgulamalar ve dediğiniz gibi metaforlar da var. Benim hayatımda etrafıma baktığım zaman olmayan şeyler değil bunlar. Ama ben bunu nerde oluşturup anlamlandırıyorum, önemli olan bu.

Yorum Sahası

  • Esma diyor ki:

    Muhtesem bir ses ve kisilik! Seni seviyoruz Nev <3

  • sümeyye diyor ki:

    Nev in seside kendiside samimi yani dinlerken bizden uzakmış gibi gelmiyor ünlü olmak için hiç bir çabası yok ve en önemlisi şarkılarını severek yapıyor insanı da şarkıları güzel yapan sevgi ve aşk. nev de şarkılarını aşkla ve samimiyetle yaptığı için şarkılarına hayranlıkla dinlememek elde olur bir şey değil……

  • bir nev-i hayran diyor ki:

    nev’in sesine hayranım kadife gibi sesi var dinlerken insanı yormuyor efendi adam şarkılarıda güzel daha ne olsun

Görüş Bildir

Login with Facebook: