Marjinal Fotoğraf Sanatçısı Mehmet Turgut

mehmetturgut5Ankara’dan yaklaşık bir sene önce İstanbul’a gelip yerleşen usta fotoğrafçı Mehmet Turgut’u değişim rüzgârlarının estiği Cezayir Sokağı’ndaki stüdyosunda ziyaret ettik. 21 Temmuz 1977 yılında Ankara’da doğan ve fotoğrafla iç içe büyüyen Mehmet Turgut, fotoğrafçı bir aileden geldiği için kendisini şanslı gördüğünü her fırsatta dile getiriyor.

Sanatçının çektiği fotoğraflar bir kesim tarafından beğenilmesine karşın bir kesim tarafından da eleştiriler alıyor. Ancak bir gerçek var ki yakaladığı ruhları fotoğraflarına verme başarısı onu şimdilerin en çok konuşulan isimlerinden biri yapıyor. Mehmet Turgut kendisini, fotoğraflarını ve ilerde gerçekleştirmek istediği projelerini One’a anlattı.

Fotoğrafçı bir aileden geliyorsunuz. Babanızın ve dedenizin fotoğrafçı olması, hayatınızın bu yönde gelişmesini sağlamış. Başka meslekle uğraşan bir aileden gelmiş olsaydınız fotoğraf çekme isteği içinizde yine uyanır mıydı sizce?

Düşünsenize Afrika’da kabilenin reisinin oğlu olduğunuzu, nerede fotoğrafçılık yapacaksınız (gülüşmeler). Ama denk gelme meselesi bazı insanlarda denk geliyor. Beethoven’ın müzisyen olması, Ara Güler’in fotoğrafçı olması, Caravaggio’nun ressam olması gibi kendi beyin ve vücutlarına uygun branşlar denk geldikleri zaman herhalde böyle etkileşimler meydana geliyor. Daha doğru ve diğerlerinden farklı işler ortaya çıkıyor diye düşünüyorum. Bundan dolayı da şanslıyım bu konuda çünkü fotoğrafçılık en yatkın olduğum sanat, o yüzden keyifliyim.

Üç nesil fotoğrafçılıkla uğraşan ailenizden birbirinize aktardığınız fotoğrafçılıkla ilgili sırlar var mı? Kendi tekniğinizi nasıl geliştirdiniz?

3194350903_3d73cf0e94Böyle bir sır yok, hepimizin kendine özgü bir tekniği var. Mesela babamın porte çekim tekniği ile benim portre çekim tekniğim birbirinden çok farklıdır. Tenkniğimin gelişmesinde, bir fotoğraf platformu içinde doğmak çok önemli bir etken. Çocukken çizgi film izleyeceğime fotoğraf baskısı yapan insanları izliyordum. Sürekli fotoğraf çeken birileri vardı etrafımda. Bunların çok etkisi oldu tekniğimi geliştirmemde.

İstanbul’a yakın zamanda geldiniz. Ankara’dan buraya gelirken ekibiniz değişti mi? İstanbul size ne gibi değişiklikler kattı?

Belirli bir ekibim yoktu zaten, burada da büyük bir ekibim yok. Ankara’dayken sürekli sanat fotoÄŸrafları üzerine adapte olmuÅŸ durumdaydım. En azından ayda beÅŸ – altı tane farklı konsept çekiyordum. Ama İstanbul’a geldikten sonra iÅŸler o kadar yoÄŸunlaÅŸmaya baÅŸladı ki – bunu da bekliyorduk, zaten o yüzden 30 yaşıma kadar bekledim İstanbul’a gelmek için – burada çok fazla bir sanat fotoÄŸrafı üretmek, ne kadar ilham gelirse gelsin vakit olarak pek mümkün olmuyor.

mehmetturgut1Gittikçe artan fotoğraf çekimleriniz var, sizi yorduğunu düşüyor musunuz peki?

Mesleğimi severek yapıyorum, mesleğim aynı zamanda benim hobim. O yüzden problemim yok çünkü, yaşam biçimim bu benim.

Fotoğraflarını çekmenizi isteyen işveren firmaların sizi yönlendirmeleri oluyor mu? Hiç özgürlüğünüzün kısıtlandığını hissettiniz mi?

Her müşterinin bir çizgisi var. O çizginin altına inmek ya da üzerine çıkmak her zaman onların inisiyatifinde olan bir şey. Bazıları rahat bırakıp ne istersen onu yap gibi diyeniliyor, bazılarının da belirli standartları var, o standartların dışına çıkmak istemiyorlar. Bir iki yerde istediğimizi yapıyoruz, üç yerde yapamıyoruz ama yavaş yavaş bunu aştığıma inanıyorum. Birkaç sene sonra şöyle olsun böyle olsun gibi kalıpların kalacağına da inanmıyorum.

Genelde stüdyonuzda kurgusal fotoğraflar çekiyorsunuz. Ancak bazı kesim sürekli kendinizi tekrarladığınız konusunda sizi eleştiriyor bu durum hakkında ne düşünüyorsunuz?

Stüdyo dışında çekilmiş yüzlerce fotoğrafım var. İyi fotoğraflar olduklarına da inanıyorum. Bir fotoğrafçı isterse bütün fotoğraflarını bir kömürlükte bir duvarın önünde, bir kırmızı koltukta veya bir merdivende çeksin bunu hayatı boyunca da yapabilir; ama o çektiği fotoğrafların hepsinde konu farklıdır. İnsanların algılayamadıkları şey bu aslında. Bir background takıntım olduğu zaman uzun süre o background veya o renklerde bir şeyler üretmek istiyorum. Acaba kendimi tekrar ediyor muyum?, acaba aynı şeyi yapıyor muyum? Kaygısını hiçbir zaman duymadım. Bütün fotoğraflarımın konusu bir birinden farklıdır. Ben milyonlarca konsept üretebiliyorsam farklı farklı vücut dillerini, yüz ifadelerini çekebiliyorsam bu bir tekrar olmuyor. Bunu söyleyenlerin olaya bakış açılarının çok dar olmasından kaynaklanıyor bence. Bunları hiçbir zaman umursamadım. Yıllardır o kadar garip eleştiriler aldım ki. Benim hakkımda hiçbir fikre sahip olmayan insanlar benim hakkımda sürekli konuşuyorlar.

teoman3nFotoğraflarınızı çeşitli platformlarda sürekli paylaşıyorsunuz. Bu durum insanlarla kurduğunuz iletişimi etkiliyor mu?

Çok fazla dışa açık bir fotoğrafçıyım. Benim tabii ki egolarım var ama insanların üzerine birebir egom yok. Bu durum bazı insanları bir yandan sevindiriyor bazı insanları da kızdırıyor. Benimle kontak kurmaya çalışan insanlardan iletişimimi kessem bu sefer insanların gözünde farklı bir boyuta taşınmaya başlanacağım. Belki de bu çok daha iyi yerlere getirecekti beni ama ben bunu istemiyorum. İnsanlarla iç içe olmayı seviyorum, zaten fotoğrafçı sosyal bir insandır. Ben kendini fotoğrafla ifade eden ve bu yaşıma kadar her gün fotoğrafçılık yapmış bir insanım. Entelektüel bir uğraş olsun diye fotoğraf makinesi alıp dağ bayır gezip fotoğraf çekmedim.

Dijital çekimler yapıyorsunuz peki sizce, analog fotoğrafçılık ve dijital fotoğrafçılık arasında bir rekabet söz konusu mu?

Analog fotoğraf ile dijital fotoğraf savaşı, Nikon ile Canon savaşı, yok yıldız savaşları (gülüşmeler) bu neyin savaşı, insanlar bunlarla niye uğraşıyor anlamıyorum. Bir sürü marka var ama bir Nikon öğrenmişler bir Canon öğrenmişler, bir Analog bir Dijital öğrenmişler böyle aralarında bir takım tripler uğraşıyorlar, bunu çok yanlış buluyorum. Bunların hepsi bir araçtır. İster küvette yıkayayım ister yazıcıdan çıktı alayım sonuçta istediğim fotoğraf karesini elde edebiliyorum. Bunu nasıl elde ettiğimden kime ne? Ben 7-12 yaşımda siyah beyaz, 12-20 yaşımda renkli, 20-30 yaşımda dijital fotoğrafçılık yaptım. Bunu en son tartışacakları kişi benimdir herhalde.

Mehmet_Turgut_by_EtveÇeşitli fotoğraf sitelerinde fotoğraflarınızda çok fazla photoshop kullandığınız söyleniyor. Bunun hakkında ne söylemek istersiniz?

Dışarıdan göründüğü kadar fotoğraflarıma photoshop uygulamıyorum. Herkes zannediyor ki her şeyi photoshopta yapıyorum. Fotoğraf için makyaj tasarımları hazırlıyoruz, yaklaşık dört saat makyaj sürüyor. Keşke o halimizi de görseler. Bazı fotoğraflarımda hiç photoshop kullanmadığım halde yine photoshop kullandığımı söylüyorlar. Photoshop sanatçısı olsam zaten illüstratör (Grafik programlarını kullanarak resimleme, tasvir etme) olurdum.

Kurgusal fotoğraflarınız fantastik, geleneksel kalıpları yıkacak şekilde oluyor. Fotoğrafınızı çekeceğiniz kişileri o atmosfere nasıl sokuyorsunuz?

Atmosfer olayı kesinlikle samimiyetle alakalı bir şeydir. Karşınızdaki insanı kullanmak için ya da bir şeylere alet etmek için onu platformun içine sokuyorsanız o da zaten sizin harekelerinizden bunu anlayacaktır, sonuçta böyle bir durum yok. Fotoğrafını çektiğim insanların yüzde 99’u benim arkadaşım. Pek çok ünlü isimle çalıştım, onları o sürekli gördüğümüz standart kalıpların dışında fotoğrafladım. Fotoğraf çekmek benim için çok büyük keyif. O yüzden benim her zaman kendi stüdyom ve ekipmanım oldu. Çünkü benim ne zaman fotoğraf çekeceğim, kiminle çekeceğim, nasıl çekeceğim hiç belli değil.

mehmet turgut karakalem one dergisi röportajıAIDS ile ilgili Pozitif Negatif Yaklaşımlar adlı projenin fotoğraflarını çektiniz? İlerde buna benzer sosyal sorumluluk projelerinde yer almayı düşünüyor musunuz?

Kenan Bahadır Derre’nin geçen sene de böyle bir çalışması olmuş o zaman 20 kişinin fotoğrafı çekilmiş. Bu sene 70 kişinin fotoğrafını çektik ve hepsi büyük isimlerdi. AIDS ile ilgili fikirleri ve onların konuyla ilgili verdikleri mesajları fotoğrafladık. Fotoğrafını çektiğim 70 kişinin içine nüfuz edebilmek gerçekten enteresandı. Çünkü çok kısa bir sürede 3 ay gibi bir zaman diliminde, günde 5-6 kişi hatta 10 kişi ile çalıştık. Her biriyle kontak kurmak zorundasınız. Biraz kendimi de denemiş oldum. Birçok albüm, dergi fotoğrafları çektim ama aynı anda bu kadar çok kişinin fotoğrafını çekmek ilk defa başıma geldi; ama yine aynı şey oldu, ben olmam gerektiği gibi oldum ve bütün fotoğraflar istediğimiz şekilde çıktı. Gönüllü bir işti, herkes gönüllü olarak geldi, ben de gönüllü olarak çektim. Bu işten kimsenin maddi bir çıkarı yok. Ajandanın satışından alınan para Pozitif Yaşam Derneği’ne bağışlanacak. Önümüzdeki yıl yine bu projede olmayı düşünüyorum, daha farklı boyutta sadece 12 kişiye birer gün ayırarak daha kompleks daha büyük platformlu bir şeyler yapmak istiyorum. İlerde eğitim ile ilgili de bir projede yer alabilirim.

Fotoğraflarınıza baktığımızda hayal gücünüzü, kurgulama yeteneğinizi görüyoruz. Ruhunuzun yansıması olduğunu söylersek Mehmet Turgut ruhsal dünyasında nasıl birisi?

Mehmet Turgut aslında çok durgun birisidir. Çok marjinal hayat yaşayan biri değilim, aksine mütevazi bir hayat yaşıyorum. Kötü alışkanlıklarım yok, uyuşturucuya çok karşıyım. Belki ilerde bununla ilgili de bir proje yapabilirim. Onun dışında da karışık bir adamım. Hissetme noktalarım fazla, üzüldüğüm zaman fazla üzülüyor, sevdiğim zamansa fazla seviyorum. Bunların hiç ortası yok. Dışarıdan da ben öyleyim, ya beni çok sevenler vardır ya da benden çok nefret edenler vardır ama hiç ortasında olanları görmedim.

mehmet turgut röportajı one dergisi'ndeHemen herkes fotoğraf çekmeye başladı. Çeşitli fotoğraf sitelerinde sınırsız fotoğraf paylaşımı söz konusu. Tüketim toplumu olmanın gereği olarak fotoğrafın geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Fotoğrafın geleceği yoktur diyenlere ben yanılıyorsunuz diyorum. Çünkü resim, fotoğraf, müzik bunların her zaman geleceği vardır. Hiçbir sanat dalının öleceğine inanmıyorum. Fotoğrafçılık şu anda en popüler sanat akımı. Bir kaç yıl daha böyle gider ama bir süre sonra belki de resim tekrar popüler olacak, bir süre sonra heykel popüler olacak, bu böyle devam edecek. Bizim ülkemizden de kaynaklanıyor aslında, mesela bir paten yarışması oldu televizyonda, Türkiye’nin en ücra yerlerinde bile paten pistleri kurulmaya başlandı. Bir dans programı oldu gençlerin çoğu dansçı oldu. Temiz kalpli bir millet olduğumuz için bunları hemen benimsiyoruz. Ayrıca çok kişinin fotoğraf çekmesi benim işime gelir. Zamanında bu işler belli başlı insanların elindeydi ama şimdi o kadar çok fotoğraf çeken var ki sizin çok daha iyi olmanız lazım, sadece iyi olmak yeterli değil. Bu durum rekabeti artıracak, insanlar daha çok fotoğraf çektikçe, çeşitlilik artınca o zaman sizde ister istemez arkadan daha çok iteceksiniz.

Fotoğraflarınızda fikir olarak hiç sıkıntı çektiğiniz oluyor mu? Hayal gücünüzü nasıl besliyorsunuz?

Fotoğraf çekerken bazen bu fikir nereden geldi aklına diye sorarlar, bilmiyorum derim. Fotoğraflarım çok entelektüel, çok marjinal değil aslında. Hayal gücümü besleyecek bir şey de yapmıyorum. Kitap okumayı pek sevmiyorum ama çok film izlerim.

Fotoğrafçılık eğitimi almadınız peki bu konuda eğitim önemli mi sizce?

Fotoğrafçılık eğitimi önemli ama fotoğrafçılık okullarında verilen eğitim tatmin edici değil gibi geliyor. Çünkü fotoğrafçılık okuyan gençler fotoğraf sanatçısı olacaklarını zannediyorlar. Fotoğrafçılık okulları teknik fotoğrafçı yetiştirmeliler bence. Arada fotoğraf sanatçısı çıkar ama herkes fotoğraf sanatçısı olamaz. Resim bölümünden mezun olan herkes ünlü bir ressam mı oluyor? Konservatuarı bitirenlerin hepsi ünlü birer müzisyen mi oluyor? Bu nedenle insanlar mezun olduktan sonra kendilerini boşlukta hissediyorlar. Bana çok gelip soruyorlar, ama ben onların geldikleri yoldan gelmedim o yüzden onlara yol gösterme şansım yok.

Mehmet Turgut, fotoÄŸraf severlere ne gibi tavsiyeler vermek ister?

Zihinlerini rahat bıraksınlar, bu yaşam tarzlarını o da fotoğraflarını etkileyecektir. Bu zincirleme bir reaksiyondur. Fotoğrafçılığın dünyanın en zor işi olduğunu düşünmesinler ama en kolay işi olduğunu da düşünmesinler. Teknik anlamda fotoğrafçılık bir şekilde çözülebilecek bir şey. Bir fotoğraf makinesinin nasıl kullanılacağını çözmek, objektifi, ışığı çözmek zaman içersinde öğrenilebilebilir. Beynin içindeki fotoğrafı aktarabilmek insanın kendisiyle barışık olmasına ve toplumsallaşmasıyla alakalı.

Yorum Sahası

  • İsim Sizsiniz diyor ki:

    bir üstte “orhan diyor ki;” baÅŸlıklı gönderinin altında mesajı olan bilinç.

    Fotografla ilgileniyorum kendi çapımda dediğin an baştan kaybedersin. Sana 3 öneri, iyi dinle.

    1-Edilgen ol ! 180 derecelik görüş açınla fotograf makinesiz tara etrafı, öykün olanları…

    2-Fotografın ne olduğunu, gerçeklikteki önemini öğrenmek istiyorsan, herhangi bir zaman-mekan uzamındaykan etken davranıp, baktığın yerde, tıpkı deklanşöre basarmışcasına göz kapaklarını kapa-aç.

    3-Barok dönemi eserlerini ye-yut sonra da kendine şu soruyu sor, ben sanat mı yapmak istiyorum yoksa fotografla mı ilgileniyorum (kendi çapında)

    photoşop, nikon, canon o şu bu teferruattır, olgunun içinde olduğun an, çapının dışındaki istediklerin seni sen kaçsan bile bulacaktır.

    Yolun açık olsun

  • Melisa Evren Küçük diyor ki:

    Mehmet Bey’e ulaÅŸmanın bir yolu var mı? Birçok sebepten dolayı kendisiyle tanışmak istiyorum.

  • orhan diyor ki:

    iyi günler mehmet bey. ben de fotoğrafla ilgileniyorum kendi çapımda. analog bir pozlu makinam var. clr. nerden başlamalı, nereye gitmeliyim bu işte kendimi geliştirmek için sizce ?
    photoshop gibi programları bilmem gerekir mi yoksa sadece kareyi yakalamak yeterli midir iyi bir fotoğraf için ?

Görüş Bildir

Login with Facebook: